İçinde SİNİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sini" olan, toplam 92 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sini bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sini ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sini olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

SİNİRKANATLILAR, SİNİRLENEBİLMEK, SİNİRSEKYAPRAĞI

14 harfli kelimeler

SİNİRLENDİRMEK, SİNİRLENEBİLME

13 harfli kelimeler

SÜKSİNİLKOLİN, SİNİRLİYAPRAK, SİNİRSİLENMEK, SİNİRLENDİRME

12 harfli kelimeler

YERSİNİYOZİS, OKSİNİTRİLAZ

11 harfli kelimeler

GLOSSİNİDAE, KURTSİNİRLİ, SİNİLDETMEK, SİNİRSİZLİK, ASİNİTRAZOL, REZORSİNİZM, TİKSİNİLMEK, TERSİNİRLİK, SİNİRLENMEK

10 harfli kelimeler

SİNİRİLMEK, SİNİRSİMİŞ, SİNİRLEMEK, SİNİRLENİŞ, SİNİEKMEĞİ, SİNİRLENME, KIYILISİNİ, SİNİGALINI, GEREKSİNİM, SİNİRSEMEK, SİNİRLİLİK, TELİMSİNİR, TİKSİNİLME, SİNİRBİLİM

9 harfli kelimeler

SİNİFENER, SİNİLEMEK, SİNİRLİOT, PEPSİNİYA, ŞEMSİNİSA, SİNİRTMEK, SİNİRLEME, KUYUSİNİR, SAÇSİNİRİ, KIRKSİNİR, VAKSİNİYA, GELİNSİNİ

8 harfli kelimeler

SİNİRSEG, SİNİTMİŞ, SİNİRGEN, TİKSİNİŞ, TERSİNİR, SİNİRKÖY, SİNİRSEL, SİNİROTU, YERSİNİA, SİNİRMEK, SİNİLOTU, SİNİLMEK, SİNİRSEK, ÇIKSİNİR, SİNİLCEN, SİNİŞMEK, SİNİŞMEG, SİNİSTER, SİNİRSİZ, SİNİALTI

7 harfli kelimeler

SİNİRSE, SİNİRSİ, SİNİİŞİ, SİNİRCİ, SİNİRCE, AKSİNİR, SİNİKLİ, CASSİNİ, EĞSİNİR, SİNİCEN, SİNİBAZ, SİNİRLİ, KIZSİNİ

6 harfli kelimeler

PESİNİ, SİNİZM, HESİNİ, PİSİNİ, SİNİCİ, SİNİLE

5 harfli kelimeler

SİNİT, SİNİK, ASİNİ, SİNİL, SİNİŞ, SİNİR

4 harfli kelimeler

SİNİ

Bazı kelimelerin anlamları

SİNİ

Üzerinde yemek de yenilebilen, yuvarlak, bakır veya pirinçten büyük tepsi.

SİNİRSİZLİK

Sinirsiz olma durumu.

SİNİRLENDİRME

Sinirlendirmek işi.

YERSİNİYOZİS

Psödotuberküloz.

SİNİRLENDİRMEK

Sinirlenmesine sebep olmak.

SİNİRKANATLILAR

İki çift ve zarsı kanatları incecik sinir telleriyle örülmüş, yumuşak vücutlu böcekler topluluğu. (Karıncaaslanı, bu dizinin pek bilinen türlerindendir.). (Neuroptera), iyi bilinen türüdür.

SİNİRLENEBİLME

Sinirlenebilmek işi.

SİNİRLİYAPRAK

Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.

SİNİRLENEBİLMEK

Sinirlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

SİNİRSEKYAPRAĞI

Kalınca yaprakları çıban ve yarayı işletip iyileştirmekte kullanılan, labadaya benzer bir çeşit ot.

GLOSSİNİDAE

Çeçe sinekleri.

SÜKSİNİLKOLİN

Nöro-musküler kavşaktaki sinir iletimini yarışmasız olarak engelleyerek kas gevşemesine ve sonuçta kas felcine yol açabilen bir ilaç.

SİNİRSİLENMEK

Yemek bozulmak.

OKSİNİTRİLAZ

Hidroksinitrilleri aldehitlere dönüştüren bir enzim türü.

KURTSİNİRLİ

Arka bacakları eğri at.

SİNİLDETMEK

Canını acıtarak (köpeği) inilti şeklinde bağırtmak, çeniletmek.

  -   -   -  

Anlamında SİNİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SİNİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALO

Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.

ACIKMAK

Yemek yeme gereksinimi duymak.

AKTİFLEŞTİRMEK

Aktifleşmesini sağlamak, aktif duruma getirmek.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ALAZLANMAK

Alazlama işine konu olmak. İnsan derisinin üstünde kızıllık veya kızıl lekeler belirmek.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

ALEVLENDİRMEK

Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.

AFYONLAMAK

Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.

AKCİĞER

Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

AKIŞKANLAŞTIRMA

Akışkanlaştırmak işi. Akışkanların niteliğini düzeltmek üzere yoğunlaşmış bir akım içinde parçacıkların yüzmesini sağlayan yöntem.

ALİMALLAH

Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.

AKSİYON

Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.

AKTİNOLOJİ

Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.

ABORDA

Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.

ALFA

Yunan alfabesinin birinci harfi. Kuzey Afrika'da ve İspanya'da yetişen ve kâğıt, ip, halı yapımında kullanılan bir bitki (Stipa tenacissima).

AKÜMÜLATÖR

Elektrik enerjisini kimyasal enerji olarak depolayan, istenildiğinde bunu elektrik enerjisi olarak veren cihaz, akımtoplar, akü.

AKSON

Sinir uyarmalarını sinir hücresinin gövdesinden diğer sinir hücrelerine taşıyan uzantı.