Kelimeler arşivinde; içinde "het" olan, toplam 126 tane kelime bulunuyor. İçerisinde het bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu het ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında het olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HETEROSEKSÜELLİK, HETEROTRANSPLANT
HETEROKROMATİN, HETEROZİGOTLUK, KEMOHETEROTROF
HETEROSEKSÜEL, HETERODİMERİK, HETERODİNAMİK, HETERODUBLEKS, HETEROFAGOZOM, HETEROFİYOZİS, HETEROGAMETİK, HETEROPHYİDAE
VAKTİKERAHET, FETHETTİRMEK, HETEROBLASTİ, HETEROGLİKAN, HETEROJENLİK, HETEROKARYON, HETEROMORFOZ, HETEROPLOİDİ, HETEROTALLİK
HETEROTROFİ, NEKAHETHANE, FETHETTİRME, HETERAKİDAE, HETEROGAMET, HETEROGREFT, HETEROKARPİ, HETEROKROMİ, HETEROLİZİN, HETEROOKSİN, HETEROPHYES, HETEROPOLAR, HETEROPTERA, HETEROTOPİK, HETEROZİGOT
HETEROTROF, DEHETDEMEK, DEHETLEMEK, HALHETEKİN, HETERODOKS, HETERODONT, HETEROFİLİ, HETEROFONİ, HETEROGONİ, HETEROKSEN, HETEROPODA, HETEROSERK, HETEROSİST, HETEROSPOR, HETEROTOPİ, VECAHETTİN
BEDAHETEN, FESHETMEK, FETHETMEK, HETEROJEN, LARGHETTO, METHETMEK, MÜŞABEHET, CİHETİYLE, ÇARHETRAF, HETEKENNİ, HETERAKİS, HETEROGEN, HETEROLİZ, HETEROMER, HETERONOM, HETEROTİP, HETEROZİS, HETİLCEYH, NÜZHETİYE
FESHETME, FETHETME, METHETME, DEHETMEK, HETEROİK, HETİRCEH, HETİRCEK, SEYYEHET, TÜHETMEK
BEDAHET, KERAHET, NEKAHET, NEZAHET, BELAHET, FEKAHET, FERAHET, HETAMİN, HETELEK, HETEROS, HETEROZ, NESEHET, NESİHET, NEZEHET, REFAHET, VECAHET
MEŞHET, EZHETA, HETERO, HETMAN, HETTEN, İLAHET, NÜKHET, NÜZHET, ÖZEHET, SİHHET
CİHET, GAHET, HETDA, HETEL, HETİF, HETİK, HETİL, HETİR, HETTA, HETTE, KAHET, KEHET, REHET, SEHET, ŞEHET
AHET, HETA, HETE
HET
HET
Korkutmak ya da susturmak için söylenir.
KEMOHETEROTROF
Kemotrof.
HETEROGAMETİK
Bir türün dişi ya da erkek eşeyinin eşit sayıda benzemeyen eşeylik gözeleri meydana getirmesi; eşit olmayan eşey kromozomlarını kapsayan; XY kromozomlu olan; heterogametleri olan.
HETEROSEKSÜEL
Karşı cinsi arzulayan.
HETERODİMERİK
Proteinin birbirinin aynı olmayan iki polipeptit zincirinden oluşması hâli.
HETEROFAGOZOM
Birincil lizozomların hücre dışından alınan heterojen içerikli maddelerle birleşmesiyle oluşan ikincil lizozomlar.
HETEROPHYİDAE
İnsan ve hayvanlarda parazitlenen Heterophyes, Metagonimus, Cryptocotyle, Stellantchasmus ve Euryhelmis gibi cinsleri bulunan Trematoda sınıfından bağırsaklarda yaşayan trematod ailesi.
HETEROZİGOTLUK
Belirli bir karaktere ilişkin belirli bir lokusta farklı allellere sahip olma durumu.
VAKTİKERAHET
Kerahet vakti.
HETEROSEKSÜELLİK
Heteroseksüel olma durumu.
HETEROFİYOZİS
Heterophyes heterophyes adlı digenetik trematod türünün metaserkerleriyle enfekte balıkların çiğ veya az pişmiş olarak yenilmesi sonucunda insan ve hayvanlarda oluşan sindirim sistemi hastalığı.
FETHETTİRMEK
Fethetme işini yaptırmak.
HETEROKROMATİN
İnterfaz çekirdeğinde aşırı yoğunlaşma gösteren tekrarlanan DNA dizilerinden oluşmuş kromatin. Replikasyonu daha geç olur ve transkripsiyon bakımından faal değildir. Bu segmentler konstitütif heterokromatin olarak adlandırılır. Ayrıca farklı gelişme safhalarında yoğunlaşma gösteren ve dağılmış hâlde bulunanı ise fakültatif heterokromatin olarak adlandırılır. Örneğin memeli dişilerindeki faal olmayan X kromozomu. Çekirdekte kromatinin koyu görünen kısmı. Genç hücrelerle çok çalışan sinir hücrelerinde bu madde az bulunur. Transkripsiyon etkinliğinin az olduğu veya genomun etkisiz kısımlarını gösterir. Kromozomun, çokça nukleik asit depo eden ve sitoplazma ve çekirdekdeki nukleik asit metabolizmasını kontrol eden bölgesi. Bu bölge dinlenme halinde çekirdekte boyayı çok emen ve koyu renkli görülen kromatin bölgesidir.
HETEROTRANSPLANT
Farklı bireyler arasında yapılan doku aşısı. Heterogreft.
HETERODUBLEKS
Genetik rekombinasyon esnasında, farklı ebeveynlere ait çift moleküllerin tamamlayıcısı olan tek iplikleri arasında baz çiftleşmeleriyle meydana gelen DNA. Her bir ipliğin farklı bir kaynaktan geldiği ve bu nedenle tam olarak tamamlayıcı olmadığı çift heliks nükleik asit molekülü. DNA çift ipliğinde bir ya da daha fazla yanlış bağlanmış bazların bulunuşu.
HETERODİNAMİK
Çok çeşitli hareket gösteren veya farklı hareket modellerine sahip olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde HET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GİRMEK
Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.
FESHETME
Feshetmek işi.
LAĞVETMEK
Bir kuruluşu kaldırmak, işleyişine son vermek. Hükümsüz kılmak, feshetmek, dağıtmak.
ANSIZIN
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ÖVMEK
Birinin veya bir şeyin iyiliklerini, üstünlüklerini söyleyerek değerini yüceltmek, methetmek, sena etmek, yermek karşıtı.
DAĞITMAK
Toplu durumda bulunanları birbirinden uzaklaştırmak veya ayırmak. Değişik sebeplerle kendini koyuvermek, beklenmedik davranışlarda bulunmak. Bir topluluğun varlığına son vermek, feshetmek. Yenilgiye uğratmak. Kurulu bir düzeni bozmak. Etkisini, gücünü azaltmak, gidermek. Belli bir orana göre bölüştürmek, pay etmek, tevzi etmek. İletmek, ulaştırmak. Ne yaptığını bilmeyecek kadar içip kendinden geçmek. Bir şeyin veya bir yerin düzenini bozmak. Herhangi bir şeyi ayrı ayrı kimselere vermek.
FEK
Bozma, feshetme, kesme, ayırma, koparma.
AZOL
Heterosiklik birleşiklerin önemli bir sınıfı.
KALDIRMAK
Bulunduğu yerden almak. Yukarı doğru hareket ettirmek. Yükseltmek. Piyasadan çekmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tayin etmek, atamak. Kaçırmak. Hastayı hastaneye götürmek. Uygun gelmek, yakışmak. Çekmek, taşımak. Çalmak, aşırmak. Uyandırmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Tören yaparak ölüyü gömmek. Bir şeyden çokça satın almak. Ürün toplamak, taşımak. Alıp başka yere götürmek. Yok etmek, ortadan silmek. İyi etmek, iyileştirmek. Toplamak.
DIŞBESLENEN
Besinini organik maddelerden sağlayan, heterotrof.
ALIKLIK
Alık olma durumu, belahet.
METHETME
Methetmek işi.
AYRIŞIK
Ayrışmış olan. Birbirlerine çok fazla benzer özellikler taşımayan parça veya birimlerden oluşan bütün veya topluluk, ayrı cinsten, heterojen. Ayrı türden, çeşit çeşit, muhtelif, heterojen.
BENZEŞLİK
Benzeş olma durumu, müşabehet.
KAZANMAK
Kazanç sağlamak. Tutulmak, yakalanmak. Çıkmak, isabet etmek. Ele geçirmek, fethetmek, kazanç sağlamak. Olumlu, iyi bir sonuç elde etmek. Kendinden yana çekmek. Edinmek, sahip olmak. Yenmek, galip gelmek.
FETHETME
Fethetmek işi.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BELLİLİK
Belli olma durumu, bedahet, muayyeniyet.
LAĞIV
Bir kuruluşun faaliyetine son verme. Hükümsüz kılma, feshetme.