Kelimeler arşivinde; içinde "güce" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde güce bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu güce ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında güce olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÜCENDİRMEK, GÜCELENBERİ
GÜCENDİRME, GÜCENİKLİK, GÜCENİLMEK
YERCEGÜCE, GÜCELTMEK, GÜCENİLME
GÜCENMEK, GÜCELMEK, GÜCETMEK, MENGÜCEK
GÜCENME, BÖRGÜCE, GÜCENİŞ, GÜCEMEK, GÜCENİK
GÜCELE
GÜCEK, GÜCEM, GÜCEN, GÜCER
GÜCE
GÜCE
Giresun iline bağlı ilçelerden biri.
GÜCENİKLİK
Gücenik olma durumu.
GÜCENDİRMEK
Gücenmesine yol açmak, gönlünü kırmak, incitmek.
GÜCENME
Gücenmek işi.
GÜCENİŞ
Gücenme işi.
GÜCENMEK
Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık duymak, kırılmak.
GÜCETMEK
Gücendirmek, üzüntü vermek.
YERCEGÜCE
Kokarca.
BÖRGÜCE
Fasulye.
GÜCELENBERİ
Ancak, güçlükle, zorla.
GÜCELTMEK
Güçleştirmek, zorlaştırmak.
MENGÜCEK
Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar'ı içine alan bölgeyi fethederek XIII. yy.'ın ilk yarısına kadar elinde tutan Türk sülalesi.
GÜCENİLMEK
Gücenme işine konu olmak, herhangi bir kimseye gücenmek.
GÜCENDİRME
Gücendirmek işi.
GÜCENİLME
Gücenilmek işi.
GÜCELMEK
Güçleşmek, zorlaşmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÜCE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
DARILMACA
"Sakın darılma" anlamında kullanılan darılmaca yok veya darılmaca gücenmece yok deyiminde geçen bir söz.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
İĞBİRAR
Gücenme, güceniklik, kırgınlık.
GERİLİM
Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür.
ALINGAN
Çabuk gücenen, kırılan.
İNFİAL
Birine içerleme, gücenme, kızgınlık duyma. Herhangi bir şeyden etkilenme. Edilgi.
İNCİNMEK
Çarpma, sıkışma, burkulma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek. Birinin herhangi bir davranışı yüzünden üzüntü duymak, gücenmek, kırılmak.
BURUKLUK
Buruk olma durumu, kekrelik. Küskünlük, gücenmişlik.
KIRIKLIK
Kırık olma durumu. Kırgınlık. İsteksizlik, güceniklik, kırgınlık.
GÜCENİK
Gücenmiş, kırılmış, incinmiş, küskün (kimse).
KERAMETLİ
Doğaüstü güce sahip.
İNKİSAR
Kırılma. Gücenme, gönlü kırılma. İlenme, ilenç.
İĞNELİ
İğnesi olan. Kırıcı, gücendirici, dokunaklı, onur kırıcı, kinayeli. İğne ile tutturulmuş, iğnelenmiş.
KIRIK
Kırılmış olan. Fay. Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul. Tam nota göre düşük olan (not). Kemiğin bir etki ile kırılması. Saf renkten hafif uzaklaşmış. Kırıntı. Kırılmış bir şeyden ayrılan parça. Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın. Gücenmiş, üzgün. Bir şeyin kırılan yeri. Melez.
BURUK
Burulmuş olan. Alınarak küskünlük gösteren, gücenmiş (kimse). Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi. Tadı kekre olan (meyve).
GÖNÜLLENMEK
Gücenmek, darılmak, alınmak.
BURULMAK
Ekseni çevresinde döndürülmek. Sancımak, ağrımak. Alınarak küskünlük göstermek, gücenmek.
KIRGIN
Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış olan. Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık. Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda.
DARILMAK
Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla gücenip görüşmez olmak, gücenmek, küsmek, ilgiyi kesmek. Azarlamak, paylamak. Gücenmek, kırılmak, alınmak, incinmek.