Kelimeler arşivinde; içinde "uzay" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uzay bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu uzay ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uzay olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
UZAYABİLMEK
DOMUZAYAĞI, UZAYABİLME
UZAYCILIK, ÖRNEKUZAY, KUZAYYURT
YARIUZAY, ABUZAYIK, UZAYLAMA
YAVUZAY, KUZAYIR, KUZAYCA, GİZUZAY, ALTUZAY
UZAYCI, UZAYIŞ, UZAYSI, UZAYLI
KUZAY, HUZAY, GUZAY
UZAY
UZAY
Bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân. Bütün gök cisimlerinin içinde bulunduğu sınırsız boşluk.
KUZAYYURT
Kırıkkale ilinde, Delice ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
YAVUZAY
Cesur, güçlü kimse.
KUZAYCA
Rize ilinde, Pazar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Yozgat şehri, Şefaatli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KUZAYIR
Manisa ili, Yarbasan bucağına bağlı bir yer.
UZAYCILIK
Yer'den öteye araçlarla gitme işi ve eylemi.
UZAYCI
Araçlarla Yer ötesine giden ve araçta görev yapan kimse.
DOMUZAYAĞI
Tüfek namlusundan sıkıyı çıkarmaya yarar çengelli çubuk.
YARIUZAY
Uzayda bir düzlemin bir yanında kalan parça.
GİZUZAY
T doğrusal dönüşümünün belirli bir gizdeğeri için, eşitliğini sağlayan bütün x öğelerinin oluşturduğu altuzay.
UZAYLAMA
Genellikle, eldeki verilerin sınırı dışında kalan bir işleve özgü değerleri önceden kestirmek için yapılan çalışma.
ALTUZAY
Matematik bir uzayın kimi nesnelerinden oluşan daha az boyutlu uzay.
UZAYABİLMEK
Uzama imkânı veya olasılığı bulunmak.
UZAYABİLME
Uzayabilmek işi.
ÖRNEKUZAY
Belli bir denemede belirebilecek tüm olanaklı sonuç ya da biçimlerin oluşturduğu küme.
ABUZAYIK
Dangalak, kalın kafalı adam.
Bu bölümde tanımı içerisinde UZAY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
IŞINIM
Işın veya tanecik yayımı, ışıma, radyasyon. Isının, bir kaynaktan ışın ve dalga hareketi yoluyla yayılması, ışıma, radyasyon. Uzayda yayılan bir dalgayı oluşturan ögelerin bütünü, ışıma, radyasyon. Bir enerjinin ışık demeti durumunda yayılması, ışıma, radyasyon.
DÜŞÜNCE
Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik, mütalaa, fikir, ide, idea. İlke, yönetici sav. Tasa, kaygı, sıkıntı. Niyet, tasarı. Dış dünyanın insan zihnine yansıması.
ASTRONOT
Uzay adamı.
ÇINAR
İki çeneklilerden, 30 metreye kadar uzayabilen, gövdesi kalın, uzun ömürlü, geniş yapraklı bir ağaç (Platanus). Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri.
FERACE
Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi. Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka.
KABİN
Küçük, özel bölme. Plajda soyunma yeri. Uçakta yolcuların oturduğu bölüm. Gemilerde, uçaklarda, uzay gemilerinde küçük bölme.
KOORDİNAT
Belirli bir molekül içinde özel bir konuma sahip bir atoma bağlı olan atom veya atom grubu. Bir yüzey üzerinde veya uzayda bir noktanın yerini bulmaya yarayan ana çizgilerden yatay olanı, apsis.
KOZMOLOJİ
Uzay bilimi.
FIŞKIRMA
Fışkırmak işi. Güneş yüzeyinden uzaya sıcak gaz kütlelerinin fırlaması.
BULUTSU
Uzayda gaz ve toz bulutu, nebülöz.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
KENETLENMEK
Kenetleme işine konu olmak. Bir konuda aynı tutum ve davranışı göstermek. Birbiriyle dayanışma içine girmek. Sıkıca birbirinin üzerine kapanmak, birbirine geçerek bağlanmak. İki uzay aracı bir birine monte edilmek.
KAVŞAK
Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer. Bir ırmağın denize veya başka bir ırmağa döküldüğü, kavuştuğu yer, munsap.
LÜZUCET
Yapışkanlık, yapışkan olma durumu. Yapışıp uzayan şeyin durumu.
HACİM
Bir cismin uzayda doldurduğu boşluk, oylum, cirim, sıygı.
KOZMOLOJİK
Uzay bilimsel.
ASTRONOTLUK
Uzay adamı olma durumu. Uzay adamının görevi.
KOZMONOT
Uzay adamı.
GÖK
İçinde gök cisimlerinin hareket ettiği sonsuz boşluk, uzay, sema, asuman, feza. Olgunlaşmamış. Yeryüzü üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk, gök kubbe, sema. Bu renkte olan. Gökyüzünün, denizin rengi, mavi veya yeşile çalan mavi.
MEKANİKÇİLİK
Bütün fiziksel olayları, uzay ve uzayda yer değiştirmelerle açıklayan görüş, mekanizm, devimselcilik karşıtı. Canlı varlıkları, organik olayları, mekanik yasalara göre açıklayan öğreti, mekanizm.