Kelimeler arşivinde; içinde "mere" olan, toplam 52 tane kelime bulunuyor. İçerisinde mere bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu mere ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında mere olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MERESLENMEĞ
KESMERESİM, TETRAMERES, ALAMEREMET, MERESLEMEK
İMPRİMERE, EMERETSİZ, MERESİMEK, SEMERESİZ, MEREVUCEN, YÜZNÜMERE
MEREVCEN, MERESKER, MERESECİ, MERENGİŞ, MÜSEMERE, KOKUMERE, MEREHMET, SEMERELİ, EMERETLİ, BEREMERE, MÜSAMERE
GEMEREK, HAMERET, MERELDİ, MEREMET, MERESCİ, MERENDİ
MEREZE, ŞEMERE, MERETİ, SEMERE, KEMERE, EMERET, MERESE, HUMERE, MEREME, MEREKE, LÖMERE, GEMERE, HÖMERE
MEREN, MEREM, EMERE, MEREL, MEREH, MEREG, MERET, MEREZ, MERES, MEREK
MERE
MERE
Yeni dikilen ve henüz üzüm vermeyen bağ. Oyunda kale, sınır. İşlenmemiş, sürülmemiş sert toprak. Çayır, otlak. Fare. Köpeğin yaşı. Çivili köpek tasması. Arapça kökenli mer'a: mera; otlak.
KESMERESİM
(Resim) Bir nesnenin kâğıt üzerine düşürülen gölgesini çevre çizgisiyle sınırladıktan ve içini boyadıktan sonra, ortaya çıkan biçimi kesip, düz beyaz kâğıda yapıştırarak yapılan resim; bu türlü çalışma tekniği. a. bk. gölge görüntü.
MERESLEMEK
Bağlamak (köpek ve benzerleri hayvanları). Solmak (meyve yaprağı).
MERESECİ
Mirasçı.
MERESİMEK
Değer vermek, önem vermek, önemli saymak.
MEREVCEN
Yemeği yapılan bir dikenin ucu, yabanıl sebze. Sürgünlerinden yemek yapılan dikenli bir çeşit yabanıl bitki.
İMPRİMERE
Basma, çökertme.
ALAMEREMET
Çok acele, çabucak: Kamyon gidiyormuş, alameremet hazırlandım geldim.
MERESKER
Mirasçılar.
MERENGİŞ
Çitlembik, sakızağacı.
TETRAMERES
Tavuk ve diğer kümes hayvanlarının sindirim sisteminde parazitlenen nematod cinsi.
MERESLENMEĞ
Bağlanmak.
YÜZNÜMERE
Hela; ayakyolu.
SEMERESİZ
Sonuçsuz.
EMERETSİZ
Beceriksiz.
MEREVUCEN
Yemeği yapılan bir dikenin ucu, yabanıl sebze.
Bu bölümde tanımı içerisinde MERE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
VERİMLİ
Verimi iyi ve bol olan, bitek, randımanlı, mahsuldar, mümbit, müsmir, verimkâr. Çok yazan, velut. Kendisinden beklenen sonucu veren, semereli.
MERMERLEŞME
Genellikle başkalaşma etkisiyle, kireç taşlarının yeniden billurlaşma sonucu mermere dönüşmesi.
MAS
Emme, emerek içine çekme, soğurma.
BAL
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.
PİRE
Pireler takımından, insanın ve bazı hayvanların kanını emerek yaşayan, iyi sıçradığı için kolay yakalanamayan, küçük, asalak böcek (Pulex).
ESMERCE
Esmere yakın, biraz esmer olan.
AKKOŞNİL
Limon, portakal, üzüm, şimşir, ığ ve hurmagillerden özsu emerek yaşayan açık sarı kabuklu bit.
GÖMÜLEMEK
Para veya değerli şeyleri toprak altına gömerek saklamak.
KIMIL
Yarım kanatlılardan, sap, çiçek, yaprak ve başakları emerek veya yiyerek ekin hastalığına yol açan, vücudu kalkana benzeyen zararlı bir böcek (Aelia rostrata).
JERSEY
Sarı ve kahverengiden esmere kadar değişen renkte, et tutmayan, kemikleri belirgin bir kültür ırkı sığırı.
VERİM
Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği, mahsul, randıman. Elde edilen ürün, hizmet vb.yle onu elde etmek için harcanan iş arasındaki oran. Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç, semere.
ESMERİMSİ
Esmere çalan, esmer gibi.
ASPİRATÖR
Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt, emmeç. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç, emmeç.
ALAŞA
Çok renkli, karışık renkli. Zayıf ve çelimsiz at. Ağzı ve burnu beyaz olan at. Beygir, erkek at, iğdiş olmıyan huysuz at. Semere alışmış hayvan. Her kuzuyu emziren koyun. Azgın köpek, boğa, at ve benzerleri. Leş. Kötü kadın, orospu, oynak, cilveli. Çok süslü, allı pullu. Herkesçe beğenilen, hoş görülen, yakışıklı kimse. İkiyüzlü, ara bozucu, yaltaklık eden. Alçak, engin, basık: Duvar da çok alasaymış. Çok aceleci, her işte acele eden. Yaramaz, hırçın, yaygaracı. Bir çeşit deri hastalığı, çil. Başkalarının çıkarları için çalışan. Sert başlı, huysuz, haşarı (at).
KALKANCIK
Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça.
TAHTAKURUSU
Yarım kanatlılardan, uzunluğu 3-5 milimetre, vücudu oval ve yassı, kanatları körelmiş, oturulan, yatılan yerlerde üreyen, kan emerek beslenen, pis kokulu böcek, tahta biti (Cimex lectularius).
ŞİŞMEK
İçi hava veya gazlarla dolarak gerilmek. Yorularak koşuyu veya müsabakayı sürdüremez olmak. Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak. Gururlanmak, büyüklenmek. Utanmak, mahcup olmak. Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak. Bir şey emerek hacmi büyümek, genişlemek.
İMTİSAS
Emme, emerek çekme, soğurma.
AKÇAŞAR
Afyon ilinde, Sincanlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Isparta şehrinde, Yalvaç ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Konya ilinde, Altınekin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sivas ilinde, Gemerek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
DALDIRMA
Daldırmak işi. Bir dalı gövdeden ayırmadan toprağa gömerek köklenmesini sağlama yolu. Cam veya seramikten yapılmış bir tür kulplu kap. Bu yolla daldırılan dal.