İçinde İFA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ifa" olan, toplam 115 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ifa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ifa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ifa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

ALAMETİFARİKALI, MANİFATURACILIK, TECAHÜLÜARİFANE

14 harfli kelimeler

İFADELENDİRMEK

13 harfli kelimeler

ALAMETİFARİKA, KİFAYETSİZLİK, TEŞRİFATÇILIK, ANTİFAGOSİTİK, FEHLİFASIHLIH, İFADELENDİRME

12 harfli kelimeler

MANİFATURACI, İSDİFALANMAK, PERİFARİNJAL, RİFAMİSİNLER

11 harfli kelimeler

BİLİSTİFADE, HADDİKİFAYE, KİFAFLANMAK, KASEİFAĞFUR, KİFAFINEFİS, İFADESİZLİK, SEYDİFAKILI, SÜSPENSİFAJ

10 harfli kelimeler

KİFAYETSİZ, MANİFATURA, MÜKEYYİFAT, NİFAKÇILIK, TEŞRİFATÇI, YENİFAKILI, İSTİFANAME, BRODİFAKOM, EPİFARENKS, EPİFARİNKS, İLTİFATKAR, KİFAFLANMA, RİFAMPİSİN, UNİFASİYAL, YENİFARŞAK

9 harfli kelimeler

DARÜŞŞİFA, İLTİFATLI, KİFAYETLİ, SİVRİFARE, ALİFAKILI, BİFASİYAL, İTTİFAKLA, KORİFAYOS, POLİFAGOS, RİFAMİSİN

8 harfli kelimeler

ALİFATİK, İNTİFADA, İSTİFADE, ŞİFAHANE, TAHRİFAT, TANZİFAT, TEŞRİFAT, TEVKİFAT, ZARİFANE, İFADESİZ, İSTİFACI, MERDİFAN, MERZİFAN, PİRİFANİ, POLİFAJİ, RİFAMPİN, RİFATİYE, ŞERİFALİ, TENZİFAT

7 harfli kelimeler

ARİFANE, İHTİFAL, İLTİFAT, İNDİFAİ, İRTİFAK, İTTİFAK, KİFAYET, NİFAKÇI, ŞİFAHEN, ŞİFASIZ, ALİFAKA, ALİFAKI, ARİFAĞA, İFADELİ, İSTİFAN, İŞTİFAN, İYHDİFA, KOLİFAJ, MELİFAJ, ÖYRİFAG, POLİFAG, RİFAMİD

6 harfli kelimeler

DİFANA, İKTİFA, İNDİFA, İNTİFA, İRTİFA, ŞİFAHİ, ŞİFALI, İFACUK, İFAKAT, İLİFAR, İSTİFA, MAZİFA, ÖRİFAG, ÖRİFAJ

5 harfli kelimeler

İFADE, KİFAF, NİFAK, ZİFAF, İFALİ, LİFAR, RİFAT, ŞİFAN

4 harfli kelimeler

ŞİFA, HİFA, İFAH, İFAL

3 harfli kelimeler

İFA

Bazı kelimelerin anlamları

İFA

Bir işi yapma, yerine getirme. Ödeme.

FEHLİFASIHLIH

Arapça kökenli fi'l-fâsık: aşüftelik; kötü yolda olma.

ANTİFAGOSİTİK

Fagositozu önleyici.

MANİFATURACILIK

Manifaturacı olma durumu, bezzazlık.

ALAMETİFARİKALI

Alametifarikası olan.

PERİFARİNJAL

Farinksi çeviren.

MANİFATURACI

Manifatura eşyası satan kimse, bezzaz. Manifatura eşyasının satıldığı yer.

RİFAMİSİNLER

Streptomyces mediterranei tararından üretilen ve bakterilerde transkripsiyonu engelleyen bir grup antibiyotik.

İFADELENDİRME

İfadelendirmek işi.

İSDİFALANMAK

İstifade etmek, yararlanmak.

BİLİSTİFADE

Yararlanarak.

KİFAYETSİZLİK

Yetersizlik.

ALAMETİFARİKA

Ayırıcı nitelik, ayırıcı özellik.

İFADELENDİRMEK

Anlamlandırmak, bir şey anlatır duruma getirmek.

TECAHÜLÜARİFANE

Tecahülüarif.

TEŞRİFATÇILIK

Teşrifatçı olma durumu. Teşrifata önem verme durumu.

  -   -   -  

Anlamında İFA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İFA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇEKİLMEK

Çekme işi yapılmak. Tartılmak. Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek. Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek. Geri gitmek, ricat etmek. Katılmamak, vazgeçmek. Azalmak. Uzaklaşmak, araya mesafe koymak. Kendini geriye veya bir yana çekmek. Yok olmak. Parça hâlindeki et kıyma biçimine getirilmek. Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak.

BEZZAZLIK

Kumaş satma işi, manifaturacılık.

ÇOĞULLAŞTIRMAK

Bir kelimeyi çokluk ifade edecek biçime getirmek.

AMA

Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz, amma, lakin, velakin. Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz. Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için de kullanılan bir söz. Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz. Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz.

BEZZAZ

Kumaş alıp satan kimse, manifaturacı.

ASILANMAK

Bir şeyden yarar sağlamak, intifa etmek.

ARABOZAN

İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.

ÇEKİLME

Çekilmek işi. Yerin yükselmesiyle bu yeri örten deniz sularının gerilemesi, basma karşıtı. Bir boksörün veya güreşçinin herhangi bir sebeple karşılaşmayı bırakması. Savaşta, bir ordunun veya bir birliğin düşmandan ayrılmak için yaptığı davranış, ricat. Bir görevden, bir işten kendi isteği ile ayrılma, istifa.

DEYİŞ

Deme, söyleme işi. Semahla birlikte yalnızca bağlama eşliğinde ağır tempoda söylenen bir beste türü. Halk şiiri, halk türküsü. Bir kimsenin bir konuyla ilgili anlattıkları, ifade. Söyleme biçimi, anlatım biçimi, üslup.

ANMA

Anmak işi, yâd. Ölmüş bir insanı hatırlamak için yapılmış olan tören, ihtifal.

ARABOZANLIK

Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.

ASILANMA

Asılanmak işi, intifa.

ANLATIM

Anlatma işi. Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade.

BAĞLAŞMAK

Bir şey yapmak için birbirine antlaşma veya sözleşme ile bağlanmak, ittifak etmek.

BAĞLAŞMA

Bağlaşmak işi, ittifak.

DİLLENDİRMEK

Biri hakkında dedikodu yapılmasına sebep olmak. Bir şeyi söz ile ifade etmek, söylemek.

DARBE

Vuruş, çarpış. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.

ALKAN

Doymuş alifatik hidrokarbonların genel adı, parafin.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

BİLDİRMEK

Herhangi bir şeyi haber vermek. Anlatmak, ifade etmek. Herhangi bir konuda bilgi vermek.