İçinde VAKİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "vaki" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde vaki bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu vaki ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında vaki olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

VAKİTSİZLİK

8 harfli kelimeler

EMRİVAKİ, REVAKİYE, VAKİTSİZ, HOŞVAKİT

7 harfli kelimeler

FİLVAKİ, VAKİTÇE, VAKİTLİ

5 harfli kelimeler

VAKİT

4 harfli kelimeler

VAKİ

Bazı kelimelerin anlamları

VAKİ

Olan, olmuş.

VAKİTSİZ

Uygun bir zamanda olmayan. Vakti, zamanı gelmeden.

VAKİT

Zaman. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Geçim, para bakımından elverişli durum. Çağ. Belirlenmiş olan zaman.

EMRİVAKİ

Oldubitti.

FİLVAKİ

Gerçekte, gerçekten, her ne kadar, vakıa.

VAKİTLİ

Zamanında yapılan, zamanında olan.

HOŞVAKİT

Öğleden sonra söylenen iyi dilek sözcüğü.

VAKİTÇE

Vakit bakımından, vakte göre.

REVAKİYE

Stoacılık.

VAKİTSİZLİK

Vakitsiz olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında VAKİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde VAKİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GÜLMEK

İnsan, hoşuna veya tuhafına giden olaylar, durumlar karşısında, genel olarak sesli bir biçimde duygusunu açığa vurmak. Mutlu, sevinçli zaman geçirmek, eğlenmek, hoşça vakit geçirmek. Biriyle alay etmek.

İMSAKİYE

Ramazanda imsak vaktini ve namaz vakitlerini gösteren çizelge.

ACELE

Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.

GEZİNMEK

Eğlenmek, vakit geçirmek için gezmek, dolaşmak, seyran etmek. Belirli bir çevre içinde gezip durmak. Özellikle doğaçtan yapılmış olan müzikte, ezgiyi belli bir makam anlayışı içinde değişik perdeler üzerinde çalmak, dolaşmak.

MUSALLİ

Beş vakit namazını sürekli olarak kılan.

EĞLENMEK

Neşeli, hoşça vakit geçirmek. Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek. Bir yerde durmak, beklemek, tevakkuf etmek. Oyalanmak.

DAİMA

Her vakit, sürekli olarak.

ÇABUCAK

Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.

İLERLEMEK

Bulunduğu yerden daha ileriye gitmek, yol almak. Daha güçlü, daha etkili duruma gelmek. Daha iyi, daha yüksek bir düzeye, aşamaya erişmek, gelişmek, terfi etmek, terakki etmek. Vakit geçmek.

EĞLENTİ

Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı.

KALMAK

Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Yapamamak. Eğleşmek. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Sınırlanmak. Oturmak, yaşamak. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Sınıf geçmemek. Herhangi bir durumu sürdürmek. Oyalanmak, vakit geçirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Varlığını korumak, sürdürmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. Yetinmek. Miras olarak geçmek. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. İleriye atılmak, ertelenmek. Konaklamak, konmak.

GERÇEKTEN

Gerçek olarak, cidden, hakikaten, sahi, sahiden, filhakika, filvaki.

GEZMEK

Hava alma, hoş vakit geçirme vb. amaçlarla bir yere gitmek, seyran etmek. Bir yerde dolaşmak, yürümek. Hasta ayağa kalkmak. Herhangi bir biçimde gezinmek. Bulunmak. Bir yerde gezi yapmak. Gitmek, başvurmak. Bir yeri görüp incelemek.

EĞLENME

Eğlenmek işi. Oyalanma. Neşeli, hoşça vakit geçirme. Alay etme.

DURAKLAMA

Duraklamak işi. İlerlemekte olan bir birliğin, vakitsiz, yersiz ve düzensiz olarak yürüyüşünü durdurması.

MEYDAN

Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

DAYAMAK

Yaslamak. Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak. Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak. Kalitesiz, kötü veya çürük bir malı, gizlice iyi olanların arasına katıp müşteriye satmak. Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak. Varmak, ulaşmak. Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek.

KEYFETMEK

Hoş ve eğlenceli vakit geçirmek.

MUVAKKİT

Güneşe bakarak namaz vakitlerini bildiren kimse.

EĞLENCE

Eğlenme işi, sefahat. Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey veya kimse.