Kelimeler arşivinde; içinde "kant" olan, toplam 101 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kant bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kant ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kant olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AKANTAMEBİYOZİS, AKANTOSEFALOZİS
HİPERAKANTOZİS, KANTARONGİLLER
KIZILKANTARON, AKANTOKERATOZ, AKANTOSEFALAN, AKANTOSEFALOZ, AKANTOSEFALÖZ, AKANTOSİTOZİS, KERATOAKANTOM, TROKANTERİKUS
LOKANTACILIK, MAVİKANTARON, MERKANTİLİST, MERKANTİLİZM, KANTAKSANTİN
ÇALKANTISIZ, KANTARCILIK, KANTARLAMAK, KANTİNCİLİK, AKANTOLİZİS, AKANTOMETRA, AKANTOSEFAL, DEKANTASYON, DÜZKANTARMA, KANTOPLASTİ
KANTOCULUK, ÇALKANTILI, KALKANTEPE, KANTARKAYA, KANTARKİLE, KANTARKULU, KANTARLAMA, KANTARTOPU, KANTİTATİF, KANTORBASI, PARAKANTOM
KANTARİYE, KANTARLIK, KANTÇILIK, KANTİYANE, LOKANTACI, LOKANTALI, AKANTELLA, AKANTOLİZ, AKANTOSİT, AKANTOTİK, AKANTOZİS, HEKZAKANT, KANTOTOMİ, KANTURALI, KİSTAKANT, LUBRİKANT, MERKANTİL, TROKANTER
ÇALKANTI, KANTARCI, KANTARLI, KANTARMA, KANTARON, KANTİNCİ, KANTONİT, AKANTOİD, DEKAKANT, KANTUTMA, YAYKANTI, YAYKANTU, YIYKANTI
KANTOCU, LOKANTA, AKANTAŞ, AKANTOM, AKANTOR, AKANTOZ, ALAKANT, BERKANT, KANTARA, KANTAŞI, KANTİTE, KANTRUK, KANTURA, KANTÜRK
KANTAR, KANTAT, KANTÇI, KANTİN, KANTON, SEKANT, AKANTO, AVKANT, KANTEL, KANTİK, KANTİŞ, KANTUS, LOKANT, TEKANT
KANTO, AKANT, KANTI
KANT
KANT
Şeker ve limonla içilen sıcak su.
LOKANTACILIK
Lokantacının yaptığı iş.
AKANTOSEFALOZİS
Başları dikenli solucanlar şubesindeki türlerin omurgalılarda neden olduğu bağırsak enfeksiyonu.
MAVİKANTARON
Birleşikgillerden, baharda buğday tarlalarında mor renkli çiçekler açan bir bitki, belemir, peygamber çiçeği, acımık (Centaurea cyanus).
AKANTOSEFALOZ
Dikensi başlı kurt hastalığı.
KANTARONGİLLER
Yaprakları karşılıklı, çiçekleri er dişi, çanak yaprakları 4-5 tane olup birleşik, taç yaprakları 4-12 tane ve birleşik, ovaryum üst durumlu, birleşme yerinden açılan kapsül tipi meyveleri olan, ülkemizde yedi cins ve 24 türle temsil edilen, bir, iki ya da çok yıllık, otsu ya da çalımsı bitkiler. Gentiyangiller.
AKANTOSEFALÖZ
Başları dikenli solucanlar şubesindeki türlerin neden olduğu veya başları dikenli solucanlar şubesindeki türlere ait.
HİPERAKANTOZİS
Akantozis.
AKANTAMEBİYOZİS
Acanthamoeba cinsindeki türlerin neden olduğu enfeksiyon. Hastalıkta görülen en yaygın belirtiler granülomatoz amebik ensefalitis ve Acanthamoeba keratitisdir.
AKANTOSİTOZİS
Kanda akantositlerin varlığı. Abetalipoproteinemi.
MERKANTİLİST
Merkantilizm yanlısı olan kimse.
AKANTOSEFALAN
Başları dikenli solucanlar.
AKANTOKERATOZ
Akantokeratodermi.
TROKANTERİKUS
Makaraya ait olan.
KERATOAKANTOM
Keratin içeren, orta kısmında krater benzeri bir delikle deri yüzeyine bağlantılı iyicil, süratle büyüyen kistik bir tümör, intrakutan kornifiye epitelyom.
KIZILKANTARON
Kızılkantarongillerin örnek bitkisi olan, 10-50 santimetre yüksekliğinde, kırmızı çiçekli, karşılıklı yapraklı, sap ve yaprakları hekimlikte kullanılan, iki yıllık otsu bir bitki (Eryhraea centaurium).
Bu bölümde tanımı içerisinde KANT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELEMİR
Mavikantaron.
AYIRTMA
Ayırtmak işi. Otel, gazino, lokanta vb. yerlerle uçak, tren, otobüs gibi taşıtlarda yer ayırma işi, rezervasyon.
KANTARCI
Kantar yapıp satan kimse. Kantarda tartan kimse. Çarşıya, pazara getirilen şeyleri tartıp vergisini toplayan görevli.
ÇALGIHANE
Müzik evi, çalgılı lokanta veya eğlence yeri.
AŞEVİ
Lokanta. Düğün, nişan vb. toplantılarda, verilecek yemekleri hazırlamak için geçici olarak mutfak gibi kullanılan yer. Yoksullara parasız yemek yedirilen veya dağıtılan yer, aşhane. Tekkelerde yemek pişirilen yer.
KANTARLAMAK
Kantarla ağırlığını ölçmek. Düşünüp taşınmak. Birini denemek, sınamak.
BİSTRO
İçki içilen kahve. Müzik eşliğinde içki içilen, yemek yenilen bir tür lokanta.
ÇALKANTISIZ
Çalkantısı olmayan.
AŞÇIBAŞI
Birlikte çalışan birkaç aşçının başı. Bir lokanta veya evde yemek pişirmekle görevli kimse.
KAFETERYA
Müşterilerin kendi kendilerine servis yaptıkları lokanta. Çay, kahve vb. içeceklerle bazı yiyeceklerin satıldığı yer.
ACIMIK
Mavikantaron.
KANTARLIK
Kantar ölçüsünde olan.
AŞÇI
Yemek pişirmeyi meslek edinen kimse. Yemek yenilen dükkân, aşevi, lokanta. Yemek pişirip satan kimse.
KANTARON
Kızılkantarongillerden, hekimlikte kullanılan, sarı çiçekli, acı köklü, küçük bir bitki (Gentiana lutea). Birleşikgillerden, sarı, mavi, kırmızı çiçekli türleri bulunan otsu bir bitki (Centaurea).
KANTÇI
Kant felsefesi yanlısı olan.
BASKÜL
Ağırlıkları tartmaya yarayan alet, kantar. İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç.
GARSON
Lokanta, pastane, kahvehane vb. yerlerde müşterilere hizmet eden kimse.
DOYUMEVİ
Gösterişsiz, küçük lokanta.
KANTAR
Ağırlık sıfırken yatay duran bir kaldıraç koluna dik olarak tutturulmuş bir ibrenin sapmasıyla kütleleri tartan araç. 56,452 kilogram ağırlığında veya kırk dört okkalık bir ağırlık ve sığa birimi. Baskül. Tartılacak kütle alttaki çengele takıldığında sarmal bir yaya bağlı olan ve normal olarak sıfırı gösteren bir okun, yanlarda gösterilmiş ağırlık birimleri hizasına gelmesiyle kütle ağırlığını belirleyen bir tür tartı aleti, el kantarı.
KANTARCILIK
Kantarcının yaptığı iş.