Kelimeler arşivinde; içinde "rete" olan, toplam 45 tane kelime bulunuyor. İçerisinde rete bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu rete ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında rete olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÜRETEROPİYELİTİS, ÜRETEROKOLOSTOMİ
ÜRETEROLİTİAZİS
PERİURETERİTİS
ÜROPİYOÜRETER, SEKRETERYALIK
TÜRETEBİLMEK, TELESEKRETER, ÖĞRETEBİLMEK, ÜRETEREKTOMİ, ÜRETEROGRAFİ, DİRETEBİLMEK
ÖĞRETEBİLME, HİDROÜRETER, PARETEKİYUM, ÜRETEBİLMEK, TÜRETEBİLME, DİRETEBİLME, ÜRETERORAFİ, SEKRETERLİK
ÜRETERİTİS, ÜRETEROLİT, PİYOÜRETER, ÇADIRETEĞİ, RETENSİYON, SEKRETERYA, ÜRETEBİLME, ÜRETEROSEL
PRETEKSTA, ÜROÜRETER, ÇEVRETEPE, KRETENİZM
TERETELİ, İDARETEN, DERETEPE, ÇADIRETE, SEKRETER
ŞİVRETE, ERETEJE
ÜRETER, KERETE, BERETE, ÜRETEÇ, KRETEN
RETE
RETE
Ağ, şebeke, örtü.
HİDROÜRETER
Tıkanmaya bağlı olarak üreterin genişlemesi.
PARETEKİYUM
Alg gövdesinde açılıp kapanabilir boşluk.
SEKRETERYALIK
Sekreterin yaptığı iş.
TELESEKRETER
Telefon cihazının içinde yer alan, arayanların mesajlarını kaydeden araç.
ÖĞRETEBİLME
Öğretebilmek işi.
PERİURETERİTİS
Üreteri saran dokuların yangısı.
DİRETEBİLMEK
Diretme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÜROPİYOÜRETER
Üreterde idrar ve irin toplanması.
ÜRETEREKTOMİ
Üreterin ameliyatla çıkarılması.
TÜRETEBİLMEK
Türetme imkânı veya olasılığı bulunmak. Türetmeyi becermek.
ÜRETEROGRAFİ
Kontrast maddenin üretere geçişinden sonra görüntü alınması.
ÜRETEROPİYELİTİS
Böbrek pelvisi ve idrar kanalının yangısı.
ÜRETEROLİTİAZİS
Üreterde idrar taşı oluşumu.
ÜRETEROKOLOSTOMİ
Üreterin idrar torbasından ayrılarak kolona tespit edilmesi.
ÖĞRETEBİLMEK
Öğretme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde RETE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FOLKLORCU
Halk bilimci. Halk oyunlarını öğreten veya oynayan kimse.
ELEKTROMOTOR
Elektrik enerjisini mekanik enerjiye çeviren cihaz. Mekanik veya kimyasal bir etki altında elektrik üreten araç.
DAYATMACI
İstediğini yaptırmada baskı uygulayan, direten, empoze eden.
GÜLCÜ
Gül üreten veya alıp satan kimse.
ERCİK
Çiçek tozu üreten ve on tanesi çeşitli biçimde birleşerek erkek organı meydana getiren çiçek kısmı.
GELMEK
Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.
İADEİZİYARET
Daha önce yapılmış olan ziyarete ziyaretle karşılık verme.
EKİCİ
Herhangi bir tarım ürününü üreten, tarımla uğraşan çiftçi. Birini uydurma bir sebeple bırakıp giden, atlatan kimse.
ÇÖMEZ
Medreselerde müderrisin hizmetine bakan ve ondan ders alan öğrenci. Acemi. Birinin kendi işini öğreterek yetiştirmeye başladığı kimse.
HOCA
Müslümanlıkta din görevlisi. Öğretmen. Medresede öğrenim gören sarıklı, cübbeli din adamı. Akıl öğreten, öğüt veren kimse.
ÇİMENTOCU
Çimento üreten veya satan kimse.
ELEKTROJEN
Elektrik üreten (sistem).
ALTERNATÖR
Dalgalı akım üreteci.
DOGMACILIK
Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten anlayış, dogmatizm.
ARAMAK
Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.
DİNAMO
Üreteç. Sürükleyici.
DALAK
Midenin arkasında, diyaframın altında, sol böbreğin üstünde, yassı, uzunca, akyuvar üreten ve yıpranmış alyuvarları toplayan, damarlı, gevşek bir dokudan oluşmuş organ. Omurgalı hayvanlarda lenf bezine benzeyen ve kan damarları çok olan bir organ. Tekerlek biçimindeki kaşar peyniri. Bal peteği.
DURUK
Hareketi olmayan, belirli bir süre değişmeyen, statik, dinamik karşıtı. Dalgalı akımlı elektrik motor veya üreteçlerinde hareketsiz bölüm, stator. Kuvvetlerin dengelenmesiyle ilgili olan. Hareket etmeyen nesnelerin üzerindeki kuvvet dengeleri ile uğraşan bilim dalı, statik.
DİNAMİTÇİ
Dinamit üreten, satan veya patlatılma işinde çalışan kimse.
FELAKET
Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela. Çok kötü. Şaşırtıcı, hayrete düşürücü.