Kelimeler arşivinde; içinde "olla" olan, toplam 145 tane kelime bulunuyor. İçerisinde olla bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu olla ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında olla olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BOLLAŞTIRILABİLME
BOLLAŞTIRABİLMEK, YUKARIMOLLAHASAN
BOLLAŞTIRABİLME, MOLLAHÜSEYİNLER, MOLLASÜLEYMANLI
BOLLAŞTIRILMAK, KARAMOLLAUŞAĞI, KOLLAJENOBLAST, KOLLAJENOLİTİK, YUKARIMOLLAALİ
AŞAĞIMOLLAALİ, BOLLAŞABİLMEK, BOLLAŞIVERMEK, BOLLAŞTIRILMA, KOLLAYABİLMEK, MOLLAAHMETLER, MOLLAHASANLAR, MOLLAOSMANLAR, MOLLASÜLEYMAN, SOLLAYABİLMEK, TROPOKOLLAGEN, YOLLAYABİLMEK
BOLLAŞTIRMAK, KOLLAYICILIK, BOLLAŞABİLME, BOLLAŞIVERME, KARAMUKMOLLA, KOLLAJENOSİT, KOLLATERALİS, KOLLAYABİLME, MOLLAHÜSEYİN, MOLLAİBRAHİM, MOLLAMUSTAFA, SOLLAYABİLME, YOLLAYABİLME
BOLLAŞTIRMA, MOLLAALİLER, MOLLADERMAN, MOLLAFENERİ, MOLLAİSMAİL, MOLLAMEHMET, MOLLAÖMERLİ, PROKOLLAGEN, PROKOLLAJEN, SARIMOLLALI
HOLLANDACA, HOLLANDALI, KARAKOLLAR, KOLLAGENAZ, KOLLAJENAZ, KOLLAMAMAK, MODOLLAMAK, MOLLAAHMET, MOLLABEKİR, MOLLACELİL, MOLLADAVUT, MOLLAFADIL, MOLLAHAMZA, MOLLAHASAN, MOLLAKAMER, MOLLAKASIM, MOLLAKENDİ, MOLLAKULAÇ, MOLLAMELİK, MOLLAOSMAN, MOLLAŞAKİR, MOLLATOPUZ, MOLLAUŞAĞI, NORÜYOLLAR, YOLLARBAŞI
BOLLANMAK, BOLLAŞMAK, BOLLATMAK, KOLLANMAK, KOLLAYICI, NANEMOLLA, YOLLANMAK, FOLLATMAH, GOLLANMAK, GOLLATMAK, HOLLAHACI, HOLLANMAK, HOLLATMAH, HOLLATMAK, HOLLAYASI, İBOLLANDA, KARAMOLLA, KOLLAŞMAK, MOLLABABA, MOLLABAKİ, MOLLAKARA, MOLLAKENT, MOLLAMUSA, MOLLAOĞLU, MOLLAÖMER, YOLLATMAK
BOLLANMA, BOLLAŞMA, BOLLATMA, KOLLAMAK, KOLLANMA, MOLLALIK, SOLLAMAK, SOLLAYIŞ, YOLLAMAK, YOLLANMA, BİRYOLLA, BOLLAMAK, FOLLAMAK, GOLLAMAK, GOLLAVAN, HOLLAMAK, KOLLAGEN, KOLLAJEN, KOLLAYIŞ, MOLLAALİ, MOLLAKÖY, YOLLAMAH, YOLLAMIŞ, YOLLANAN, YOLLATMA, YOLLAYAN
KOLLAMA, SOLLAMA, YOLLAMA, FOLLADI, FOLLAMA, GOLLAMA, KOLLABE, KOLLAPS, KOROLLA, OLLAMAK, YOLLAYI
ÇOLLAG, ÇOLLAK, DOLLAN, GOLLAP, HOLLAK, KOLLAP, KOLLAR, YOLLAK
MOLLA, HOLLA
OLLA
OLLA
Oralar : Ollâ nasıl?.
BOLLAŞTIRILMA
Bollaştırılmak işi.
BOLLAŞTIRABİLME
Bollaştırabilmek işi.
BOLLAŞABİLMEK
Bollaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOLLAŞTIRILMAK
Bollaşması sağlanmak.
BOLLAŞIVERMEK
Çabucak veya ansızın bollaşmak.
YUKARIMOLLAHASAN
Van ilinde, Özalp ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
MOLLAHÜSEYİNLER
Kayseri ili, Sarız ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
BOLLAŞTIRABİLMEK
Bollaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOLLAŞTIRILABİLME
Bollaştırılabilmek işi.
MOLLASÜLEYMANLI
Manisa şehri, Üçpınar nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YUKARIMOLLAALİ
Diyarbakır şehrinde, Çınar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
KOLLAJENOLİTİK
Kollajen'in erimesine neden olan, kollajeni eriten.
AŞAĞIMOLLAALİ
Diyarbakır şehri, Çınar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KARAMOLLAUŞAĞI
Ankara şehri, Şereflikoçhisar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KOLLAJENOBLAST
Fibroblastların farklılaşmasıyla oluşan, kollajen üreten hücre.
Bu bölümde tanımı içerisinde OLLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AV
Karada, denizde, gölde veya akarsularda evcil olmayan hayvanları vurma veya yakalama işi, şikâr. Bir hayvanın bir başka hayvanı yemek için yakalaması. Tuzağa düşürülen, kendisinden yararlanılan kimse. Bu yollarla yakalanan hayvan.
BAĞIŞIKLIK
Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla kazanılmış direnç durumu.
BEYAN
Bildirme. Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı.
ANZAROT
Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç (Sarcocolla). Alkollü içecek. Bu ağacın yara tedavisinde kullanılan reçinesi.
AMİP
Amipler takımından, vücudunun biçim değiştirmesiyle oluşan geçici kollar veya ayaklar üzerinde sürünerek yer değiştiren, tatlı ve tuzlu sularda yaşayan bir hücreli canlı (Amoeba).
BAĞIŞIK
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf. Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan.
BANKET
Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol. Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
APARKAT
Boksta bükük kolla aşağıdan yukarıya doğru çeneye atılan yumruk.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ASFALT
Siyah renkte şekilsiz bir cins bitüm. Ana maddesi katran olan ve yolların kaplanmasında kullanılan karışım. Bu karışımla kaplanmış.
AŞILAMA
Aşılamak işi, telkih. Yeni aşılanmış ağaç. Aşılanmış (ağaç). Bu yolla elde edilmiş. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katma. Bitkilerin aşı yoluyla üretilmesi, ilkah.
ALTLIK
Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
BALAST
Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. Safra.
ARAZÖZ
Yolları ve yol kenarlarındaki yeşillikleri sulamakta kullanılan araç.
ALTINOLUK
İşlemeli kadın şalvarı. Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit. Altın sırma veya kılaptanla işlenmiş çizgili ipek kumaş. Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
AKKAVAK
Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).