Kelimeler arşivinde; içinde "tuna" olan, toplam 24 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tuna bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tuna ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tuna olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TUTUNABİLMEK
TUTUNABİLME
APARTUNA, HATUNANA, AKARTUNA
FURTUNA, GOLTUNA, GÖKTUNA, HURTUNA, TUNAKAN, TUNAHAN, TUNACAN
PATUNA, ZOTUNA, TUNALI, TUNAER, KUTUNA, GUTUNA, ERTUNA, AYTUNA, ALTUNA
TUNAY, TUNAZ
TUNA
TUNA
Çok, bol : Bizim köyde yumurta tuna. Sebze. Yavru (insan için). Çok, bol. Yavru. Görkemli, gösterişli.
AKARTUNA
Tuna nehri gibi akan.
HURTUNA
Fırtına.
TUNACAN
Görkemli, gösterişli kimse.
TUNALI
Şanlıurfa şehrinde, Bozova belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
GOLTUNA
Koltuğuna.
TUTUNABİLME
Tutunabilmek işi.
PATUNA
Ateşte patlatılmış mısır.
GÖKTUNA
Mavi suları olan Tuna.
ZOTUNA
Dobra dobra.
TUTUNABİLMEK
Tutunma imkânı veya olasılığı bulunmak.
HATUNANA
Deneyimli, yaşlı, saygı gösterilen kadın.
TUNAHAN
Görkemli, gösterişli hükümdar.
TUNAKAN
Görkemli, gösterişli soydan gelen kimse.
APARTUNA
Ceketlerin kol ağzında yapılan yırtmaç. (Uşak).
FURTUNA
Fırtına.
Bu bölümde tanımı içerisinde TUNA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TUTAMAKSIZ
Tutunacak, dayanacak, güvenecek şeyi olmayan.
ALTYORDAM
Bir izlencede gereksenen belli bir işlevi, parametreler aracılığıyla kendisine verilen değişkenlerden yararlanarak, bunlara uygun işlem dizilerini yürüterek gören bir yordam ya da izlence kesimi. Yordamlıkta saklanan bir altyordamı birçok izlence gerektikçe kullanabileceği gibi, bir izlence değişik yerlerde birden çok kez de çağrılabilir. İşlem sırasının denetimi, altyordamda öngörülen işlemler bitirildikten sonra, genel kural olarak altyordamı çağıran komutu izleyen ana izlence komutuna geçer.
ÇAĞŞIR
Kırlarda yetişen, susuzluğa dayanan bir çeşit ot. Dere otuna benzer yemeği yapılan bir çeşit ot. Yırtık pırtık elbise. Kıldan dokunan şalvarlık kumaş. İşlemeli dar şalvar. İçe giyilen don. Geniş pantolon, şalvar. Kümes hayvanları ve kuşların ayağındaki tüyler, telekler. Kuşların ayağına bağlanan süslü bez, kumaş parçası. Dantel. Püskül. Post. Bir yılda davarın ikinci defa çiftleşme isteği duyması (hk.). Üst donu, şalvar, bol pantolon.
TUTAMAK
Tutamaç. Tutunacak, dayanacak, güvenecek şey.
TUTAMAÇ
Bir şeyin tutulup çekilecek yeri. Tutunacak yer, tutamak. Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç.
TIRMANMAK
El ve ayaklarıyla tutunarak veya tırnaklarını iliştirerek dik bir yere çıkmak. Bir şeyin eğimini izleyerek yükselmek. Bitki, yakınındaki bir nesneye tutunarak yükselmek. Yokuş, merdiven vb. çıkmak. Belli bir durum, olay gittikçe güç kazanmak, giderek etkisini artırmak.
SÜNGER
Genellikle denizlerde bir yere tutunarak koloni durumunda yaşayan, çok hücreli ilkel hayvan. Yapay olarak elde edilen temizlik veya dolgu gereci. Bu hayvanın temizlik işlerinde kullanılan, suyu fazlaca çeken esnek iskeleti.
ÇOKKATMAN
Yüze tutma olayında, tutunan özdek moleküllerinin üst üste birikmeleriyle oluşturdukları birden çok katman.
CIRTATAN
Bir tür küçük domates. Yenmeyen, güzel kokulu, portakal büyüklüğünde kavun cinsinden bir meyve. Gelincik otuna benzer, başaklarından olgunlaşınca sıkıldığı zaman tohum ve su fışkıran bir bitki. Mayhoş tadı olan, yaprakları sarılarak yemek yapılan, geniş yapraklı bir bitki. Küçük Domates. Su fışkırtan oyuncak.
BADANAK
Husye, erkeklik bezi. Semizotuna benzer bir çeşit ot.
AŞENPİLUNÇ
Eğreltiotuna benziyen bir çeşit ot.
ALTUNA
Kızıl akan Tuna nehri.
ÇARŞIR
Dere otuna benzer yemeği yapılan bir çeşit ot. İçe giyilen don. Geniş pantolon, şalvar. Kümes hayvanları ve kuşların ayağındaki tüyler, telekler.
BAŞYAZI
Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı, başmakale.
KARTEL
Tekelci sermaye piyasasında, birtakım ticaret, üretim kuruluşlarının, genel olarak kazanma veya başka kuruluşlara karşı tutunabilme vb. amaçlarla aralarında kurdukları dayanışma birliği. Gemilerde içlerine içme suyu konulan, ortası basık, küçük fıçı.
SIRALAMAK
Birbiri ardı sıra veya yan yana koyarak sıra durumuna getirmek. Küçük çocuk tutunarak yürümeye başlamak, tutunarak yürümek. Söylenecek, yazılacak, yapılacak şeylere zihinde gerekli düzeni vermek. Aynı davranışı birbiri ardınca birçok kez yapmak. Belirli bir düzene göre yerleştirmek veya düzenlemek, sıraya koymak. Aynı davranışı birçok şey üstünde tekrarlamak. Art arda söylemek, sayıp dökmek.
LAMİNARYA
Bütün denizlerde yetişen, sarı veya esmer renkte, emici köklerle kayalara tutunan, uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu (Laminaria).
BOYAR
Tuna bölgesinde, Transilvanya'da, Rusya'da soylulara verilen unvan. Boyar madde.
BİTKİ
Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
EFLATUNUMSU
Rengi eflatunu andıran, eflatuna benzeyen, eflatunsu.