Kelimeler arşivinde; içinde "nede" olan, toplam 25 tane kelime bulunuyor. İçerisinde nede bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu nede ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında nede olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
NEDENSELCİLİK, KESTANEDERESİ
SCENEDESMUS, ZENNEDEMİRİ, NEDENSELLİK, NEDENSİZLİK
İĞNEDENLİK, NEDENBİLİM
NEDENİYLE
NEDENSİZ, İĞNEDERE, NEDENSEL
ÇİNEDER, NEDENSE, NEDECAN, NEDENLİ, NEDEMET, NEDENCE, NEDENNİ
NEDENK, ONEDER
NEDEN, ÖNEDE, NEDEK
NEDE
NEDE
Nerede. Nerede?.
NEDENSE
Bilinmeyen, belli olmayan bir sebep dolayısıyla, her nasılsa, her ne hikmetse, her nedense.
ÇİNEDER
İri gözlü kalbur.
NEDECAN
Ne edeceksin?.
NEDENSEL
Nedenle ilgili olan, sebep niteliğinde olan, illî.
İĞNEDENLİK
İğnelik.
NEDENİYLE
-den ötürü, -den dolayı, dolayısıyla, sebebiyle, hasebiyle, haysiyetiyle.
KESTANEDERESİ
Manisa şehri, Alaşehir ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
İĞNEDERE
İzmir kenti, Emiralem nahiyesine bağlı bir yer.
NEDENBİLİM
Herhangi bir olay türünün nedenlerini araştıran ve inceleyen bilimsel çalışma.
ZENNEDEMİRİ
Kadın ayakkabılarına çakılan ökçe demiri. (Aksaray Niğde).
NEDENSİZ
Nedeni olmayan, sebepsiz. Bir sebebi olmadan.
NEDENSELCİLİK
Her belli sonucun bir nedenden oluştuğunu ana ilke olarak benimseyen düşünce okullarının genel adı.
SCENEDESMUS
Yassı plaka biçiminde, iki, dört veya sekiz tane ince uzun paralel hücrelere sahip bir yeşil alg cinsi.
NEDENSİZLİK
Nedensiz olma durumu.
NEDENSELLİK
Nedensel olma durumu, illiyet.
Bu bölümde tanımı içerisinde NEDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÖRTLÜK
Birbirine dik iki çap boyunca dörde bölünmüş dairenin her bir dilimi. Birlik notanın dörtte biri uzunluğunda nota. Dört taneden oluşmuş, dört tane alabilen. Dört dizelik bölümlerden oluşmuş şiir veya şiir parçası, kıta.
ANTİALERJİK
Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanılan ilaç. Alerjiye neden olmayan.
BAĞCI
Bağ yetiştirip ürününü satan kimse. Bağlayan veya soğuk haddehaneden çıkan metal şerit bobinlere bant yapıştıran kimse.
AYAKLIK
Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal. Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş. Kaide. Ayakçak. Ayak basacak yer.
DOLAP
Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Düzen. Su dolabı. Dönme dolap. İstanbul bedesteninde dükkân. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.
ALTILIK
Altısı bir arada, altı taneden oluşmuş. Düzinenin yarısı. Altı tane alabilen.
AŞINDIRMA
Aşındırmak işi. Teknik alanda ve günlük hayatta madenlerin elektriksel, kimyasal veya mekanik nedenlerle aşınması, korozyon.
BİRLİK
Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.
ANALAŞTIRMAK
Annedeki özellikleri kazandırmak.
DİFENBAHYA
Yapraklarının güzelliği nedeniyle sera ve salonlarda yetiştirilen bir süs bitkisi.
DOĞAÇLAMA
Doğaçlamak işi, emprovizasyon. Yazılı metni olmayan, kararlaştırılmış taslağı, yerine, zamanına göre oyuncular tarafından, sahnede yakıştırılan sözlerle tamamlanan oyun, tuluat. Birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi, doğaçtan, doğmaca, irticalen, emprovize.
ÇAPRAZÖLÇER
Elde veya makinede çaprazlanan dişlerin eğimini denetlemede yararlanılan yardımcı alet.
ESBAP
Sebepler, nedenler. Vasıtalar, araçlar.
ÇAĞRICI
Çağırma işini yapan, çağırmak için giden kimse, davetçi. Mübaşir. Sahnede oyuncuları takdim eden kimse.
DOLAYISIYLA
Dolaylı olarak, doğrudan ilgili olmayarak. Nedeniyle.
DRAM
Sahnede oynanmak için yazılmış oyun, drama. Acıklı olay. Acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu veya televizyon filmi, drama. Tiyatro edebiyatı.
ETİYOLOJİ
Neden bilimi.
BATIK
Batmış. Herhangi bir nedenle su altında kalmış yerleşim birimi, gemi vb. İflas etmiş. Genellikle ayak başparmağında görülen tırnağın kenarındaki derinin tırnağın üstüne doğru büyümesi veya tırnağın deriyi delerek batması.
BELİRLENMEZCİLİK
Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş, yad gerekircilik, indeterminizm. İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş, yad gerekircilik, indeterminizm.
DURGUNLUK
Durgun olma durumu. Alışverişin azlığı vb. nedenlerle piyasanın durgun olması, resesyon.