Kelimeler arşivi içinde; başında "önem" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. önem ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu önem ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde önem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ÖNEMSEYEBİLMEK
ÖNEMSEYEBİLME
ÖNEMSEMEZLİK
ÖNEMSEMEZCE
ÖNEMSİZLİK, ÖNEMSETMEK, ÖNEMSENMEK
ÖNEMSENİŞ, ÖNEMSİZCE, ÖNEMSEYİŞ, ÖNEMSETME, ÖNEMSENME, ÖNEMSEMEK, ÖNEMLİLİK, ÖNEMLEMEK
ÖNEMSEME, ÖNEMLİCE
ÖNEMMEÇ, ÖNEMSİZ
ÖNEMLİ, ÖNEMEK
ÖNEM
ÖNEM
Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.
ÖNEMLEMEK
Değer vermek, önemli saymak.
ÖNEMSEYEBİLME
Önemseyebilmek işi.
ÖNEMSEMEZLİK
Önem vermezlik, mühimsemezlik.
ÖNEMSEYEBİLMEK
Önemseme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖNEMSENMEK
Önem verilmek, üzerinde durulmak.
ÖNEMLİLİK
Önemli olma durumu, ehemmiyetlilik.
ÖNEMSEMEK
Önemli saymak, önem vermek, mühimsemek, saymak.
ÖNEMSEMEZCE
Önemsemeyen bir biçimde.
ÖNEMSENME
Önemsenmek işi.
ÖNEMSETMEK
Önemseme işini yaptırmak.
ÖNEMSEYİŞ
Önemseme işi.
ÖNEMSİZCE
Önemli sayılmayacak kadar.
ÖNEMSETME
Önemsetmek işi.
ÖNEMSENİŞ
Önemsenme işi.
ÖNEMSİZLİK
Önemsiz olma durumu, ehemmiyetsizlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖNEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞAMA
Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye. Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap.
AYRICA
Ayrı olarak, başkaca, antrparantez. Bundan başka. Ayrı bir önem verilerek.
ARAMİCE
Sami dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milattan önceki dönemlerde kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
ASURCA
Sami dilleri ailesine giren ve milattan önceki dönemlerde Ön Asya'da kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.
AĞIRŞAKLANMAK
Ergenlik döneminde çıbanda veya memede ağırşak biçiminde bir tümsek oluşmak.
AKROPOL
Eski Yunan şehirlerinde, en önemli yapıların ve tapınakların bulunduğu iç kale.
AĞBENEK
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı.
ANTİKA
Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.
ANIT
Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide. Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
ANLAMSIZ
Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan, manasız, beyhude, boş, içsiz, yersiz, gıcırı bükme, ipsiz sapsız.
ALIŞTIRMA
Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
AYRILAŞMAK
Benzerleri arasında ayrı bir yeri ve önemi olmak, teferrüt etmek.
AŞIRI
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın. Gereğinden fazla, çok. Gereğinden fazla olarak, çokça. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit, ekstrem. Ötede, ötesinde.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
ALDIRMAZ
İlgisiz. Bir şeye önem vermeyen.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.