İçinde RESİM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "resim" olan, toplam 30 tane kelime bulunuyor. İçerisinde resim bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu resim ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında resim olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

RESİMLENDİRMEK, RESİMLEMECİLİK

13 harfli kelimeler

RESİMLENDİRME

11 harfli kelimeler

TEKRESİMLİK, RESİMLEŞMEK

10 harfli kelimeler

RESİMCİLİK, RESİMLEMEK, RESİMÇİZİT, RESİMLEŞME, KESMERESİM

9 harfli kelimeler

MERESİMEK, RESİMYAZI, BOYARESİM, LEKERESİM, KERESİMEK, İMRESİMEK, HALIRESİM, GORESİMEK, RESİMLEME, GÖRESİMEK

8 harfli kelimeler

CAMRESİM, GÖRESİME, RESİMLİK, NETRESİM, NEVRESİM

7 harfli kelimeler

RESİMSİ, RESİMLİ, RESİMCİ

Bazı kelimelerin anlamları

RESİM

Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç. Tören. Fotoğraf. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Açık gösterge, kesin sonuç.

RESİMLENDİRME

Resimlendirmek işi.

MERESİMEK

Değer vermek, önem vermek, önemli saymak.

RESİMÇİZİT

Nicel verilerin resimlerle gösterimi.

RESİMLEMECİLİK

Yirminci yüzyılın başlarında İngiliz şairi Richard Aldington tarafından kurulmuş ve Amerika'ya da geçmiş bir şiir çığırıdır. Bu çığır sanat tekniği ve konu seçimi bakımından serbest olduğu gibi gizemcilikten (Mysticisme'den) ve belirsizlikten kaçınır ve doğrudan doğruya fikir söylemekten çekinerek fikir ve duyguları renk ve çizgi gibi kullandığı belgin ve berrak kelimelerle sanki resimleyip telkin eder.

KERESİMEK

Pekmez ekşiyip köpürmek.

LEKERESİM

Doğu Asya'da kara mürekkeple kağıt ya da ipek bez üzerine yapılan bir çeşit suluboya resim; bu tür çalışma tekniği. a. bk. suluçizi.

RESİMCİLİK

Resimci olma durumu.

RESİMLEŞME

Resimleşmek işi.

RESİMLEŞMEK

Resim durumuna gelmek.

RESİMYAZI

İlkel uluslarda, nesnelerin yalınlaştırılmış resimleri ile yazılan yazı. Eski çağlarda, kimi uygar uluslarca kullanılan resim ve simgelere dayalı bir tür yazı.

RESİMLENDİRMEK

Resimlemek.

BOYARESİM

(Resim) Boya ile yapılmış resim. Bir sanatçının doğa ya da toplumsal olaylar karşısında, hatta sanat yapıtları karşısında kendi iç davranışını boya ile anlattığı eser. Poussin'in tanımı: "Güneş altında ne görülüyorsa, bunların çizgilerle, renklerle, yüzeyler halinde bir yansılaması". Maurice Denis'in tanımı: "Belirli bir düzene konmuş, renklerle kaplı düz bir yüzey.".

TEKRESİMLİK

Değişmeyen tek bir resmi yayınlamakta kullanılan alıcı ışıtacı.

RESİMLEMEK

Bir yazının konusu ile ilgili resimleri o yazının uygun yerine koymak. Herhangi bir konuyu resimlerle anlatmak.

KESMERESİM

(Resim) Bir nesnenin kâğıt üzerine düşürülen gölgesini çevre çizgisiyle sınırladıktan ve içini boyadıktan sonra, ortaya çıkan biçimi kesip, düz beyaz kâğıda yapıştırarak yapılan resim; bu türlü çalışma tekniği. a. bk. gölge görüntü.

  -   -   -  

Anlamında RESİM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde RESİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BELGE

Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.

AKVAREL

Sulu boya resim.

BASI

Resim klişesi, dökme harf, taş kalıp kullanarak makine yardımı ile kâğıt, bez vb.ne yazı, resim, çıkarma işi, tab, edisyon.

BACAK

Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.

AKADEMİCİ

Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.

BASKICI

İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Kısıtlayan. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.

BOYA

Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Aldatıcı görünüş. Yazmak için kullanılan mürekkep. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya.

BAHNAME

İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların, resimlerin bulunduğu eser.

BETİ

Resim ve heykel sanatlarında varlıkların biçimi.

ARAYÜZ

Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa.

BETİSİZ

İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri bulunmayan (resim veya heykel), nonfigüratif (sanat).

ALBÜM

Fotoğraf, pul vb.ni dizip saklamaya yarayan bir defter türü. Herhangi bir konu ile ilgili kısa açıklamalar verilerek resimler basılmış olan kitap. Uzunçalar.

ATÖLYE

Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer, işlik.

BEZEKÇİ

Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.

BLOK

Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.

ATLAS

Yüzü parlak, sık dokunmuş bir ipekli kumaş türü, saten. Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap. Dünyanın, bir ülkenin, bir bölgenin fiziksel ve siyasal coğrafyası ile ekonomi, tarih vb. konularda toplu bilgi vermek için bir araya getirilmiş coğrafya haritaları derlemesi.

ARMA

Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil, ongun (II). Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı.

BETİLİ

İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri bulunan (resim veya heykel), figüratif.

BAROK

MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu. Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.