Kelimeler arşivinde; içinde "yüzük" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yüzük bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yüzük ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yüzük olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YÜZÜKTÜRMEK
ALTINYÜZÜK
YÜZÜKOYUN, YÜZÜKBAŞI, YÜZÜKUYIN
YÜZÜKMEK, YÜZÜKUYU
YÜZÜK
YÜZÜK
Parmağa geçirilen genellikle metal halka. Yüzük oyunu.
YÜZÜKOYUN
Yüzüstü.
YÜZÜKMEK
Utanç duyarak uzaklaşmak: Suçüstü yakalanınca yüzüktü de üç gündür eve gelmiyor.
ALTINYÜZÜK
Tunceli şehri, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
YÜZÜKBAŞI
Ankara ilinde, Yenimehmetli bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YÜZÜKUYU
Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).
YÜZÜKUYIN
Yüzükoyun.
YÜZÜKTÜRMEK
Soğutup, ürkütüp uzaklaştırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YÜZÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FİRUZE
Küpe ve yüzük taşı gibi süslemede kullanılan, mavi renkli, saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral.
YÜZÜSTÜ
Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun. Başlanmış fakat tamamlanmamış bir durumda.
ALAKLAŞMAK
Yüzük oyununda eşler aralarında ad çekişmek.
CİVCİVANASI
Yüzük parmağı.
GUBA
Yüzükoyun düşmeyi anlatır. Kümes hayvanlarının tepelerindeki tüy.
MAHFAZA
İçinde küpe, yüzük, bilezik vb. değerli süs eşyalarının saklandığı kutu.
DİLGÖZ
Ortası yüzük gibi çok delik mavi katır boncuğu. Ufak, renkli boncuklardan örülerek yapılan nazarlık.
ATSIZ
Ortanca oğul, oğlan. Yüzük parmağı. Adı konulmamış.
AKİK
Kalseduan kuvarsının bir türü olan, yüzük taşı, mühür vb. yapmakta kullanılan, türlü renklerde, yarı saydam, parlak ve değerli bir taş.
DİLKOZ
Ortası yüzük gibi çok delik mavi katır boncuğu.
FİCEH
Mâni söyleyerek fala bakmada kızların kendilerine, göre tayin ettikleri bir işaret; yüzük, anahtar ve benzerleri Bir kovanın içine bunlar konur, kova eski hesaba güre 7 Temmuzdan bir hafta önce bir gül ağacı altına gömülür. 7 temmuz sabahı çiçekler toplanarak kovanın üstüne konur. Anası babası sağ olan ve ilk evlat bulunan bir kız ilk olarak şunu söyler; ficeh ficeh fil olur içi doli gül olur ficege gelen gızın dileği gabul olur sonra kovayı açar, başka manilerle ficehleri çıkarır.
DİLGOZ
Develerin semerini süslemek için kullanılan, sedeften yapılmış süs. Ortası yüzük gibi çok delik mavi katır boncuğu.
NİŞANLAMAK
Bir çiftin evlenme işinin kararlaştığına belirti olarak parmaklarına yüzük takmak, yavuklamak. Bir hedefi vurmak için silah, taş vb.ne belli bir doğrultu vermek. Bir şeyin yerini belirtmek, işaretlemek, nişan koymak.
TEKTAŞ
Sadece bir pırlantası veya elması olan (yüzük, küpe).
PIRLANTA
Birçok façetası olacak biçimde yontulmuş foyasız parlak elmas. Üzerinde bu elmas bulunan (yüzük vb.).
DÜMELEK
Çömelmiş, yüzükoyun.
ELBAŞ
Çocukların beş taşla oynadıkları bir oyun ki, taşın birini ellerine alıp, dördünü yere koyarak ellerindeki taşı havaya atıp yerdekilerini kaparlar. Çocuklar bu oyunu oynayacakları zaman "elbaşım, etek taşım, yüzük taşım, toptaşım" diye birbirlerini çağırıp oyuna başlarlar.
TAKI
Çoğunlukla evlenen veya nişanlanan birine armağan olarak verilen küpe, bilezik, yüzük, zincir gibi şeylerin tümü. Adın başka bir kelime ile ilgi kurmak üzere aldığı durum eki. Cümleler ile kelimeler arasında ilişki kurmaya yarayan kelimeler. Kadınların ziynet eşyası, asım takım.
TAKIŞTIRMAK
Küpe, bilezik, yüzük vb. süs eşyasını çokça takmak.
NİŞANLI
Evlenmek için söz verip yüzük takmış olan kimse, adaklı. Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olan kimse.