Kelimeler arşivi içinde; başında "hın" olan, toplam 109 adet kelime bulunmaktadır. hın ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu hın ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde hın olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
HINGIZINGINDA
HINCIKLANMAK, HINÇIKLATMAK, HINZIRCASINA, HINZIRLAŞMAK
HINAMLANMAK, HINCIKLAMAK, HINDIMLAMAK, HINGILDAMAK, HINGIRDAMAK, HINKILDAMAK, HINKIRDAMAK, HINTIKLAMAK, HINTIŞLAMAK, HINZIRLAŞMA
HINÇALAMAK, HINÇKIRMAK, HINGILAMAK, HINKILAMAK, HINKIRIKLI
HINCAHINÇ, HINCETMEK, HINÇARMAK, HINÇETMEK, HINÇKIRIK, HINÇLAMAK, HINÇLILIK, HINÇURMAK, HINDALMAK, HINDARSUZ, HINDIKMAK, HINDIRGAN, HINDİRGEN, HINGILGAÇ, HINGIRMAK, HINGLAMAK, HINILAMAK, HINKIRMAK, HINTILMAK, HINTIŞMAK, HINZIRLIK
HINARMAK, HINCADEK, HINCALMA, HINCIMAK, HINÇIRIK, HINDIRİK, HINDİRİK, HINIRSIK, HINKIRIK, HINKIRTI, HINLAMAK, HINTIMAK, HINTIRIS, HINZIRCA
HINCÇİK, HINÇMAK, HINÇSIZ, HINTIBI, HINTMAK
HINACA, HINAÇA, HINAMİ, HINAYA, HINAZA, HINBIL, HINCAL, HINCIK, HINCİK, HINÇAR, HINÇIK, HINÇLI, HINDIK, HINDIL, HINDİK, HINGAÇ, HINGAL, HINGAN, HINGAR, HINGEL, HINGIÇ, HINGİR, HINILI, HINISE, HINISI, HINİYH, HINNİK, HINSIK, HINTIK, HINTIN, Devamını Oku »»
HINAM, HINAZ, HINÇA, HINIÇ, HINIK, HINIS, HINIZ, HINİK, HINİS, HINTA, HINTO
HINÇ, HINI, HINK, HINT
HIN
HIN
Cılız, sıska. Hayır.
HINTIŞLAMAK
Bir şeyi kör bıçakla düzensizce, gelişigüzel kesmek. Kakmak, dürtmek, zorlamak: Kızıp duruyorum, şimdi hıntışlarım ha!. Sürekli vurmak, dürtmek.
HINZIRLAŞMA
Hınzırlaşmak işi.
HINCIKLANMAK
Sinirlenmek, tasalanmak, kederlenmek.
HINZIRCASINA
Hınzırca.
HINZIRLAŞMAK
Hınzır gibi davranmak.
HINDIMLAMAK
Üstüne çökmek.
HINAMLANMAK
İçlenmek, kederlenmek.
HINKIRDAMAK
Çocuk ısrarla, inatla bir şey istemek. Evlenmek isteyen gençler, isteklerini aşırı hareketlerle belli etmek.
HINÇIKLATMAK
Çukura düşürmek: Hasan kağnıyı hınçıklatmış.
HINCIKLAMAK
Yumrukla dövmek. Sinirlenmek, tasalanmak, kederlenmek.
HINGILDAMAK
Ağlamaya hazır olmak, ağlamaklı olmak. Çocuk yavaş yavaş ağlamak. Çocuk ısrarla, inatla bir şey istemek. Sallanmak.
HINGIRDAMAK
Ağlamaya hazır olmak, ağlamaklı olmak.
HINKILDAMAK
Çocuk ısrarla, inatla bir şey istemek. Çocuk uykuda hoşnutsuzca mırıldanmak, sayıklamak.
HINTIKLAMAK
İtişip kakışmak.
HINGIZINGINDA
Olsa olsa, en son derecede: Hıngızıngında 16 guruş pul parası ziyan ederim. Bir işin başlayacağı ya da sona ereceği an: iş hıngızıngında iken geldim.
Bu bölümde tanımı içerisinde HIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
CERRAHLIK
Cerrah olma durumu. Cerrahın mesleği. Cerrahı ilgilendiren, cerrah gerektiren.
FERMAN
Buyruk, emir. Osmanlı Devleti'nde padişahın verdiği, uyulması gerekli hükümleri taşıyan yazılı buyruk, yarlık.
GÜCÜ
Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.
BAŞMAKLIK
Camide ayakkabı konulan yer. Padişahın anne, kız kardeş, kız ve hasekilerine bağlanan ödenek, has.
DOMUZ
Çift parmaklılardan, eti, yağı, derisi veya kılı için beslenen, evcil hayvan (Susacrofa domestica). Hain, aksi, ters, inatçı, hınzır kimse.
GAYZ
Öfke, hınç.
BEŞME
Her çubuğu ayrı ayrı beş renkte olan, yollu bir kumaş türü. Tabaklanmamış ham deri. Çıkrıkçı tezgâhının kütüğü.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
FREZELEMEK
Bir parçayı freze tezgâhında işlemek.
FREZECİ
Teknik resme veya modele uygun her çeşit parçayı freze tezgâhında yapabilen işçi. Freze işleri yapılmış olan dükkân.
CAMBAZ
Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse, akrobat. Osmanlı Devleti'nde atlı olan ve savaşlarda padişahın önünde düşmana karşı ilk saldırıya geçen birlik. Kurnaz, hileci, hilekâr. Usta, becerikli kimse. At alıp satan veya yetiştiren kimse.
ERKENCİ
Erken davranan (kimse). Sabahın ilk saatlerinde harekete geçen. Erken olgunlaşan veya yetişen (meyve, sebze).
ÇULHA
El tezgâhında bez dokuyan kimse.
DÜŞKÜN
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.
DİPÇİK
Tüfek vb. silahların namlu gerisinde bulunan, atış sırasında silahın omza dayanmasını veya tabancanın elle kavranmasını sağlayan taban bölümü.
ERKEN
Vaktinden önce, alışılan zamandan önce, er, geç karşıtı. Sabahın ilk saatlerinde.
HINÇLI
Hıncı olan, öfkeli.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
ATEŞ
Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.
HEKİMBAŞI
Osmanlı Devleti'nde sarayda hekimlik görevini yürüten en kıdemli, yetkili ve padişahın özel doktoru olan kimse.