Kelimeler arşivinde; içinde "köpür" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde köpür bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu köpür ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında köpür olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARŞIKÖPÜRÜCÜ
KARŞIKÖPÜRME, KÖPÜREBİLMEK
KÖPÜREBİLME
KÖPÜRTMEK, KÖPÜRTKEN
KÖPÜRGEN, KÖPÜRMEK, KÖPÜRTME, KÖPÜRTÜŞ, KÖPÜRMEG, KÖPÜRCEK, KÖPÜRCÜK, KÖPÜRKÖZ
KÖPÜRME, KÖPÜRLÜ, KÖPÜRGE, KÖPÜRÜŞ
KÖPÜR
KÖPÜR
Ağaçtan ağaca geçmekte kullanılan merdiven.
KÖPÜRMEG
Ateş çok alevli yanmak.
KÖPÜREBİLMEK
Köpürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KÖPÜRCÜK
Sabun gibi suda köpüren bir çeşit ot. Köpük.
KÖPÜRTKEN
Çöven, Şam çöveni.
KÖPÜRME
Köpürmek işi.
KÖPÜRTMEK
Köpürmesini sağlamak.
KARŞIKÖPÜRÜCÜ
Karşıköpürme olayını yaratmak için kullanılan kimyasal özdek.
KÖPÜREBİLME
Köpürebilmek işi.
KÖPÜRGEN
Gerekli gereksiz, hızlı, aralıksız ve bıktırıcı biçimde konuşan.
KÖPÜRTME
Köpürtmek işi.
KARŞIKÖPÜRME
Temizleme işlemlerinde, aşırı köpürme olayını bastırma olayı.
KÖPÜRMEK
Köpük yapmak, köpük oluşmak, köpük çıkararak kabarmak. Gerekli gereksiz, aralıksız ve bıktırıcı konuşup durmak. Çok kızmak, birdenbire öfkelenmek, feveran etmek. Ekşiyip köpüklenmek.
KÖPÜRCEK
Mürekkep balığı. Sabun gibi suda köpüren bir çeşit ot.
KÖPÜRTÜŞ
Köpürtme işi.
KÖPÜRKÖZ
Korla dolu mangal. İyice yanmış ateşle dolu (ocak, mangal, soba).
Bu bölümde tanımı içerisinde KÖPÜR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇİKİRDEMEK
Pekmez ve yoğurt ekşiyip köpürmek.
ÇOĞAN
Kökü ve dalları sabun gibi köpüren hem helvacılıkta, hem de temizlik işlerinde kullanılan bir bitki, çöven. Çöven. Kökü ve dalları sabun gibi köpüren bir bitki, çöven. Şanlıurfa ilinde, Birecik ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ÇOĞEN
Kökü ve dalları sabun gibi köpüren hem helvacılıkta, hem de temizlik işlerinde kullanılan bir bitki, çöven.
MAYALANMA
Sıvı veya hamur durumda bulunan organik maddelerin kendiliğinden kabarıp köpürerek gaz çıkarması olayı. Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik, tahammür, fermantasyon.
ÇAĞLAMAK
Su, köpürerek ve ses çıkararak coşkun bir biçimde akmak. Coşmak.
SODA
Sindirimi kolaylaştırmak, susuzluğu gidermek, içkileri sulandırmak için kullanılan, içinde sodyum karbonat bulunan, köpüren su. Temizlik işlerinde kullanılan bir çeşit tuz.
ÇAĞLARCA
Akarsuların, yataklarındaki çok eğimli kesimlerde ya da artık oldukça düzleşmiş eski eğim kesintisi üzerinde köpürerek, kaya döküntüleri arasından hızla aktıkları yerlere verilen ad. Antalya ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. İçel kenti, Arslanköy nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Tunceli ilinde, Çağlarca bucağına bağlı bir yer.
DELİOT
At ve eşeklerin az yediklerinde ağızlarını köpürten, çok yedikleri zaman da onları patlatan, koyu yeşil renkli, sivri yapraklı bir dağ otu.
BELESTİK
Ele sürünce sabun gibi köpüren bir çeşit bitki.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
FEVERAN
Fışkırma, kaynama. Birdenbire öfkelenme, köpürme, parlama.
ÇÖVEN
Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki, sabun otu, helvacı kökü (Saponaria officinalis). Çevgen.
ÇUVAN
Kökü ve dalları sabun gibi köpüren hem helvacılıkta, hem de temizlik işlerinde kullanılan bir bitki, çöven.
ÇALPALAMAK
Yoğurt, pekmez ve benzerleri şeyleri sulandırarak ezmek. Çalkalamak (sıvılık.). Kaynatılan şıra köpürmek.
TEHEVVÜR
Çok kızma, öfkelenme, köpürme.
SETLİÇ
İç sürdürücü bir maden suyu. Karbonat katılarak köpürtülmüş limonata.
KÖPÜRÜŞ
Köpürme işi.
SİNİRLENMEK
Duygu ve davranışlarını denetleyemeyecek duruma gelmek, öfkelenmek, köpürmek, feveran etmek.
KAYNAMAK
Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak. Mide ekşimek. Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak. Yerden çıkmak. Mayalı bir şey kabarıp köpürmek. Çok miktarda bulunmak. Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak. Arada kaybolmak. Gerektiği gibi yapılamamak. Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak. Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak. Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak. Coşmak, heyecanlanmak. Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak. Yara kapanmak, iyileşmek.
SARA
Zaman zaman kendini kaybederek olduğu yere düşme, vücutta şiddetli çırpınmalar ve ağız köpürmesi ile ortaya çıkan bir sinir hastalığı, tutarık, tutarak, tutarga, yilbik, epilepsi.