Kelimeler arşivinde; içinde "kırın" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kırın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kırın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kırın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KIRINTILAŞTIRMA
KIRINTILI, TIKIRINDA, ÇAKIRINTI
KIRINMAK
KIRINIM, KIRINMA, KIRINTI, KIRINGI
KIRIN
KIRIN
Oyun, raks.
KIRINTILAŞTIRMA
Granül durumuna getirme.
KIRINMAK
Yürürken salınmak. Oynamak, raks etmek.
TIKIRINDA
Yolunda, düzen içinde.
KIRINMA
Kırınmak işi.
KIRINTI
Bir şeyden ayrılan küçük parça. Eser, iz, belirti. Kurumak için kesilip yerde bırakılan odun. Küçük kalıntı.
ÇAKIRINTI
Şimşek.
KIRINGI
Bulutlu hava.
KIRINIM
Işık, ses ve radyoelektrik dalgalarının karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi olayı, difraksiyon.
KIRINTILI
Kırıntısı olan, kırıntılardan oluşmuş.
Bu bölümde tanımı içerisinde KIRIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KEPEK
Un elendikten sonra, elek üstünde kalan kabuk kırıntıları. Bazı deri hastalıklarında deriden dökülen parçacıklar. Başın derisinde oluşan küçük, beyaz pulcuklar.
KALKOLİTİK
Bakırın kullanılmaya başlamasıyla nitelenen (tarih öncesi dönem).
TOPRAK
Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.
SAVRUNTU
Savrulurken dökülen kırıntı.
KIRICI
Kırma işini yapan. Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse veya kuruluş. Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyen, engelleyen. Kaba, sert, çevresindekileri inciten (davranış, söz vb.). Kırınım oluşturan.
PUDİNG
Meyve, bisküvi vb. ile yapılmış olan bir tür sütlü tatlı. Çakıl ve taş kırıntılarının kendi kendine çimentolaşmasından oluşmuş kütle.
DİFRAKSİYON
Kırınım.
MOLOZ
Toprak ve kireçle karışık taş kırıntıları, yapı döküntüsü, inşaat atığı. Değersiz, işe yaramaz (şey veya kimse).
PARÇACIK
Küçük parça, kırıntı. Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri, partikül.
ALALANMAK
Dağlarda yer yer kar erimek: Ketir kırının karı alalanmış.
ALKONGİEN
Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (Kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.).
OVMAÇ
Hamuru ovalayarak yapılmış olan kırıntılarla pişirilmiş çorba. Taze tarhana.
CENGER
Kalaysız bakır eşya. Güreş. Yemeği yapılan yaban enginarı, kenger otu. Kalaysız bakır. Kalayı gitmiş bakır kap. Oksitlenmiş bakırın yeşil pası (Çayağzı).
ANKIR
Muhit, çevre, taraf: Aradığın hayvan ankırında.
MICIR
Yol yapımında kullanılan taş kırıntısı, mucur. Bir şeyin işe yaramayan bölümü. Kömür kırıntısı, mucur.
GÜMÜŞÇÜN
Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek (Lepisma saccharina).
BAKIRLAŞMAK
Bakır rengini almak, rengi bakırın rengine benzemek.
BREŞ
Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle. Bir yapay mermer türü.
KIRIK
Kırılmış olan. Fay. Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul. Tam nota göre düşük olan (not). Kemiğin bir etki ile kırılması. Saf renkten hafif uzaklaşmış. Kırıntı. Kırılmış bir şeyden ayrılan parça. Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın. Gücenmiş, üzgün. Bir şeyin kırılan yeri. Melez.
İSKARTO
Yapağı kırıntısı.