Kelimeler arşivinde; içinde "sini" olan, toplam 92 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sini bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sini ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sini olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SİNİRKANATLILAR, SİNİRLENEBİLMEK, SİNİRSEKYAPRAĞI
SİNİRLENDİRMEK, SİNİRLENEBİLME
SÜKSİNİLKOLİN, SİNİRLİYAPRAK, SİNİRSİLENMEK, SİNİRLENDİRME
YERSİNİYOZİS, OKSİNİTRİLAZ
GLOSSİNİDAE, KURTSİNİRLİ, SİNİLDETMEK, SİNİRSİZLİK, ASİNİTRAZOL, REZORSİNİZM, TİKSİNİLMEK, TERSİNİRLİK, SİNİRLENMEK
SİNİRİLMEK, SİNİRSİMİŞ, SİNİRLEMEK, SİNİRLENİŞ, SİNİEKMEĞİ, SİNİRLENME, KIYILISİNİ, SİNİGALINI, GEREKSİNİM, SİNİRSEMEK, SİNİRLİLİK, TELİMSİNİR, TİKSİNİLME, SİNİRBİLİM
SİNİFENER, SİNİLEMEK, SİNİRLİOT, PEPSİNİYA, ŞEMSİNİSA, SİNİRTMEK, SİNİRLEME, KUYUSİNİR, SAÇSİNİRİ, KIRKSİNİR, VAKSİNİYA, GELİNSİNİ
SİNİRSEG, SİNİTMİŞ, SİNİRGEN, TİKSİNİŞ, TERSİNİR, SİNİRKÖY, SİNİRSEL, SİNİROTU, YERSİNİA, SİNİRMEK, SİNİLOTU, SİNİLMEK, SİNİRSEK, ÇIKSİNİR, SİNİLCEN, SİNİŞMEK, SİNİŞMEG, SİNİSTER, SİNİRSİZ, SİNİALTI
SİNİRSE, SİNİRSİ, SİNİİŞİ, SİNİRCİ, SİNİRCE, AKSİNİR, SİNİKLİ, CASSİNİ, EĞSİNİR, SİNİCEN, SİNİBAZ, SİNİRLİ, KIZSİNİ
PESİNİ, SİNİZM, HESİNİ, PİSİNİ, SİNİCİ, SİNİLE
SİNİT, SİNİK, ASİNİ, SİNİL, SİNİŞ, SİNİR
SİNİ
SİNİ
Üzerinde yemek de yenilebilen, yuvarlak, bakır veya pirinçten büyük tepsi.
SİNİRLENDİRMEK
Sinirlenmesine sebep olmak.
YERSİNİYOZİS
Psödotuberküloz.
SİNİRSİZLİK
Sinirsiz olma durumu.
OKSİNİTRİLAZ
Hidroksinitrilleri aldehitlere dönüştüren bir enzim türü.
SÜKSİNİLKOLİN
Nöro-musküler kavşaktaki sinir iletimini yarışmasız olarak engelleyerek kas gevşemesine ve sonuçta kas felcine yol açabilen bir ilaç.
SİNİRLENDİRME
Sinirlendirmek işi.
KURTSİNİRLİ
Arka bacakları eğri at.
SİNİRLİYAPRAK
Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.
SİNİRLENEBİLMEK
Sinirlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SİNİRLENEBİLME
Sinirlenebilmek işi.
SİNİRKANATLILAR
İki çift ve zarsı kanatları incecik sinir telleriyle örülmüş, yumuşak vücutlu böcekler topluluğu. (Karıncaaslanı, bu dizinin pek bilinen türlerindendir.). (Neuroptera), iyi bilinen türüdür.
SİNİLDETMEK
Canını acıtarak (köpeği) inilti şeklinde bağırtmak, çeniletmek.
SİNİRSEKYAPRAĞI
Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.
SİNİRSİLENMEK
Yemek bozulmak.
GLOSSİNİDAE
Çeçe sinekleri.
Bu bölümde tanımı içerisinde SİNİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKIŞKANLAŞTIRMA
Akışkanlaştırmak işi. Akışkanların niteliğini düzeltmek üzere yoğunlaşmış bir akım içinde parçacıkların yüzmesini sağlayan yöntem.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AKÜMÜLATÖR
Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
ALO
Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.
ALİMALLAH
Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.
AKTİFLEŞTİRMEK
Aktifleşmesini sağlamak, aktif duruma getirmek.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
ALFA
Yunan alfabesinin birinci harfi. Kuzey Afrika'da ve İspanya'da yetişen ve kâğıt, ip, halı yapımında kullanılan bir bitki (Stipa tenacissima).
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AKSON
Sinir uyarmalarını sinir hücresinin gövdesinden diğer sinir hücrelerine taşıyan uzantı.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
ALAZLANMAK
Alazlama işine konu olmak. İnsan derisinin üstünde kızıllık veya kızıl lekeler belirmek.
AKTİNOLOJİ
Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.