Kelimeler arşivinde; içinde "sür" olan 5 harfli toplam 33 tane kelime bulunmaktadır. İçerisinde sür bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Bunun yanında sonu sür ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sür olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan sözcüklerin linklerini kullanabilirsiniz.
SÜREK
Süren, devam eden zaman. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Hızlı süren, hızlı giden.
SÜREŞ
Bulaşık bezi, paçavra.
SÜREÇ
Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses.
SÜRÜK
Azgın. Sürülmüş.
SÜRET
Fotoğraf, resim. Arapça kökenli sûret: suret; resim; insan resmi.
SÜREY
Tıkızımsı ve bağlantılı olan ilingesel uzay ya da altküme.
HÖSÜR
Yünün, ancak yular yapmaya yarayan kaba ve kıtıklı kısmı. Zayıf, cılız çocuk. Karmakarışık, düzensiz.
SÜRÜT
Döveni boyunduruğa bağlayan ok. Buğday değirmeni. Döveni boyunduruğa bağlayan ağaç. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya).
SÜRAÇ
Bulaşık bezi, paçavra.
SÜREM
Özellikleri, kesiksiz olarak bir yerden bir yere değişen ya da aynı kalan ortam. Doğadaki bütün nesnelerin içinde yer aldığı sürekli uzay-zaman ortamı. Telli çalgılarda çalgının yapımında kullanılan ağaç, köprü, tel gibi birçok bileşene bağlı olarak farklılık gösterebilen, tele vurulması ile başlayan tınının tamamen susmasına kadar geçen süre.
SÜRGE
Sürülmüş tarlanın keseklerini kırmaya, düzeltmeye yarayan ağaç araç. Diken, çalı ya da büyük taş taşımaya yarayan çatal ağaç: Bu taşı sürge ile getirdim. Bir yerden başka bir yere göçen kişi. Sürülen tarlayı düzenlemeye yarayan araç. Sürülmüş toprağı düzeltmek ve kesekleri parçalamak amacıyla bir sap ile ona dik kalın ağaç ya da tahtadan oluşan bir çiftçi aracı. (Köprü, Aşağıdinek Şarkikaraağaç Isparta; Orhaniye, Ahmediye Çumra Konya).
SÜRKE
Dağdan bir kezde indirilen bir adam yükü odun.
SÜRRE
Osmanlı padişahlarının her yıl Mekke ve Medine'ye gönderdikleri para ve armağanlar.
SÜRBE
Sayısız, çok.
SÜRAT
Hızlılık, çabukluk, ivinti. Hız. Bir cismin aldığı yolun (yön belli olamyan) zamana oranı yani hızın büyüklüğü.
SÜRME
Sürmek işi. Sürülerek kullanılan. Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık. Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü. Masa ve dolapta küçük çekmece. Kirpik diplerine sürülen siyah boya, sürme, is.
SÜRGÜ
Kapının kapanması için arkasına yatay olarak yerleştirilen demir veya ağaç kol, tırkaz, sürme. Sürülmüş tarlayı bastırmak ve düzeltmek için kullanılan, taştan veya ağaç kütüğünden tarım aracı, tapan. Sıvayı bastırıp düzeltmek için kullanılan büyük mala. Çoğu kez bölümlere ayrılmış bir çubuk üzerinde veya bir cetvelin, bir kumpasın ortasına açılmış bir oluk içinde kayabilen sivri uç veya küçük lama. Hastanın büyük ve küçük abdestini yapabilmesi için altına sürülen kap.
SÜRÜM
Bir ticaret malının satılır olması, revaç. Bir paranın geçer olması, tedavül. Değişik biçim, versiyon. Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme, emisyon. Bir konuyla ilgili değişik metinlerden her biri, versiyon.
HÜSÜR
İyisi alınmış keçi kılı ya da koyun yününün geriye kalmış kötü tarafı. Pamuğun kötü kısmı. Bir şeyin kötüsü: Bize keçilerin hüsürü kalmış. Çok küçük, gerektiği gibi gelişememiş.
PÜSÜR
Bir şeyin can sıkıcı, karışık ayrıntısı veya pürüzü. Tembel, kalpazan. Karışık, kusurlu (iş). Can sıkıcı, istenmeyen kimse. Karışık, dolaşık (ip, saç vb.).