Kelimeler arşivinde; içinde "vire" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vire bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu vire ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vire olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BOYUNÇEVİREN, DEVİREBİLMEK
ALAVİRESİYE, DEVİREBİLME, EVİREBİLMEK
DAĞDEVİREN, EVİREBİLME
VİRECEKLİ
VİRESİYE, TEDVİREN, EVİRECEK
VİRECAK, VİRECAM, VİRECEK, VİREMYA
EVİREÇ, VİREMİ, VİRESİ
VİRE
VİRE
Hiç durmadan, art arda. Sürekli. Durmaksızın. Amana gelme, yenilgiyi kabul etme, üzerinde savaşılan şeyi verme.
EVİREBİLMEK
Evirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DAĞDEVİREN
Adıyaman ili, Gerger ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Van şehrinde, Dorutay nahiyesine bağlı bir yer.
VİRECEKLİ
Borçlu.
VİRESİYE
Veresiye.
VİRECAK
Vereceğiz.
BOYUNÇEVİREN
Kuşlar (Aves) sınıfının, gökkuzgunumsular (Coraciiformes) takımının, boyunçevirengiller (Jyngidae) familyasından, ağaç kabuğu renginde, yaklaşık 17 cm kadar uzunlukta, ağaç oyuklarında kuluçkaya yatan, geniş ve karışık yapraklı ormanlarda, park ve meyve bahçeleriyle mezarlıklarda yaşayan, Türkiye'de göçmen olan bir tür. Dönerboyun, boyundöndüren.
ALAVİRESİYE
Boşuna, boş yere: Çocukla alaviresiye uğraşıyor.
VİRECAM
Vereceğim.
DEVİREBİLMEK
Devirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DEVİREBİLME
Devirebilmek işi.
EVİREBİLME
Evirebilmek işi.
TEDVİREN
Yönetmekle görevli olarak.
VİRECEK
Borç.
VİREMYA
Kanda virüslerin bulunuşu.
EVİRECEK
Saç üzerinde pişirilen yufka ekmekleri çevirmeye yarayan uzun ve yassı tahta araç.
Bu bölümde tanımı içerisinde VİRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FIRILDAKÇI
Fırıldak yapan veya satan kimse. Düzen çeviren, düzenci, dolap çeviren kimse.
BİYEL
Makinelerde, bir ucu pistona, öbür ucu volanı çeviren kaldıraca geçirilmiş, pistonun doğrusal hareketini krankta dairesel harekete çeviren, hareketli kol.
PİL
Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine çeviren araç, batarya.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
ALMAÇ
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz, alıcı, reseptör.
MÜRTEKİP
Para, kazanç karşılığı olarak kötü, uygunsuz işler çeviren (kimse). Yiyici.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ÇEVİRMEN
Konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse, çevirici, dilmaç, tercüman, dragoman. Herhangi bir metni bir dilden başka bir dile çeviren kimse, çevirici, dilmaç, mütercim.
KRANK
Bir motorda biyellerin doğrusal hareketini dairesel harekete çeviren dingil. Sac, çinko, dökme demir, bakır vb. borunun yönünü değiştirmeye yarayan kıvrım.
ELEKTROMOTOR
Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren cihaz. Mekanik veya kimyasal bir etki altında elektrik üreten araç.
SALTO
Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu. Havada takla. Vücudun, ayakta duruştan yerinde ya da koşarak hız alıp sıçramasıyla, ellere dayanmadan havada enine ya da derinliğine ekseninde öne - arkaya - yana bir takla atarak ayaküstü gelmesi. Yerde, yüksek bir araçtan aşağı ya da bir araçtan bu yolla aşma biçiminde uygulanan türleri vardır.
İLTİFAT
Birine güler yüz gösterme, hatırını sorma, tatlı davranma. Söz söylerken, daha çok etki sağlamak için beklenmedik bir anda sözü, konu ile çok yakından ilgili birine veya bir şeye yöneltme. Yüzünü çevirerek bakma. İlgi gösterme, rağbet etme.
KELAYNAK
Leylekgillerden, yeryüzünde yalnız Birecik'te, Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan, başı tüysüz, uzun gagalı bir kuş (Geronticus eremita).
BURMAK
Bir şeyi iki ucundan tutup ekseni etrafında ters yönlere çevirerek bükmek. Acıtmak. Ağza kekre tat vermek. Mide, bağırsak sancımak. İğdiş etmek.
PEPSİN
Mide mukozasının salgıladığı proteinli besinleri peptona çeviren enzim.
KUVVET
Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
AMİLAZ
Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim.
KARŞI
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
HOPARLÖR
Elektrik dalgalarını ses dalgasına çeviren ve gerektikçe sesi yükselten alet. Radyo, pikap, teyp vb. araçlarda sesi işitilebilecek duruma getiren alet.