Kelimeler arşivinde; içinde "ütü" olan, toplam 228 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ütü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ütü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ütü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BÜTÜNLEŞTİREBİLME
BÜTÜNLEŞTİRİLMEK
BÜTÜNLENEBİLMEK, BÜTÜNLEŞEBİLMEK, BÜTÜNLEŞTİRİLME, BÜTÜNLETEBİLMEK, BÜTÜNLEYEBİLMEK
KÜTÜPHANECİLİK, BÜTÜNLENEBİLME, BÜTÜNLEŞEBİLME, BÜTÜNLEŞTİRMEK, BÜTÜNLETEBİLME, BÜTÜNLEYEBİLME, BÜYÜTÜLEBİLMEK, ÇÜRÜTÜLEBİLMEK, DERELİTÜTÜNCÜK, YÜRÜTÜLEBİLMEK
İNEBOLUKÜTÜĞÜ, BÜTÜNLEŞTİRME, BÜYÜTÜLEBİLME, ÇÜRÜTÜLEBİLME, TÜTÜNÜBULKARI, ÜTÜLEYEBİLMEK, YÜRÜTÜLEBİLME
ÇÜRÜTÜVERMEK, ÜTÜLEYEBİLME
BÜTÜNCÜLLÜK, BÜTÜNLEMELİ, BÜTÜNLENMEK, BÜTÜNLEŞMEK, BÜTÜNLETMEK, BÜTÜNSELLİK, FÜTÜROLOJİK, HAFIZIKÜTÜP, KÜTÜKLEŞMEK, KÜTÜPHANECİ, KÜTÜRDETMEK, PÜTÜRLENMEK, PÜTÜRSÜZLÜK, YÜRÜTÜCÜLÜK, BÜTÜNLEYİCİ, ÇÜRÜTÜVERME, DÜTÜZDÜRMEK, ELMALIÜTÜĞÜ, KÜTÜRTDENEK, TÜTÜNLENMEK, TÜTÜNLETMEK, TÜTÜNSERİĞİ, TÜTÜNVAGONU, TÜTÜZDÜRMEK
BÜTÜNLEMEK, BÜTÜNLEŞME, BÜYÜTÜLMEK, ÇÜRÜTÜLMEK, FÜTÜROLOJİ, KÜTÜKLEŞME, KÜTÜRDEMEK, KÜTÜRDETME, PÜTÜRLENME, TÜTÜNCÜLÜK, YÜRÜTÜLMEK, BAĞRIBÜTÜN, BÜTÜNLENME, BÜTÜNLEŞİK, BÜTÜNLETME, BÜTÜNLEYEN, BÜYÜTÜRLÜK, İÇBÜTÜNLÜK, KALBİBÜTÜN, KÜTÜKARABA, KÜTÜKÇÜLÜK, KÜTÜKLEMEK, KÜTÜKUŞAĞI, ÖĞÜTÜCÜLÜK, ÖKÜZKÜTÜĞÜ, SESBÜYÜTÜR, TENBELKÜTÜ, TÜTÜNCÜLER, TÜTÜNNEMEĞ, TÜTÜNSELİK, Devamını Oku »»
BÜTÜNLEME, BÜYÜTÜLME, ÇÜRÜTÜLME, FÜTÜROLOG, KÜTÜPHANE, KÜTÜRDEME, ÖĞÜTÜLMEK, TABÜTÜVAN, ÜTÜLENMEK, YÜRÜTÜLME, YÜRÜTÜLÜŞ, ASLANSÜTÜ, KİREÇSÜTÜ, BAREBÜTÜN, BAŞIBÜTÜN, BÜYÜTÜLÜŞ, ÇÜRÜTÜLÜŞ, DELİTÜTÜN, GARAKÜTÜK, GÜÇLÜTÜRK, KARAKÜTÜK, KÜTÜKLEME, KÜTÜLEMEK, KÜTÜREDEK, KÜTÜRTDEK, ÖRSKÜTÜĞÜ, SÜTÜNYAYI, TÜTÜNALTI, TÜTÜNNÜYH, ÜRKÜTÜLME, Devamını Oku »»
BÜSBÜTÜN, BÜTÜNCÜL, BÜTÜNLER, BÜTÜNLÜK, BÜTÜNSEL, FÜTÜRİST, FÜTÜRİZM, FÜTÜVVET, KÖRKÜTÜK, KÜSKÜTÜK, KÜTÜKLÜK, ÖĞÜTÜLME, ÖĞÜTÜLÜŞ, PÜTÜRSÜZ, TÜTÜNLÜK, ÜTÜCÜLÜK, ÜTÜLEMEK, ÜTÜLENME, YÜRÜTÜCÜ, BİSBÜTÜN, BÜTÜRMEK, DÜTÜNLÜK, ETKÜTÜĞÜ, FÜTÜRİSM, KÜTÜKKÖY, KÜTÜLMEK, KÜTÜRDEK, ÖZLÜTÜRK, PÜTÜRMEK, TÜMBÜTÜN, Devamını Oku »»
BÜYÜTÜŞ, ÇÜRÜTÜŞ, KÜTÜRTÜ, ÖĞÜTÜCÜ, PÜTÜRGE, PÜTÜRLÜ, TÜTÜNCÜ, ÜTÜLEME, ÜTÜLMEK, YÜRÜTÜM, BÜTÜREM, BÜTÜRÜM, BÜYÜTÜM, KEZKÜTÜ, KUŞSÜTÜ, KÜRÜTÜL, KÜTÜKÇÜ, KÜTÜKLÜ, KÜTÜLDÜ, KÜTÜLTİ, KÜTÜMEK, KÜTÜPÜR, KÜTÜRGE, KÜTÜRÜM, KÜTÜVAL, MÜTÜRÜF, PÜTÜREK, PÜTÜRÜK, RÜTÜBET, ŞÜTÜMEK, Devamını Oku »»
ÖĞÜTÜŞ, ÜŞÜTÜK, ÜTÜLME, ÜTÜSÜZ, KÜTÜRE, ÜTÜGEN, ÜTÜĞEN, ÜTÜLEK
BÜTÜN, KÜTÜK, PÜTÜR, TÜTÜN, ÜTÜCÜ, ÜTÜLÜ, DÜTÜN, HÜTÜT, KÜTÜH, KÜTÜR, KÜTÜZ, NÜTÜK, PÜTÜL, PÜTÜN, SÜTÜL, SÜTÜR, TÜTÜK, YÜTÜK
MÜTÜ, TÜTÜ, ÜTÜH, ÜTÜK, ÜTÜT, ÜTÜZ
ÜTÜ
ÜTÜ
Genellikle giysilerin buruşukluklarını gidermek için bunların üzerinden geçirilen kızgın demir araç. Bu araçla yapılmış olan iş.
BÜTÜNLENEBİLMEK
Bütünlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLEŞEBİLMEK
Bütünleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLETEBİLMEK
Bütünletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLETEBİLME
Bütünletebilmek işi.
BÜTÜNLEYEBİLMEK
Bütünleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLEYEBİLME
Bütünleyebilmek işi.
BÜTÜNLEŞTİRMEK
Bütün duruma getirmek.
BÜTÜNLEŞTİREBİLME
Bütünleştirebilmek işi.
BÜTÜNLEŞTİRİLME
Bütünleştirilmek işi.
KÜTÜPHANECİLİK
Kitaplık görevlisinin işi, bibliyotekçilik. Kitaplık bilimi.
BÜYÜTÜLEBİLMEK
Büyütülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇÜRÜTÜLEBİLMEK
Çürütülme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BÜTÜNLEŞTİRİLMEK
Bütünleşmesi sağlanmak.
BÜTÜNLENEBİLME
Bütünlenebilmek işi.
BÜTÜNLEŞEBİLME
Bütünleşebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜTÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
AKTAR
Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
ALACALIK
Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.
AİLECE
Bütün aile ile, ailecek.
ALFABE
Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
AKTİNOLOJİ
Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ALTIK
Konusu ile yüklemi aynı olan, biri tümel olumlu, biri tikel olumlu; biri tümel olumsuz, biri tikel olumsuz iki önerme arasındaki bağlantı durumu: "Kimi insanlar fânidir" önermesi "Bütün insanlar fânidir" önermesinin altığı olur.
AKŞAMLAMAK
Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AMPÜTASYON
Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.
ALİZE
Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.