Kelimeler arşivinde; içinde "oranlama" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oranlama bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oranlama ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oranlama olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ORANLAMASINA
BORANLAMAK, PORANLAMAK, YORANLAMAK
ORANLAMAK, HORANLAMA
ORANLAMA
ORANLAMA
Oranlamak işi, tahmin, kıyas.
HORANLAMA
Gelişigüzel konuşma, ölçüsüz konuşma: Yeter horanladın. Masal, uydurma söz.
YORANLAMAK
Tasarlamak, ölçüp biçmek, kestirmek.
ORANLAMAK
Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek. Eşit tutmak. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek. Karşılaştırmak, kıyaslamak.
BORANLAMAK
Kar yağmak. Hava bulanmak.
ORANLAMASINA
Kabaca, çirkince, uygunsuzca (yapılan işler için).
PORANLAMAK
Çok çalışma nedeniyle gücü kalmamak, direnci azalmak. Yaşlanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ORANLAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÖDENEKLİK
Devlet ve öteki kamu kişileri ile tüm kurum ve toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden saptayan, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren yasa ya da karar. Devletin, ilin ya da bir kuruluşun, bir aile ya da kişinin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerini çeşit ve ayrıntılarıyle gösteren çizelge. Belirli bir dönem için önceden oranlanan gelir ve gider çizelgesi.
SEVSERİYE
1.Boş yere, boşuna. 2.Aşağı yukarı, oranlama.
KEVŞETMEK
Oranlamak, kestirmek.
SENSERİYE
Düşünmeden, oranlamadan.
ORANLAYABİLMEK
Oranlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ORANLAYICI
Herhangi bir özdegi değerlendiren kişi. Taşınır ve durağan mal değerlerini sayışımlama, oranlama için seçilen yetkili kişi.
KIYAS
Bir tutma, denk sayma. Tasım. Karşılaştırma, oranlama, mukayese. Örnekseme.
TAKTAKILAMAK
Oranlamak, kestirmek.
TAHMİNİ
Oranlamaya, tahmine göre, kararlama, aşağı yukarı.
URANLAMAK
Oranlamak, karşılaştırmak, kestirmek.
KIYASLAMAK
Karşılaştırmak, oranlamak, örneksemek, mukayese etmek.
TAHMİN
Yaklaşık olarak değerlendirme, oranlama. Akla, sezgiye veya bazı verilere dayanarak olabilecek bir şeyi, bir olayı önceden kestirme, kestirim. Önceden kestirilen, düşünülen şey.
KESİMLEMEK
Oranlamak, tahmin etmek. Tomruktan kereste elde etme. Bir dizenin tartısını denetlemek için, tartının çeşidine ve örneğine göre, adımlara ayırmak, hecelerini saymak, duraklarını yoklamak gibi işler yapmak (KESİMLEME, Takti, Scansion).
YOMLAMAK
Sanmak, oranlamak. Uygun görmek: Iraz kızı Ali'ye yomluyorduk. Sevmemek, beğenmemek.
TUYLUMLAMAK
Oranlamak, kestirmek.
KARAVULLAMAK
Tasarlamak, oranlamak.
KARAVİLLEMEK
Gizlice araştırıp öğrenmek. Tasarlamak, oranlamak.
BÜTÇE
Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.
HESAP
Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Alacaklı ya da borçlu olma durumu. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış.