Kelimeler arşivinde; içinde "yil" olan, toplam 141 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yil bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yil ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yil olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
İYİLEŞTİREBİLMEK, İYİLEŞTİRMECİLİK, SANAYİLEŞEBİLMEK, YİLANBOYUNGİLLER
İYİLİKBİLMEZLİK, SANAYİLEŞTİRMEK, İYİLEŞTİREBİLME, SANAYİLEŞEBİLME
İYİLİKBİLİRLİK, İYİLİKSEVERLİK, SANAYİLEŞTİRME
İYİLEŞTİRMEK, İYİLİKBİLMEZ, SANAYİLEŞMEK, EYİLEŞTIRMEK, EYİLEŞTİRMEK, MEYİLHACILAR, SİYİLYAPRAĞI
ENAYİLEŞMEK, İYİLEŞTİRME, İYİLİKBİLİR, İYİLİKÇİLİK, İYİLİKSEVER, SANAYİLEŞME, FEYİLLENMEK, FEYİLSİZLİK, SEYİLLENMEK, YİLEKLENMEK
BAŞBAYİLİK, BİRFEYİLLİ, DAYİLİYECİ, ENAYİLEŞME, KIZILCAYİL, MEYİLSEMEK, OKŞAYİLMEK, SEYİLLEMEK, YİLTELEMEK
GÜVEYİLİK, İYİLEŞMEK, MUHAYYİLE, MÜTEMAYİL, ZEYİLNAME, ÇİYİLEMEK, ENİYİLEME, EYİLATMEK, EYİLENMEK, EYİLEŞMEK, EYİLETMEK, İYİLETMEK, MEYİLDERE, SİYİLLİOT, ŞAİSMAYİL, UZDEYİLER, YİLÇIBANI, YİLDİRMEK, YİLİNSİYE, YİLLENMEK, YİLYARASI
ENAYİLİK, GİYİLMEK, İYİLEŞME, İYİLİKÇİ, İYİLİKLE, MEYİLSİZ, BAYİLMAK, CEBRAYİL, EYİLECEN, EYİLEMEK, EZİRAYİL, FEYİLSİZ, FEYİLSÜZ, İYİLEMEK, İYİLTMEK, SEYİLMEK, SİYİLCİK, SİYİLCÜK, SİYİLOTU, YEYİLGEN, YEYİLMEK, YİLETMEK, YİLİKMEK, YİLİŞMEK, YİLLİKLİ, YİLMEŞÜK, YİLPİKLİ, YİYİLMEK
BAYİLİK, GİYİLİŞ, GİYİLME, MEYİLLİ, AVCEYİL, DANYİLİ, EYİLCEN, GEYİLÜR, HAMAYİL, HEMAYİL, İSMAYİL, İSMEYİL, İYİLCİK, KABAYİL, YEYİLME, YİLELEK, YİLİŞOH, YİLLEME, YİLTMEK
İYİLİK, YİLBİK, EKÜYİL, EYİLCE, EYİLIH, EYİLİK, GİYİLE, YİLĞUN, YİLLER, YİLMEK, YİLMÜK, YİLÖNÜ, YİLPİK, YİLTEN
MEYİL, ZEYİL, BİYİL, CAYİL, CİYİL, ÇEYİL, ÇİYİL, FEYİL, GAYİL, MAYİL, NAYİL, SAYİL, SEYİL, SİYİL, TEYİL, YİLAN, YİLAR, YİLEK, YİLEN, YİLİN, YİLLİ
YİL
YİL
Yel. Yel, rüzgar.
İYİLEŞTİRMEK
İyileşmesini sağlamak, sağlığına kavuşturmak, tedavi etmek. Eksikliğini, bozukluğunu gidermek, ıslah etmek.
SANAYİLEŞEBİLMEK
Sanayileşme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EYİLEŞTIRMEK
İyileştirmek.
SANAYİLEŞTİRME
Sanayileştirmek işi.
İYİLEŞTİRMECİLİK
Toplumsal yaşayışın hangi bölümünde olursa olsun istenilen değişme ve gelişmelerin, devrimsel girişimler yerine birbirini izleyen ve yavaş yavaş uygulanan düzeltici önlemlerle gerçekleşebileceğini ileri süren görüş.
SANAYİLEŞEBİLME
Sanayileşebilmek işi.
İYİLİKBİLMEZLİK
İyilikbilmez olma durumu.
İYİLİKBİLMEZ
İyilik gördüğü kimseye hainlik yapan, aldığı yardımı inkâr eden, nankör, tuz ekmek düşmanı.
YİLANBOYUNGİLLER
Kuşlar (Aves) sınıfının, kürek ayaklılar (Pelecaniformes) takımından, Afrika, Suriye ve Madagaskar'da yaşayan, suya dalıp uzun, sivri gagalarını zıpkın gibi kullanarak balık avlayan, ucu yuvarlak ve uzun kuyruklu türleri olan bir familya. Yılanboyun kuşu (Anhinga rufa) iyi bilinen türüdür.
İYİLİKBİLİRLİK
Değerbilirlik.
SANAYİLEŞTİRMEK
Sanayileşmesini sağlamak.
İYİLEŞTİREBİLME
İyileştirebilmek işi.
İYİLEŞTİREBİLMEK
İyileştirme imkânı veya olasılığı bulunmak. İyileşmesinde etkili olmak. İyileşmesine gücü yetmek.
İYİLİKSEVERLİK
Hayırseverlik.
SANAYİLEŞMEK
Üretimde makine, tezgâh vb. maddi üretim araçlarına giderek daha çok yer vermek, endüstrileşmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde YİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ABDESTLİK
Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
BAŞBAYİ
Bir dağıtım işinde bütün bayilerin bağlı bulunduğu ana bayi.
AYAKLANMAK
Çocuk yürümeye başlamak. Hasta iyileşip yürüyebilir duruma gelmek. Ayağa kalkıp gitmeye davranmak. Toplu bir biçimde zor ve şiddet kullanarak devlet güçlerine karşı gelmek, başkaldırmak, isyan etmek. Uyanmak, uyanıp kalkmak.
BEYAZLATMA
Beyazlatmak işi, ağartma. Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
BLUZ
Vücudun üst bölümüne giyilen, genellikle ince kumaştan yapılmış olan veya iplikten örülen kadın giysisi.
BİNİŞ
Binme işi. Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe. Atlı alay. Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe. Atlı alayda giyilen giysi.
BEDİK
Kazak Türklerinde bir hastalığın iyileşmesi için yapılmış olan tören.
AHRETLİK
Ahret kardeşi olan kadınlardan her biri. Öbür dünyada karşılığı görüleceğine inanarak yapılmış olan (iş veya iyilik). Besleme kız, beslek.
AKINTILI
Akıntısı olan. Eğik, eğimli, meyilli.
BİKİNİ
Deniz, göl, havuz vb. yerlere girerken veya güneşlenirken giyilen, iki parçadan oluşan kadın giysisi.
AYAKKABI
Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.
ARKALIK
Sırt dayamaya yarayan yer. Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir kısa hırka türü. Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı, semer, hamal semeri, arkalıç.
ATIFET
İyilik, bağış, kayra, lütuf, ihsan, inayet. Karşılık beklemeden gösterilen sevgi.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
BÖRKENEK
Geviş getiren hayvanların midelerinin ikinci bölümü. Yağmurdan veya soğuktan korunmak için giyilen ucu sivri boşluk, külah.