Kelimeler arşivinde; içinde "çare" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çare bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çare ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çare olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇARESİZCESİNE
ÇARESİZLİKLE
ÇARESİZLİK
BİÇARELİK, ÇARESİZCE
ÇARESİZ, ÇAREVİÇ, BEYÇARE, PAÇARES
BİÇARE, BEÇARE, NEÇARE, PEÇARE, UÇARER
ÇARE
ÇARE
Bir sonuca varmak, ortadaki engelleri kaldırmak için tutulması gereken yol, çıkar yol, çözüm yolu. Tedavi yolu, deva.
ÇARESİZCESİNE
Çaresizce.
PEÇARE
Kalın sırık. Tarla sınırını belirten çit.
ÇARESİZ
Çaresi bulunmayan, onulmaz. İster istemez. Çıkar yol bulamayan bir biçimde. Çare bulamayan, zavallı (kimse), biçare.
UÇARER
Çok sevinen kimse.
BEÇARE
Biçare, zavallı.
PAÇARES
Engel.
NEÇARE
Keçiboynuzu, iğde ve üzümden yapılan bir çeşit turşu.
BEYÇARE
Biçare, zavallı.
BİÇARE
Çaresiz.
BİÇARELİK
Biçare olma durumu, zavallılık, çaresizlik.
ÇARESİZCE
Çaresiz bir biçimde, çaresizcesine.
ÇARESİZLİK
Çaresiz olma durumu.
ÇAREVİÇ
Çarın oğlu.
ÇARESİZLİKLE
Çaresiz bir biçimde.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇARE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SIZLANMAK
Kendine yapılmış olan bir haksızlığı, kendisini tedirgin eden bir durumu, çare bulması veya sadece sıkıntısına ortak olması için karşısındakine anlatmak, yakınmak, şikâyet etmek, şekva etmek, tazallüm etmek.
UMARSIZ
Çaresiz, çıkar yolu olmayan. Çaresiz bir biçimde, çıkar yolu olmaksızın.
DEVA
İlaç, çare.
BEÇARO
Biçare, zavallı.
ALLEM
"Bir işi istediği duruma getirmek için her türlü kurnazca çareye başvurmak" anlamıyla allem etmek, kallem etmek sözünde geçer.
YOL
Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.
PLANLAMA
Planlamak işi. Hükûmet tarafından ulaşılacak amaçları belirleyen, tarım, ulaşım, sanayi vb. kesimlerdeki artış ölçüsünü tespit eden ve uygulanması gerekli çareleri önceden gösteren ekonomik, sosyal programın belli süreler için hazırlanması işi.
DÖVÜNMEK
Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek. Çok üzülmek.
MERHEM
Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etkili madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı veya yağsız ilaç. Çare.
BİİLAÇ
İlaçsız, çaresiz. Umutsuz olarak.
UMAR
Çare.
TILSIM
Doğaüstü işler yapabileceğine inanılan güç. Çare, önlem. Büyülü olduğuna inanılan muska vb. şey.
NAÇAR
Çaresi olmayan, çaresiz. Zavallı, düşkün.
ABANDONE
Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.
DEVASIZ
İyileştirilemeyen, ilacı bulunamayan. Çaresiz.
NEVMİT
Umutsuz, çaresiz. Umutsuz, çaresiz bir biçimde.
ÇALIŞMAK
Bir şeyi oluşturmak ya da ortaya çıkarmak için emek harcamak. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Herhangi bir iş üzerinde olmak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak.
UMARSIZLIK
Umarsız olma durumu, çaresizlik.
İLAÇ
Bir hastalığı iyi etmek veya önlemek için türlü yollarla kullanılan madde, em, deva. Çare, önlem.
DERMAN
Güç, takat, mecal. Çıkar yol, çare. İlaç.