Kelimeler arşivinde; içinde "kamet" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kamet bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kamet ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kamet olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DEKAMETRELİK, İKAMETGAHSIZ
SAKAMETLİK
DEKAMETRE, İSTİKAMET, SAKAMETLİ, İKAMETGAH
SAKAMET, KAMETÇİ
AKAMET, İKAMET
KAMET
KAMET
Boy, endam. Farz olan namazdan önce okunan iç ezan.
İKAMET
Bir yerde oturma, eğleşme.
DEKAMETRELİK
Belli bir dekametre uzunluğunda olan.
SAKAMETLİ
Kötü, bozuk.
İKAMETGAH
Konut. yerleşme yeri, yerleşge.
DEKAMETRE
10 metre uzunluğunda bir ölçü birimi.
AKAMET
Kısırlık, verimsizlik. Başarısızlık, sonuçsuzluk.
SAKAMETLİK
Dokunca, zarar: Çocuk bir sakametlik yaptı.
İKAMETGAHSIZ
İkametgâhı olmayan.
KAMETÇİ
Sebzeci.
SAKAMET
Bozukluk, yanlışlık, eksiklik.
İSTİKAMET
Doğrultu.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAMET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YÖN
Belli bir noktaya göre olan yer, taraf. Bir şeyin belli bir noktaya baktığı yan, veçhe. Bir yere gitmek için izlenen yol, cihet, istikamet. Tutulacak, izlenecek yol.
KISIRLIK
Kısır olma durumu. Verimsizlik, akamet.
HAŞGEDEYH
Suyunu dört ayrı istikamete akıtan yayla, dağ.
GEMET
Boy, kamet. Çorum şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KONUT
İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.
TOĞRİCA
Doğruca, o istikamet.
DOĞRULTU
Yön, istikamet. Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet. Tutulan, izlenen yol.
MUKİME
Oturan, ikamet eden.
EĞLEŞMEK
Oyalanmak, eğlenmek, tevakkuf etmek. Bir yerde oturmak, ikamet etmek.
MUKİM
Bir yerde, bir evde oturan, eğleşen, ikamet eden.
DUMAK
Durmak. Tutmak. Ayağa kalkmak. İkamet etmek.
GÖNELMEK
Güleryüz göstermek, yakınlık duymak. Mutlu ve rahat bir hayat yaşamak. Yönelmek, teveccüh etmek, istikamet almak, yüzünü döndürmek.
KUYTUL
Çukur, kuytu yer. İkametgâh, karargâh. Tokat kenti, Turhal belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
EYLENMEK
Geç kalmak. Eğlenmek. Durmak, kalmak. Durmak; kalmak; oturmak; ikamet etmek; dinlenmek. İyileşmek. Beklemek. Eylemek. Ypılmak, hazırlanmak. Edinmek.
OTURMAK
Vücudun belden yukarısı dik duracak biçimde ağırlığı kaba etlere vererek bir yere yerleşmek. Toprak veya yapı çökmek, aşağı inmek. Benimsenmek, yerleşmek, kökleşmek. Yer almak, geçmek. Hiçbir iş yapmadan boş vakit geçirmek, boş durmak. Bir yerde sürekli olarak kalmak, ikamet etmek. Bir işi yapmakta olmak, bir işe başlamak üzere olmak. Sıvı tortuları dibe çökmek, dipte toplanmak. Bu biçimde yerleştiği yerde kalmak. Belli bir yörüngede dönmeye başlamak. Biriyle beraber yaşamak. Uygun gelmek, ölçüleri tam olmak. Herhangi bir durumda belli bir süre kalmak.
DİREKSİYO
Yön, istikamet.
EYLEŞMEK
Durmak. İkamet etmek; oturmak. İyileşmek. Beklemek. Karşılıklı yapmak.
ADNAN
Bir yere yerleşip ikamet eden, mukim.