Kelimeler arşivinde; içinde "hem" olan, toplam 261 tane kelime bulunuyor. İçerisinde hem bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu hem ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında hem olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HEMATOPORFİRİNÜRİ
HEMANJİYOBLASTOM, HEMOGLOBİNOMETRE, HEMOGLOBİNOMETRİ, HEMOPERİKARDİYUM, İHTİYOHEMOTOKSİN, METHEMOGLOBİNEMİ, METHEMOGLOBİNÜRİ
EHEMMİYETSİZLİK, FERRİHEMOGLOBİN, FİZOHEMATOMETRA, HEMAGLÜTİNASYON, HEMANJİYOSARKOM, HEMATOSİTOBLAST, HEMOGLOBİNOPATİ, HEMOPNÖMOTORAKS, PNÖMOHEMOTORAKS, PSÖDOHEMOPTİZİS
ANJİYOHEMOFİLİ, EHEMMİYETLİLİK, HEMADZORPSİYON, HEMANJİYOBLAST, HEMATOPERİKART, HEMATOPORFİRİN, HEMATOSİTOPENİ, HEMİHİPERTROFİ, HEMOFLAGELLATA, HEMOKROMATOZİS, HEMOPERİTONEUM, OKSİHEMOGLOBİN, PİYOHEMOTORAKS
BAŞHEMŞİRELİK, ANTİHEMOLİTİK, ANTİHEMORAJİK, EPHEMEROPTERA, HEMATOPORFİRİ, HEMATOSİTOZİS, HEMİKRİPTOFİT, HEMİPARALİZİS, HEMOFAGOSİTOZ, HEMOGLOBİNEMİ, HEMOGLOBİNÜRİ, HEMOPERFÜZYON, HEMOSİDEROZİS, HEMOSİTOBLAST, HEMOSİTOMETRE, HEMOSİTOMETRİ, LEGHEMOGLOBİN, METHEMOGLOBİN, OTOHEMOTERAPİ, PNÖMOHEMORAJİ, PSÖDOHEMOFİLİ, SEROHEMORAJİK, YUKARIHEMEDAN
EHEMMİYETSİZ, AŞAĞIHEMEDAN, HEMAGLÜTİNİN, HEMATİDROZİS, HEMATOKSİLEN, HEMATOKSİLİN, HEMATOMİYELİ, HEMATOSEPSİS, HEMATOSİTÜRİ, HEMATOSPERMİ, HEMİDESMOZOM, HEMİHİDROZİS, HEMİPLANKTON, HEMİSELLÜLOZ, HEMİVERTEBRA, HEMOKROMATOZ, HEMOPERİKART, HEMOSİTOPOEZ
ÇAMLIHEMŞİN, EHEMMİYETLİ, HEMATOLOJİK, HEMFİKİRLİK, HEMODİYALİZ, HEMŞEHRİLİK, HEMŞİREZADE, MERHEMLEMEK, HEMARTROZİS, HEMATOFAJOZ, HEMATOJENİK, HEMATOJENOZ, HEMATOKEZYA, HEMATOMETRA, HEMATOPOİEZ, HEMATOSKOPİ, HEMATOSTEON, HEMİPELAJİK, HEMİSELÜLAZ, HEMİSELÜLOZ, HEMİSFERYUM, HEMODİNAMİK, HEMOERİTRİN, HEMOFİLİYAK, HEMOKUPREİN, HEMOMELASMA, HEMOPROTEİN, HEMOSİDERİN, HEMOSİYANİN, ORTAHEMEDAN
BAŞHEMŞİRE, HEMATOLOJİ, HEMENCECİK, HEMOGLOBİN, HEMOROİTLİ, HEMŞİRELİK, MERHEMLEME, MÜPHEMİYET, HEMANJİYOM, HEMATİDROZ, HEMATİNEMİ, HEMATİNÜRİ, HEMATOİDİN, HEMATOKRİT, HEMATOKROM, HEMATOPOEZ, HEMATOSELİ, HEMATOŞEZİ, HEMERALOPİ, HEMERİTRİN, HEMİAZİGOS, HEMİPAREZİ, HEMİPTERÖZ, HEMOFTALMİ, HEMONKOZİS, HEMOPEKSİN, HEMOROLOPİ, HEMOSPERMİ, HEMOSTATİK, HEMOTERAPİ, Devamını Oku »»
EHEMMİYET, HEMATOLOG, MÜPHEMLİK, BEHEMEHAL, HEMARTROZ, HEMATEMEZ, HEMATOFAJ, HEMATOJEN, HEMATOSEL, HEMATOSİT, HEMİBRANŞ, HEMİNECİK, HEMİPENİS, HEMİPLEJİ, HEMOBİLYA, HEMOFİLUS, HEMOLAKTİ, HEMOLİTİK, HEMOLİZİN, HEMOMETRA, HEMOPLÖRA, HEMORAJİK, HEMOSİDAL, HEMŞİRMEK, OLİGOHEMİ, OTHEMATOM, PERİHEMAL, SİTOHEMİN
HEMFİKİR, HEMHUDUT, HEMOFİLİ, HEMOROİT, HEMŞEHRİ, HEMZEMİN, ÇERHEMEK, HEMATORE, HEMATÜRİ, HEMAZOİN, HEMBELİK, HEMENCEK, HEMENCÜK, HEMETCİK, HEMETEŞE, HEMİMELİ, HEMOKİST, HEMOLENF, HEMOPATİ, HEMOPOEZ, HEMOPTİZ, HEMORAJİ, HEMOSTAZ, HEMOZOİN, MERHEMET, MÜDDEHEM, PEHEMBER, TEHEMMÜL
HEMATİT, HEMAYAR, HEMCİNS, HEMDERT, HEMOFİL, HEMŞİRE, EBREHEM, EHEMLİK, ELLAHEM, ELLEHEM, HEMALİS, HEMATİN, HEMATOM, HEMAYİL, HEMECÜK, HEMEÇİK, HEMEÇÜK, HEMEMET, HEMENCE, HEMENÇE, HEMİCİK, HEMİCÜK, HEMİDEK, HEMODAK, HEMOFİZ, HEMOLİZ, HEMOPTÖ, HEMOSİT, HEMOSÖL, MIHEMED, Devamını Oku »»
DİRHEM, HEMATİ, HEMŞİN, MERHEM, MÜLHEM, MÜPHEM, BEHEME, HEMDEM, HEMDES, HEMEŞE, HEMHAL, HEMORE, HEMSİZ, MELHEM, MÖLHEM, VELHEM
BOHEM, HEMEN, HEMPA, HEMZE, EDHEM, HEMAL, HEMAN, HEMBE, HEMİK, HEMİL, HEMİN, HEMİR, HEMİT, HEMTA, SEHEM
EHEM, HEMA, HEMD, HEME, HEMİ, HEMO
HEM
HEM
Bir kimseyi uyarmak, bir şeyi açıklamak veya anlamı güçlendirmek için "özellikle, zaten, bir de, şurası da var ki" anlamlarında kullanılan bir söz. Açıklayıcı nitelikte olan ikinci cümleyi birinciye bağlayan bir söz.
HEMATOPORFİRİNÜRİ
Eritropoetik protoporfiri.
HEMANJİYOSARKOM
Kan damarı endotel hücrelerinden köken alan, uzun ve küt biçimli anaplastik endotelle döşeli damar boşluklarından oluşan ve elektron mikroskobik olarak Weibel-Palade cisimcikleri içeren, sıklıkla metastaz yapan, damarların yırtılması sonucu kanamalara ve ölüme neden olabilen, özellikle yaşlı Alman kurt köpeklerinde sıklıkla görülen kötücül tümör, anjiyosarkom, kötücül hemangoendotelyom.
METHEMOGLOBİNEMİ
Kanda methemoglobin bulunuşu.
HEMANJİYOBLASTOM
Beyinde özellikle meninks kılcal damarlarındaki anjiyoblastlardan köken alan damar tümörü.
HEMOPERİKARDİYUM
Kalp kesesi içerisinde, yangıya bağlı olmaksızın, pıhtılaşmış hâlde kan toplanması, hemoperikart, hematoperikart.
İHTİYOHEMOTOKSİN
Bazı balıkların kanında bulunan zehir.
HEMAGLÜTİNASYON
Eritrositlerin çöktürülmesi. Kimi bakteriler veya virüslerin yüzeylerinde bulunan hemaglütinin proteinleri sayesinde, bu mikroorganizmaların uygun alyuvar hücreleri yüzeyine bağlanması ve alyuvarları çöktürmesi. Yanlış kan aktarımlarında antikorların alyuvar yüzeyindeki antijenlere bağlanması sonucu alyuvarların bir araya toplanarak kümeler oluşturması gibi alyuvar kümeleşmesine verilen ad.
EHEMMİYETSİZLİK
Önemsizlik.
HEMOGLOBİNOMETRİ
Kandaki hemoglobin miktarının belirlenmesi işlemi.
METHEMOGLOBİNÜRİ
İdrarda methemoglobin bulunuşu.
HEMOGLOBİNOPATİ
Kalıtsal bozukluklardan dolayı anormal polipeptit zincirlerinden oluşan, orak hücre anemisi, hemolitik anemi ve talasemiye neden olan anormal tipteki hemoglobinlerin varlığı. Hemoglobin C, E, I, J, S, ve benzerleri yüzlerce tipi vardır.
HEMATOSİTOBLAST
Retiküler bağ dokudaki ilkel retikulum hücrelerinden oluşan ve kan hücrelerinin asıl kökenleri olan oldukça büyük ilkel kan hücreleri, hemositoblast.
FERRİHEMOGLOBİN
Methemoglobin.
FİZOHEMATOMETRA
Döl yatağı boşluğunda gaz ve kan toplanması.
HEMOGLOBİNOMETRE
Kandaki hemoglobin miktarını belirlemek için kullanılan bir alet.
Bu bölümde tanımı içerisinde HEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.
ARDINCA
Hemen arkasından, hemen ardından, arkası sıra, ardı sıra, peşinden, peşi sıra, takiben.
BAMYA
Ebegümecigillerden, sıcak ve ılıman yerlerde yetişen bir bitki (Hibiscus esculentus). Bu bitkinin hem taze hem kurutularak yenilen ürünü.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
BAŞHEMŞİRE
Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.
BALSAMLI
Balsam içeren, antiseptik ve besleyici özelliği olan (ilaç, merhem vb.).
ARACI
Ara bulucu. Üretici ile tüketici arasında alım satım konusunda bağlantı kuran ve bundan kazanç sağlayan kimse, mutavassıt, komprador. İki şey arasında bağlantı kuran kimse, vasıta. İhracatçının ihracattan doğan alacaklarının büyük bir bölümünün malın yüklenmesinden hemen sonra, kalan kısmının ise para, malı alandan tahsil edildiğinde bir aracı banka tarafından ödenmesini sağlayan kredi veya yatırım tekniği.
AZIKLIK
Azık olarak ayrılan veya hazırlanan yiyecekler. Hemen yemek üzere, harman zamanından önce biçilip savrulan ekin. Azık koymaya yarayan kap veya torba.
AKKELEBEK
Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
ARKADAŞ
Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri, bacanak, eş, yâren, yoldaş. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri, hempa, refik.
ARKEOPTERİKS
Hem kuş hem sürüngen özellikleri gösteren bir hayvan fosili.
AZGIN
Azmış olan, azılı. Çok yaramaz (çocuk). Çabuk iltihaplanan, yarası hemen kapanmayan (ten). Coşmuş, taşmış. Cinsel istekleri aşırı olan. Gözü hiçbir şeyden yılmayan.
BAĞIRGAN
Bağırıp çağıran, tepkisini hemen ve sert bir biçimde dışa vuran.
BASURLU
Basuru olan, hemoroitli.
AKTİNOLOJİ
Güneş ışınlarının hem insan hem de bütün canlılar üzerinde etkisini inceleyen bilim dalı.
BASUR
Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit.
AKABİNDE
Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
ASLANPENÇESİ
Gülgillerden, sarı, beyaz çiçekli bir yabani bitki (Alchemilla). Şirpençe.