Kelimeler arşivinde; içinde "ökün" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ökün bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ökün ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ökün olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇÖKÜNDÜRÜK, DÖKÜNTÜSÜZ
DÖKÜNTÜLÜ, SÖKÜNDÜZÜ
DÖKÜNMEK, TÖKÜNÜGÜ, CÖKÜNDÜR, ÇÖKÜNDÜR, HÖKÜNMEK, KÖKÜNMEK
TÖKÜNÜH, ÇÖKÜNTÜ, ÖKÜNMEK, SÖKÜNTÜ, DÖKÜNTÜ, DÖKÜNME
ÖKÜNÜK
LÖKÜN, ÖKÜNÇ, SÖKÜN
ÖKÜN
ÖKÜN
Yemek : Ökün hazırlandı mı?.
DÖKÜNTÜLÜ
Döküntüsü olan. Deride döküntü ile görülen, döküntü ile beliren (hastalık).
HÖKÜNMEK
Konuşmak. Yalvarmak. Bir kimsenin konuşmasını taklit ederek alay etmek.
SÖKÜNTÜ
Sökülen şeyin parçası. Ağaçlık yerden açılan tarla.
TÖKÜNÜH
Asık; üzi tökünüh.
DÖKÜNMEK
Kendi üstüne dökmek.
ÖKÜNMEK
Birinin yaptıklarını, söylediklerini yineleyerek alay etmek. Öykü anlatmak. Alay etmek.
ÇÖKÜNDÜR
Pancar.
DÖKÜNTÜSÜZ
Döküntüsü olmayan.
SÖKÜNDÜZÜ
Diyarbakır şehrinde, Ergani ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ÇÖKÜNDÜRÜK
Tortu.
CÖKÜNDÜR
Toprak altında kalan ot kökleri. Pancar.
ÇÖKÜNTÜ
Çökme. Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum, bunalım, kriz, depresyon. Jeolojik bir olay sonunda oluşan toprak çöküklüğü. Çöken şeylerin kalıntısı, enkaz. Suyun dibine çöken şeyler.
KÖKÜNMEK
Kök salmak.
TÖKÜNÜGÜ
Somurtkanlığı.
DÖKÜNTÜ
Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖKÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DURULANMAK
Yıkanmış şeyler duru sudan geçirilmek. İnsan, yıkandıktan sonra bir daha temiz su dökünmek.
ENKAZ
Yıkıntı, döküntü, çöküntü.
GELBERİ
Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. Tırmık. Ağaç dallarını budamak için kullanılan eğri demir. Harman döküntülerini toplamaya yarayan araç.
AZİT
Azothidrik asit HN3 teki hidrojenin yerine bir kökün geçmesi ile türeyen birleşikler.
DİPLEMEK
Bitkiyi kökünden sökmek. İçilecek bir şeyi dibine kadar içmek.
AMİT
Amonyağın hidrojeni yerine bir asit kökünün geçmesiyle oluşan birleşiklerin sınıf adı.
BUNALIM
Doğal bir süreçte birdenbire oluşan aykırılık, bunluk, buhran, kriz. Tehlikeli sonuç doğurabilecek gerginlik, buhran, kriz. Uyaranlara karşı duyarlığın, iş yapabilme gücünün, kendine güvenin azalarak karamsarlığın, umutsuzluğun güçlenmesiyle ortaya çıkan ruhsal bozukluk, ruhsal çöküntü, depresyon. Bir hastalıkta iyileşme veya ölümle sonuçlanan, birdenbire ortaya çıkan fizyolojik değişiklik, kriz. Çöküntü.
GRABEN
Çöküntü hendeği.
ARAROT
Sıcak iklimlerde yetişen maranta adlı kamıştan ve başka bitkilerin kökünden çıkarılan, çocuk maması yapmaya yarayan un.
BADAS
Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.
HURDA
Eski maden parçası. İşe yarayamayacak derecede bozulmuş, zarar görmüş. Parçalanmış, döküntü durumuna gelmiş.
CURNATA
Bıldırcın sökünü.
BOZUNTU
Bozulmuş bir şeyin kalan bölümleri, döküntü. Şaşkınlığa düşme. Kendinde bulunması gereken nitelikleri taşımayan kimse veya şey.
BAŞAKLAMAK
Tarlalarda, bağlarda kalmış döküntüleri toplamak.
DÖKÜNME
Dökünmek işi.
BIÇILGAN
Azmış, yayılmış yara. Hayvanların tırnak kökünde oluşan yara.
ÇİÇEKSİMEK
Çiçek gibi olmak, çiçeklenmek. Kristal durumunda bulunan bir bileşik, kristal suyunu yitirip beyazımsı bir toz durumunu almak. Deride leke, sivilce, çiçek gibi döküntüler belirmek.
ÇİRİŞ
Çiriş otunun kökünün öğütülmesiyle yapılmış olan ve su ile karılarak tutkal gibi kullanılan esmer, sarı bir toz.
DEPRESYON
Bunalım. Çöküntü.
BAMBUL
Kurtçuk evresinde ekinlerin kökünü, ergin evrede başakları kemiren, kahverengi, kın kanatlı böcek (Anisoplia austriaca).