Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tuna" olan, toplam 14 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tuna ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tuna olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tuna olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
AKARTUNA, APARTUNA
FURTUNA, GOLTUNA, GÖKTUNA, HURTUNA
ALTUNA, AYTUNA, ERTUNA, GUTUNA, KUTUNA, PATUNA, ZOTUNA
TUNA
TUNA
Çok, bol : Bizim köyde yumurta tuna. Sebze. Yavru (insan için). Çok, bol. Yavru. Görkemli, gösterişli.
GOLTUNA
Koltuğuna.
GÖKTUNA
Mavi suları olan Tuna.
APARTUNA
Ceketlerin kol ağzında yapılan yırtmaç. (Uşak).
HURTUNA
Fırtına.
ALTUNA
Kızıl akan Tuna nehri.
KUTUNA
Kepek, öğütülmüş tahıl kabuğu.
ERTUNA
Gösterişli kimse.
ZOTUNA
Dobra dobra.
AYTUNA
Ay gibi gösterişli, görkemli olan.
GUTUNA
Mısır koçanı.
FURTUNA
Fırtına.
PATUNA
Ateşte patlatılmış mısır.
AKARTUNA
Tuna nehri gibi akan.
Bu bölümde tanımı içerisinde TUNA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EFLATUNUMSU
Rengi eflatunu andıran, eflatuna benzeyen, eflatunsu.
BİTKİ
Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
TUTAMAKSIZ
Tutunacak, dayanacak, güvenecek şeyi olmayan.
BAŞYAZI
Gazete ve dergilerde ilk sütuna veya birinci sayfaya konulan önemli yazı, başmakale.
ÇARŞIR
Dere otuna benzer yemeği yapılan bir çeşit ot. İçe giyilen don. Geniş pantolon, şalvar. Kümes hayvanları ve kuşların ayağındaki tüyler, telekler.
TUTAMAK
Tutamaç. Tutunacak, dayanacak, güvenecek şey.
TIRMANMAK
El ve ayaklarıyla tutunarak veya tırnaklarını iliştirerek dik bir yere çıkmak. Bir şeyin eğimini izleyerek yükselmek. Bitki, yakınındaki bir nesneye tutunarak yükselmek. Yokuş, merdiven vb. çıkmak. Belli bir durum, olay gittikçe güç kazanmak, giderek etkisini artırmak.
SÜNGER
Genellikle denizlerde bir yere tutunarak koloni durumunda yaşayan, çok hücreli ilkel hayvan. Yapay olarak elde edilen temizlik veya dolgu gereci. Bu hayvanın temizlik işlerinde kullanılan, suyu fazlaca çeken esnek iskeleti.
CIRTATAN
Bir tür küçük domates. Yenmeyen, güzel kokulu, portakal büyüklüğünde kavun cinsinden bir meyve. Gelincik otuna benzer, başaklarından olgunlaşınca sıkıldığı zaman tohum ve su fışkıran bir bitki. Mayhoş tadı olan, yaprakları sarılarak yemek yapılan, geniş yapraklı bir bitki. Küçük Domates. Su fışkırtan oyuncak.
ÇOKKATMAN
Yüze tutma olayında, tutunan özdek moleküllerinin üst üste birikmeleriyle oluşturdukları birden çok katman.
TUTAMAÇ
Bir şeyin tutulup çekilecek yeri. Tutunacak yer, tutamak. Telgraf veya elektrik direklerine rahat çıkmayı sağlayan ve ayağa takılan mahmuzlu araç.
DALABIMAK
İstemek. Ateşli hastalıklarda sayıklamak, çırpınmak. Çarpmak: Yüreğim dalabıyor. Bir yere tutunarak sallanmak, iki tarafı sabit ağaç veya tahtanın ortası sallanmak, esnemek, asılmak. Dişi hayvan çiftleşmek istemek, erkek istemek. Çarpınmak, çırpınmak, oynayıp sıçramak.
LAMİNARYA
Bütün denizlerde yetişen, sarı veya esmer renkte, emici köklerle kayalara tutunan, uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu (Laminaria).
ALTYORDAM
Bir izlencede gereksenen belli bir işlevi, parametreler aracılığıyla kendisine verilen değişkenlerden yararlanarak, bunlara uygun işlem dizilerini yürüterek gören bir yordam ya da izlence kesimi. Yordamlıkta saklanan bir altyordamı birçok izlence gerektikçe kullanabileceği gibi, bir izlence değişik yerlerde birden çok kez de çağrılabilir. İşlem sırasının denetimi, altyordamda öngörülen işlemler bitirildikten sonra, genel kural olarak altyordamı çağıran komutu izleyen ana izlence komutuna geçer.
BADANAK
Husye, erkeklik bezi. Semizotuna benzer bir çeşit ot.
AŞENPİLUNÇ
Eğreltiotuna benziyen bir çeşit ot.
BOYAR
Tuna bölgesinde, Transilvanya'da, Rusya'da soylulara verilen unvan. Boyar madde.
KARTEL
Tekelci sermaye piyasasında, birtakım ticaret, üretim kuruluşlarının, genel olarak kazanma veya başka kuruluşlara karşı tutunabilme vb. amaçlarla aralarında kurdukları dayanışma birliği. Gemilerde içlerine içme suyu konulan, ortası basık, küçük fıçı.
SIRALAMAK
Birbiri ardı sıra veya yan yana koyarak sıra durumuna getirmek. Küçük çocuk tutunarak yürümeye başlamak, tutunarak yürümek. Söylenecek, yazılacak, yapılacak şeylere zihinde gerekli düzeni vermek. Aynı davranışı birbiri ardınca birçok kez yapmak. Belirli bir düzene göre yerleştirmek veya düzenlemek, sıraya koymak. Aynı davranışı birçok şey üstünde tekrarlamak. Art arda söylemek, sayıp dökmek.
ÇAĞŞIR
Kırlarda yetişen, susuzluğa dayanan bir çeşit ot. Dere otuna benzer yemeği yapılan bir çeşit ot. Yırtık pırtık elbise. Kıldan dokunan şalvarlık kumaş. İşlemeli dar şalvar. İçe giyilen don. Geniş pantolon, şalvar. Kümes hayvanları ve kuşların ayağındaki tüyler, telekler. Kuşların ayağına bağlanan süslü bez, kumaş parçası. Dantel. Püskül. Post. Bir yılda davarın ikinci defa çiftleşme isteği duyması (hk.). Üst donu, şalvar, bol pantolon.