Kelimeler arşivinde; içinde "lok" olan, toplam 117 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lok bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lok ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lok olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SİKLOKRİYOŞİRURJİ
VEZİKÜLOKAVERNÖZ
SİKLOKRİYOTERMİ, STAFİLOKOKKOZİS
SİPROFLOKSASİN
DANOFLOKSASİN, DİPLOKROMOZOM, ENROFLOKSASİN, LOMEFLOKSASİN, REDİSLOKASYON, STAFİLOKOKKOZ, TRANSLOKASYON
LOKALİZASYON, LOKANTACILIK, LOKOMOTİFSİZ, ASEFALOKARDİ, MEGALOKORNEA, MULTİLOKÜLER, OVERLOKÇULUK, TİFLOKOLİTİS
LOKOMOTİFLİ, DİSLOKASYON, FLOKÜLASYON, LOKMALANMAK, MALOKLUZYON
BLOKLAŞMAK, BLOKSUZLUK, KİLOKALORİ, LOKMACILIK, STAFİLOKOK, DELOKALİZE, DİPLOKARYA, LOKOMOSYON, LOKURDAMAK, MELOKSİKAM, PİLOKARPİN, PİLOKİSTİK, TRANSLOKAZ, TRANSLOKON
BLOKLAŞMA, FİLOKSERA, KUŞLOKUMU, LATİLOKUM, LOKANTACI, LOKANTALI, LOKOMOBİL, LOKOMOTİF, VANTRİLOK, FLOKKULUS, LOKULÜSİT, OVERLOKÇU, PRİLOKAİN
KOLOKYUM, LOKMACIK, AKŞAMLOK, DİPLOKOK, FİLOKLAT, HOLOKRİN, LOKALİZE, LOKILDAN, LOKLAMAH, LOKLAMAK, LOKMANLI, LOKOMFEN, LOKURDAK, LUKALOKS, MEFLOKİN, MONOBLOK, NALOKSON
BLOKNOT, BLOKSUZ, GLOKONİ, LOKANTA, LOKATİF, LOKMACI, BİLOKMA, DALOKAY, FLOKKUS, LOFLOKO, LOKAFOR, LOKLOKU, LOKOTİP, LOKULUS, LOKUNTA, MAÇALOK, OVERLOK, ŞOKOLOK
BLOKAJ, GLOKOM, LOKAVT, BLOKLU, GLOKİT, LOKANT, LOKLOK, LOKMAN, LOKORO, LOKUSA, MALOKA
BLOKE, LOKAL, LOKMA, LOKUM, GILOK, LOKİS, LOKKO, LOKUL, LOKUR, LOKUS, LOKUŞ, LOKUT, SELOK, SLOKA, VALOK
BLOK, FLOK, ULOK
LOK
LOK
Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz.
SİKLOKRİYOŞİRURJİ
Glakomun tedavisinde korpus siliarenin dondurularak sıvı üretiminin azaltıldığı yöntem. Glakom olgularında -80 ?C soğuk aplikasyonla korneal limbustan 5-6 mm uzaklıktan gerçekleştirilen kriyoproba temaslariyle korpus siliarede yerel bir yıkımlama oluşturulur, siklokriyotermi.
DANOFLOKSASİN
Geniş spektrumlu ve güçlü antibakteriyel etkinliğe sahip yeni kuşak fluorokinolon türevi bir ilaç.
VEZİKÜLOKAVERNÖZ
Hem veziküllü hem de kavernöz olan.
STAFİLOKOKKOZİS
Kene piyemisi. Kanatlılarda stafilokokkozis.
LOKALİZASYON
Kuruluş yeri seçimi.
SİPROFLOKSASİN
Sistemik enfeksiyonlara karşı en fazla kullanılan florokinolon türevi antibiyotik.
ENROFLOKSASİN
Bakterilerde DNA jiraz (topo izomeraz II) enzimini baskılayarak DNA' nın üretimi ve kalıbının çıkarılmasını engelleyen ve sonuçta bakterilerin bölünmesini ortadan kaldırarak ölümlerine neden olan florokinolon grubunda yer alan bir antibiyotik.
TRANSLOKASYON
Kromozomun bir parçasının kopup başka bir kromozoma eklenmesi şeklinde olan kromozom mutasyonu. Farklı bir yer ve habitata götürme. Kromozomun bir parçasının kopup başka bir kromozoma eklenmesi biçiminde olan kromozom mutasyonu. Her iki kromozomda kırık ve anormal düzenlemeyle tamiri sonucu oluşan bir kromozom parçasının homolog olmayan başka bir kromozoma transfer edildiği bir yapısal kromozom anormalliği.
SİKLOKRİYOTERMİ
Siklokriyoşirurji.
STAFİLOKOKKOZ
Alabalıklarda, Staphylococcus aureus'un neden olduğu, vücut yüzeyinde gri-beyaz lezyonlar, dalakta büyüme ve bağırsakta yangısal reaksiyonlarla karakterize, sporadik bir enfeksiyon.
LOKOMOTİFSİZ
Lokomotifi olmayan.
DİPLOKROMOZOM
Sentromerin bölünmemesi ve yavru kromozomların birbirinden ayrılamamasıyla oluşan, duplikasyon geçirmiş, dört kromatit kapsayan anormal bir kromozom.
REDİSLOKASYON
Bir organ veya parçanın normal durumuna gelişinden sonra yeniden yerinden kayma veya çıkma göstermesi.
LOKANTACILIK
Lokantacının yaptığı iş.
LOMEFLOKSASİN
İdrar yolu ve alt solunum yolu enfeksiyonlarında kullanılan florokinolon türü antibiyotik.
Bu bölümde tanımı içerisinde LOK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BLOKSUZLUK
Bloksuz davranma, bağlantısızlık.
DUBLAJ
Seslendirme. Voleybolda blok yapan arkadaşının arkasında bıraktığı boşluğu doldurma. Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi.
ÇÖRDEK
Gabya mantileri üzerine bağlanan palanga, flok ve yan yelkenleri kandilisası.
BLOKLAŞMA
Bloklaşmak işi.
ATEŞÇİ
Fabrika, vapur, lokomotif vb. ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse.
GARSON
Lokanta, pastane, kahvehane vb. yerlerde müşterilere hizmet eden kimse.
AŞÇI
Yemek pişirmeyi meslek edinen kimse. Yemek yenilen dükkân, aşevi, lokanta. Yemek pişirip satan kimse.
BAĞLANTISIZ
Aralarında bağlantı bulunmayan, irtibatsız, rabıtasız, angajmansız. Askerî, siyasi yönden hiçbir bloka bağlı olmayan (ülke), bloksuz.
AYIRTMA
Ayırtmak işi. Otel, gazino, lokanta vb. yerlerle uçak, tren, otobüs gibi taşıtlarda yer ayırma işi, rezervasyon.
BİSTRO
İçki içilen kahve. Müzik eşliğinde içki içilen, yemek yenilen bir tür lokanta.
ÇUHÇUH
Çocuk dilinde tren. Lokomotifin çalışırken çıkardığı ses.
ÇALGIHANE
Müzik evi, çalgılı lokanta veya eğlence yeri.
ETER
Oksijenli asitlerin alkollerle birleşmesinden oluşan sıvılar. Bir tür organik yağ çözücü. Hekimlikte kullanılan, çok uçucu, renksiz ve kendine özgü kokusu olan bir sıvı, lokman ruhu.
BANAK
Ekmek parçası, lokma.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
BLOKAJ
Bloke etme işi. Bir şeyin hareketine engel olma, hareketini durdurma. Sivri taşların toprak zemine dikine çakılarak üzerine beton dökülmesiyle yapılmış olan dolgu. Bankacılıkta bir varlığın yetkili otoritelerin izni olmadan sahibi tarafından kullanılamaması durumu.
BLOKLAŞMAK
Blok durumuna gelmek.
DOYUMEVİ
Gösterişsiz, küçük lokanta.
AŞÇIBAŞI
Birlikte çalışan birkaç aşçının başı. Bir lokanta veya evde yemek pişirmekle görevli kimse.