Kelimeler arşivinde; içinde "maşal" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde maşal bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu maşal ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında maşal olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MAŞALANMAK
TEMAŞALIK, MAŞALAMAK, MAŞALANMA
MAŞALACI, MAŞALLAH, MAŞALICA, MAŞALDAN, FATMAŞAL, MAŞALAMA
MAŞALAN, MAŞALCA, MAŞALIK, MAŞALLA
MAŞALA, MAŞALI
MAŞAL
MAŞAL
Şaşı.
MAŞALA
Bağ ve bahçelerde kenarları set biçiminde birbirinden ayrılan, genellikle dikdörtgen toprak parçası.
MAŞALICA
Meşale.
MAŞALANMAK
Maşa ile tutturulmak.
MAŞALLAH
"Ne güzel, Allah nazardan saklasın" anlamlarında beğenme duyguları bildiren bir söz. Umulmadık durumlar karşısında şaşkınlık ve sitem belirtmek için söylenen bir söz. (ma:şallah) Nazar değmemesi için çocukların üzerine takılan veya çeşitli araç, bina ve benzerleri yerlere asılan, üstünde "maşallah" yazılı nazarlık. Türkmen kadınlarının başlarına taktığı gümüş başlık. ". "Tanrının istediği gibi" anlamında kullanılan bir isim. "Tanrı nazardan saklasın" anlamında kullanılan bir isim. Hayret ve memnunluk anlatan söz.".
MAŞALAMA
Maşalamak işi.
MAŞALAN
Meşale.
MAŞALIK
Başkasının pek de hoş olmayan, sakıncalı isteklerine, amaçlarına alet olma durumu. Aşırı hırçınlık, yaramazlık yüzünden dayak yemeye aday (çocuk).
MAŞALANMA
Maşalanmak işi.
MAŞALLA
Bağ, bahçe ve bostanlarda ekilmek için ayrılmış küçük toprak parçası, evlek, karık. Sebze bahçesindeki bölümler, evlek.
MAŞALACI
Maşa. Meşaleyi elinde gezdiren adam.
MAŞALCA
Maşa.
FATMAŞAL
Uzun bir sap üzerinde sıra ile gittikçe küçülerek çiçek açan bir çiçek.
TEMAŞALIK
Balıkesir şehrinde, Havran ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
MAŞALDAN
Meşale.
MAŞALAMAK
Saçları maşa ile kıvırmak veya düzeltmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde MAŞAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEBİLLENMEK
Büyümek: Maşallah biraz bebillendi. Faydalanmak, birisinin sırtından geçinmek.
TOĞ
1.İri ve dolgun : Maşallah buğdaylar çok toğ. 2.Çimen.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
BAŞARATLI
Becerikli kimse: Maşallah çok başaratlı kadın.
DİLGİZ
Güzel (kız için): Maşallah dilgiz kızları var.
TERSİNELEME
(Söz sanatı terimi) Düşündüğünü, alay maksadiyle ve alay olduğunu belli edecek şekilde, tersine bir ifade ile anlatma. Tembellik eden birine: Maşallah siz hiç boş duramıyorsunuz demek gibi (TERSİNELİ, Ironique).
EBBEH
Telâş bildirir ünlem. Maşallah. Şaşma bildirir ünlem.
ZİLLİ
Zili olan, üstünde zili bulunan. Edepsiz, eli maşalı, şirret (kadın).
ÇEGANEBAZ
Çegâne adı verilen zilli maşalar çalan kimse.
TİR
1.Küçük parçalara ayrılmış toprak, evlek. 2.Ekin sulamak için tarlada açılan ark. 3.Göl çevresine yığılan toprak, set : Alçak tir göle dayanmaz. 4.Deniz kıyısı, yalı. 5.Tarla kıyılarını belirlemek için yapılmış toprak set. 6.İki tarla arasında sınır olan ince yol. 1.Patlamamış pamuk kozası: Pambuklar bu il maşalla iyi tir saldı. 2.Büyük taneli, yumuşak bir çeşit buğday. Üstü ince toprakla örtülü taşlık, kayalık yer. Büyük heybe. Ekilmiş bostanın bir bölümü. Pirinç tarlasının evleklerini ayıran sınır.
ANDAN
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Mademki, sonra, bakalım. Ondan. Tuzsuz pirinç lâpası. Ona. Sonra, ondan sonra. Ondan Ötürü. Oradan. Onunla.