Kelimeler arşivinde; içinde "hın" olan, toplam 157 tane kelime bulunuyor. İçerisinde hın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu hın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında hın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HINGIZINGINDA
HINZIRLAŞMAK, HINCIKLANMAK, HINÇIKLATMAK, HINZIRCASINA, HIRHINDILİYH
HINZIRLAŞMA, GAHINDIRMAK, HINAMLANMAK, HINCIKLAMAK, HINDIMLAMAK, HINGILDAMAK, HINGIRDAMAK, HINKILDAMAK, HINKIRDAMAK, HINTIKLAMAK, HINTIŞLAMAK, HIRHINDILİH, HIRHINDİLİK, YAHINNAŞMAK
AVHINLAMAK, ÇIHINLAMAH, ÇIHINLAMAK, ELEBAHINÇH, GAHINNAMAH, HINÇALAMAK, HINÇKIRMAK, HINGILAMAK, HINKILAMAK, HINKIRIKLI, SAHINDIRIH, SAHINDIRIK, SIHINTILİG
HINCAHINÇ, HINZIRLIK, AHINDIRIK, AHINDIRUK, AHINDURUK, HINCETMEK, HINÇARMAK, HINÇETMEK, HINÇKIRIK, HINÇLAMAK, HINÇLILIK, HINÇURMAK, HINDALMAK, HINDARSUZ, HINDIKMAK, HINDIRGAN, HINDİRGEN, HINGILGAÇ, HINGIRMAK, HINGLAMAK, HINILAMAK, HINKIRMAK, HINTILMAK, HINTIŞMAK, KARATAHIN, SIPHINMAH
HINZIRCA, AYHINMAK, ÇIHINCAH, HINARMAK, HINCADEK, HINCALMA, HINCIMAK, HINÇIRIK, HINDIRİK, HINDİRİK, HINIRSIK, HINKIRIK, HINKIRTI, HINLAMAK, HINTIMAK, HINTIRIS, SAHINMAH, SAHINMAK, TIHINMAK, YAHINLUH, YAHINMAK
HINÇSIZ, AHINMAK, AYHINTI, DAHINTI, HINCÇİK, HINÇMAK, HINTIBI, HINTMAK, IHINMAH, IHINMAK, MAHINEV, SIHINTI
HINÇLI, HINZIR, GAHINÇ, HAHINA, HINACA, HINAÇA, HINAMİ, HINAYA, HINAZA, HINBIL, HINCAL, HINCIK, HINCİK, HINÇAR, HINÇIK, HINDIK, HINDIL, HINDİK, HINGAÇ, HINGAL, HINGAN, HINGAR, HINGEL, HINGIÇ, HINGİR, HINILI, HINISE, HINISI, HINİYH, HINNİK, Devamını Oku »»
HINIS, CAHIN, ÇIHIN, HINAM, HINAZ, HINÇA, HINIÇ, HINIK, HINIZ, HINİK, HINİS, HINTA, HINTO, SAHIN, VAHIN, YAHIN, YIHIN, ZIHIN
HINÇ, HINK, AHIN, HINI, HINT, IHIN
HIN
HIN
Cılız, sıska. Hayır.
HINGILDAMAK
Ağlamaya hazır olmak, ağlamaklı olmak. Çocuk yavaş yavaş ağlamak. Çocuk ısrarla, inatla bir şey istemek. Sallanmak.
GAHINDIRMAK
Kalkındırmak.
HINKIRDAMAK
Çocuk ısrarla, inatla bir şey istemek. Evlenmek isteyen gençler, isteklerini aşırı hareketlerle belli etmek.
HINZIRLAŞMAK
Hınzır gibi davranmak.
HIRHINDILİYH
Koyu yeşil renkli; kalın saplı, yaprakları enli bir ot.
HINAMLANMAK
İçlenmek, kederlenmek.
HINGIZINGINDA
Olsa olsa, en son derecede: Hıngızıngında 16 guruş pul parası ziyan ederim. Bir işin başlayacağı ya da sona ereceği an: iş hıngızıngında iken geldim.
HINKILDAMAK
Çocuk ısrarla, inatla bir şey istemek. Çocuk uykuda hoşnutsuzca mırıldanmak, sayıklamak.
HINDIMLAMAK
Üstüne çökmek.
HINGIRDAMAK
Ağlamaya hazır olmak, ağlamaklı olmak.
HINCIKLANMAK
Sinirlenmek, tasalanmak, kederlenmek.
HINZIRLAŞMA
Hınzırlaşmak işi.
HINÇIKLATMAK
Çukura düşürmek: Hasan kağnıyı hınçıklatmış.
HINCIKLAMAK
Yumrukla dövmek. Sinirlenmek, tasalanmak, kederlenmek.
HINZIRCASINA
Hınzırca.
Bu bölümde tanımı içerisinde HIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ERKEN
Vaktinden önce, alışılan zamandan önce, er, geç karşıtı. Sabahın ilk saatlerinde.
CAMBAZ
Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.
HINÇLI
Hıncı olan, öfkeli.
ÇULHA
El tezgâhında bez dokuyan kimse.
DİPÇİK
Tüfek vb. silahların namlu gerisinde bulunan, atış sırasında silahın omza dayanmasını veya tabancanın elle kavranmasını sağlayan taban bölümü.
BEŞME
Her çubuğu ayrı ayrı beş renkte olan, yollu bir kumaş türü. Tabaklanmamış ham deri. Çıkrıkçı tezgâhının kütüğü.
HEKİMBAŞI
Osmanlı Devleti'nde sarayda hekimlik görevini yürüten en kıdemli, yetkili ve padişahın özel doktoru olan kimse.
DOMUZ
Çift parmaklılardan, eti, yağı, derisi veya kılı için beslenen, evcil hayvan (Susacrofa domestica). Hain, aksi, ters, inatçı, hınzır kimse.
FREZELEMEK
Bir parçayı freze tezgâhında işlemek.
DÜŞKÜN
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.
GÜCÜ
Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.
ERKENCİ
Erken davranan (kimse). Sabahın ilk saatlerinde harekete geçen. Erken olgunlaşan veya yetişen (meyve, sebze).
FREZECİ
Teknik resme veya modele uygun her çeşit parçayı freze tezgâhında yapabilen işçi. Freze işleri yapılmış olan dükkân.
GAYZ
Öfke, hınç.
FERMAN
Buyruk, emir. Osmanlı Devleti'nde padişahın verdiği, uyulması gerekli hükümleri taşıyan yazılı buyruk, yarlık.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
CERRAHLIK
Cerrah olma durumu. Cerrahın mesleği. Cerrahı ilgilendiren, cerrah gerektiren.
BAŞMAKLIK
Camide ayakkabı konulan yer. Padişahın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has.