Kelimeler arşivinde; içinde "inim" olan, toplam 36 tane kelime bulunuyor. İçerisinde inim bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu inim ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında inim olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KIVILDİNİMBİLİM
DEĞİŞİNİMCİLİK
DEĞŞİNİMCİLİK
DEĞİŞİNİMCİ, ÖZDEVİNİMLİ, AMİNİMOSGOH
GEREKSİNİM, DİNİMBİLİM, DEVİNİMSİZ, PLATİNİMSİ
ZEKİNİMEK, DEĞİŞİNİM, ÖZDEVİNİM, DİVİNİMEK, DEVİNİMLİ, VELİNİMET, MİNİMETRE
DEĞŞİNİM, SANKİNİM, LİNİMENT, GÜNİNİMİ, MİNİMİNİ
MİNİMAL, FİNİMEK, GERİNİM, GİRİNİM, GEÇİNİM, MİNİMUM, MİNİMEÇ, MİNİMUS, DİLİNİM, ŞİNİMEK, DEVİNİM
İNİM
Kayınbirader.
ZEKİNİMEK
Hasta iyileşmeye başlamak.
DİNİMBİLİM
Devinmeyen nesnelerin üzerindeki kuvvet dengeleri ve benzerleri ile uğraşan bilgi dalı.
DEĞŞİNİMCİLİK
Doğa ve toplumdaki değişmelerin değşinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı.
PLATİNİMSİ
Platinsi.
GEREKSİNİM
Eksikliği duyulan şey, ihtiyaç.
AMİNİMOSGOH
Otlamaya giden deveyi çağırmak için kullanılan ünlem.
DEĞİŞİNİM
Genlerde veya kromozomlarda oluşan hasara bağlı olarak ortaya çıkan ve sonraki kuşağa aktarılabilen kalıcı hücresel değişiklik, mutasyon.
ÖZDEVİNİMLİ
Sinema ve televizyon araç ve gereçlerinde, çalışmalarının büyük bir bölümünün el değmeden ya da ayar, düzenleme gibi işler yapılmadan, kendiliğinden gerçekleşme durumunu belirten nitelik.
ÖZDEVİNİM
Üretimin, yönetimin ve toplumsal olarak zorunlu öbür süreçlerin insanın doğrudan doğruya katılması olmadan başarılmasını olanaklı kılan en yüksek uygulayımsal gelişme aşaması.
DEVİNİMLİ
Devinimi olan. Devinimli olarak.
DEVİNİMSİZ
Devinimi olmayan. Devinimi olmadan. Nitelik ve nicelik bakımından, kimi özelliklerinde zaman içinde değişim göstermeyen özdek ya da olaylar.
DEĞİŞİNİMCİLİK
Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram, mutasyonizm. Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı, mutasyonizm.
DİVİNİMEK
Oynamak, kımıldamak.
DEĞİŞİNİMCİ
Değişinimcilik yanlısı, mutasyonist.
KIVILDİNİMBİLİM
Devinmeyen kıvıl yük dağılımlarını ve yarattıkları olayları inceleyen fizik dalı.
Bu bölümde tanımı içerisinde İNİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİLİNME
Dilinmek işi. Kayaçların, ince katlar biçiminde kolaylıkla ayrılabilme niteliği, dilinim.
DOYMAK
İsteği kalmayıncaya kadar yemek, açlığı kalmamak. Yeter bulmak, kanmak, tatmin olmak. Bir gereksinimini yeteri kadar karşılamak.
DEVİMSEL
Devinim durumunda olan, hareki. Devinimi yalnızca fizik kanunlarına bağlı olmayan, aynı zamanda etkin bir gücü, bir amacı da içeren, dinamik.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
DOYGUN
Her türlü gereksinimini gidermiş, tatmin olmuş, müstağni.
BALTALIK
Sık sık kesimi yapılmış olan orman. Bir köyün odun gereksinimini sağlamasına izin verilen koruluk veya orman bölgesi.
BAKIMEVİ
Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.
ENGELLEME
Engellemek işi. İstek, gereksinim veya bir davranışın belli bir sonuca ulaşmasının önlenmesi. Siyasi kuruluşlar vb.nde tartışma yöntemlerinin bütün imkânlarından yararlanılarak kanunların tartışılmasını ve oylanmasını düzenli bir biçimde önlemek, geciktirmek amacıyla yapılmış olan girişimler, obstrüksiyon.
BAKIM
Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.
DEVİM
Devinim.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.
BAKINTI
Temel gereksinimleri karşılama.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
ASGARİ
En az, en aşağı, en düşük, en alt, minimal, minimum. Minimum.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
FLAŞ
Fotoğraf çekiminde ışık yeterli olmadığında bir görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü parıltı. İletişimde üstünlüğü, önceliği olan, önemli (haber). Fotoğraf çekiminde güçlü parıltıya gereksinim duyulduğunda kullanılan lamba. Gösterişe, ilgiye düşkün. Televizyon yayınlarında görüntüyü net almak için kullanılan çok kısa süreli ve güçlü ışıltı. Ünlü, gözde.
DÜZMEK
Bir gereksinimi karşılamak amacıyla birçok şeyi birbirini tamamlayacak biçimde bir araya getirmek. Şiir, destan, şarkı vb. yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek. Düzene sokmak, düzene koymak, sıralamak, elverişli, uygun bir duruma getirmek. Erkek, cinsel ilişkide bulunmak. Uydurmak.
GAR
Demir yolu ile yolculuk edenlerin gereksinimlerinin geniş ölçüde karşılandığı büyük tren istasyonu.
GEÇİNMEK
Yaşamak için gerekeni sağlamak. Taslamak. Uzlaşmak, anlaşmak. Ölmek. Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.