Kelimeler arşivi içinde; başında "yüzün" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. yüzün ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yüzün ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yüzün olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YÜZÜNDÜŞMEK
YÜZÜNKUYLU, YÜZÜNCÜYIL, YÜZÜNKOYUN, YÜZÜNKOYLU, YÜZÜNKAPAK, YÜZÜNGUYLU
YÜZÜNÜSTÜ, YÜZÜNKUYU, YÜZÜNKOYU, YÜZÜNGUYU, YÜZÜNGOYU, YÜZÜNATMA
YÜZÜNGÖR, YÜZÜNDEN
YÜZÜNGÜ, YÜZÜNGE, YÜZÜNCÜ
YÜZÜN
YÜZÜN
Yüz üstü, yüzükoyun.
YÜZÜNKOYU
Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).
YÜZÜNGÖR
Ayna.
YÜZÜNKAPAK
Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).
YÜZÜNDEN
-den ötürü.
YÜZÜNGOYU
Yüzüstü.
YÜZÜNDÜŞMEK
Değerinden düşmek, önemini yitirmek.
YÜZÜNCÜYIL
Trabzon şehrinde, Maçka belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
YÜZÜNATMA
Atkısı ipek, çözgüsü iplik olan gömleklik bez.
YÜZÜNKUYU
Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için). Bayır aşağı, iniş. Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun.
YÜZÜNGUYLU
Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun. Yüzükoyun.
YÜZÜNÜSTÜ
Yüzüstü.
YÜZÜNKOYUN
Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için). Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun. Yüzükoyun, yüz üstü.
YÜZÜNGUYU
Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).
YÜZÜNKUYLU
Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için). Yüzü yere gelecek biçimde, yüzükoyun.
YÜZÜNKOYLU
Yüzü aşağı gelecek biçimde (yatmak, düşmek, ve benzerleri için).
Bu bölümde tanımı içerisinde YÜZÜN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
ALAZLAMAK
Bir şeyin yüzünü alevden geçirmek, aleve tutmak. Sızlatmak, yakmak, acı vermek.
ALIN
Yüzün, kaşlarla saçlar arasındaki bölümü. Bir ocakta her türlü ayak, galeri, baca, kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi. Karşı. Bazı şeylerin önü, ön yüzü.
COĞRAFYA
Yeryüzünü fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal yönlerden inceleyen bilim. Bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen, fiziksel, ekonomik, beşerî, siyasal gerçekliklerin tümü.
CAHİLLİK
Bilgisizlik. Gençlik, toyluk, deneyimsizlik. Gençlik, toyluk, deneyimsizlik yüzünden işlenen kusur.
BATI
Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi, Garp, Doğu karşıtı. Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı. Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika. Güneşin 22 Mart'ta ve 23 Eylül'de battığı nokta. Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, garp.
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.
BOYANMAK
Boyama işi yapılmak. Kendi kendini boyamak, yüzüne boya sürmek, makyaj yapmak.
AŞOZ
Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva.
AZONAL
Yeryüzünün herhangi bir noktasında enleme bağlı olmaksızın meydana gelen olay.
BOYALI
Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış. Yüzünü çok boyamış olan, makyajlı (kadın).
BADANALI
Badana edilmiş olan. Yüzüne çok pudra ve boya sürmüş olan (kadın).
AVCI
Avı kendine iş edinen kimse. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran, tanıtan kimse. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir takımyıldız, Cebbar, Orion. Başka hayvanları yakalamakta usta olan (hayvan).
BULAŞMAK
Bir nesne, üzerine sürülen bir şey yüzünden kirlenmek. Hastalık geçmek, sirayet etmek. İstemeden veya rastlantı sonucu bir işe karışmak. İstenilmeyen bir madde bir şeye sürülmek. Çatmak, sataşmak, tedirgin etmek.
BOYASIZ
Boya sürülmemiş. Yüzünü boyamamış olan, makyajsız (kadın). Renksiz.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
BEY
Erkek adlarından sonra kullanılan saygı sözü. Satma, satış. As. Zengin, ileri gelen kimse, bay (I). Aşığın çukur yüzünün arkasındaki yumru bölge. Küçük bir toplumun veya küçük bir devletin başkanı. Erkek sıfatlarının hemen arkasına eklenir. Eş, koca. Komutan. Erkek özel adları yerine kullanılan bir söz.
ASTİGMATİZM
Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.
BOYLAM
Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri, tul, tul derecesi, meridyen.
BIKMAK
Tekrarlanması, sürüp gitmesi yüzünden bir şeyden doygunluk veya yorgunluk duyarak onu istemez duruma gelmek, usanmak. Dayanamaz duruma gelmek.