Kelimeler arşivinde; içinde "yağla" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yağla bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yağla ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yağla olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YAĞLAYABİLMEK
YAĞLAYABİLME
YAĞLANMAK, YAĞLAMBAÇ, YAĞLATMAK, YAĞLAYICI
YAĞLAMAK, YAĞLAMAN, YAĞLAMAÇ, YAĞLATMA, YAĞLANMA
YAĞLAĞI, YAĞLAMA
YAĞLAÇ, YAĞLAR, YAĞLAŞ
YAĞLA
YAĞLA
Et kıyılan tahta.
YAĞLAÇ
Hamura, ekmeğe yağ sürmekte kullanılan, ucu bezli deynek. Bir turp çeşidi. Un ve su karıştırılarak pişirilip, üstüne yağ dökülerek yenilen bulamaç.
YAĞLAYABİLME
Yağlayabilmek işi.
YAĞLAMA
Yağlamak işi. Küçük tabak büyüklüğünde açılan yufkaların tavada pişirilmesinden sonra aralarına kıymalı iç konulup üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek hazırlanan bir yemek.
YAĞLANMAK
Yağlama işi yapılmak, yağ sürülmek, yağ konulmak. Yağ oluşmak. Yağdan kirlenmek. Yağ sürünmek.
YAĞLAR
Yağ asitlerinin karışık yapılı alkollerle meydana getirdiği esterler. Yağ asitleriyle gliserolün esterleşmesinden oluşan, hayvan ve bitki dokusunda bulunan benzen, eter ve kloroform gibi organik eriticilerde çözünen ancak suda çözünmeyen temel organik bileşikler. İzmir şehri, Kiraz belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
YAĞLATMAK
Yağlama işini yaptırmak.
YAĞLAMBAÇ
Sacda pişmiş, üstüne tereyağı sürülmüş ekmek.
YAĞLAYICI
Makine, motor vb.ni oluşturan parçaları yağlama işinde kullanılan araç.
YAĞLAMAÇ
Sacda pişmiş, üstüne tereyağı sürülmüş ekmek.
YAĞLAYABİLMEK
Yağlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAĞLAMAN
Balkon.
YAĞLAĞI
Kağnıların dingilini yaklamak için, içinde sabun, bezir yağı saklanan, boynuzdan yapılmış kap.
YAĞLAMAK
Yağ sürmek. Dalkavukça övmek, yağ çekmek. Sürtünen iki yüzey arasına, kaymayı kolaylaştırmak için yağlı bir madde sürmek.
YAĞLATMA
Yağlatmak işi.
YAĞLANMA
Yağlanmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAĞLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEZİRLEMEK
Bezir yağı ile yağlamak, bezir yağı sürmek.
MEYANE
Çorba vb. yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılmış olan sos.
YAĞ
Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde. Güzel kokulu bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde. Abartılı övgü. Vücudun, atılması gereken amonyak, üre vb. maddelerini içine alarak deriden sızan ve ter kokusunu veren madde. Vazelin, mazot gibi yağları andıran ve sanayide kullanılan bir mineral madde.
GÖBEKLİ
Karnı yağlanıp şişmanlamış. Yaprakları büyüyüp sıklaşmış (marul, lahana).
KILAĞI
Taş üzerinde bilenen bir kesici aracın keskin yüzüne yapışan ve aracın iyi kesebilmesi için, yağlanmış yumuşak taşla kaldırılması gereken çok ince çelik parçaları, zağ.
SABUN
Kirli ve yağlı şeyleri temizlemekte kullanılan, türlü yağlarla alkaliler birleştirilerek yapılmış olan madde. Bu maddenin kalıp durumunda olan biçimi.
ÇERVİŞ
Kasaplık hayvanlardan elde edilen çeşitli yağların eritilmişi. Yemeğin sulu kısmı.
SABUNLAŞMA
Bitkisel veya hayvansal yağların sabun durumuna dönüşmesi.
GÖBEKLENMEK
Karnı yağlanıp şişmanlamak. Marul, lahana yaprakları büyüyüp sıklaşmak.
YAĞCI
Yağ çıkaran ya da satan kimse. Makineleri yağlayan kimse. Dalkavuk.
OLEİN
Sıvı yağlarda ve margarinlerde bulunan oleik asidin bir esteri.
VERNİK
İnce bir tabaka olarak uygulandıktan sonra saydam biçimde katı duruma gelen, kuruyan yağlar, reçine ve çözücüden oluşan kaplama malzemesi.
EBELEME
Ebelemek işi. Mayalı hamuru bezelere ayırarak yufka durumuna getirip sac üzerinde pişirdikten sonra alt ve üst kısımlarının yağlanmasıyla yapılmış olan ekmek.
LİPARİ
Çirozluktan sonra yağlanmaya başlayan uskumru.
YAĞCILIK
Yağ çıkarma ya da satma işi. Makineyi yağlama işi. Dalkavukluk.
SALMASTRA
Halat tellerinden saç gibi örülmüş olan ip. Özellikle makinelerde birbirine sıkıca değen iki yüzey arasına yerleştirilerek bu yüzeyler arasına su, buhar veya yağların sızmasını önleyen urgan.
BİLEZİK
Genellikle altın, gümüş vb. elementlerden yapılmış olan ve bileğe süs için takılan halka. Mobilyaların ayak altlarına takılan kare, dikdörtgen, silindir, kesik koni vb. şekilli, pirinç veya nikel kaplı demirden yapılmış, iki ucu delik gereç. İki borunun ucunu birleştirmeye yarayan halkaya benzer parça. Motor pistonlarına, yağlama, soğutma, özellikle sızıntıyı önleme vb. amaçlarla yerleştirilmiş, genel olarak dökme demirden yapılmış, uçları açık ve esnek halka. Kelepçe.
OLEOMETRE
Yağların yoğunluğunu ölçmeye yarayan sıvıölçer.
MARGARİN
İçyağlarında bulunan, margarik asidin gliserinle birleştirilmesiyle de yapay olarak elde edilen, 47 °C'de eriyen ve besin değeri olan bitki yağı.
ANTİOKSİDAN
Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde. Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde.