İçinde GÜCÜ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "gücü" olan, toplam 62 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gücü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu gücü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gücü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

GÜCÜRGÜLENMEK

12 harfli kelimeler

GÖRÜNGÜCÜLÜK, TİTREŞİRGÜCÜ

11 harfli kelimeler

GÜCÜRGETMEK, GÜCÜRGENMEK, GÜCÜRLENMEK, GÜLDÜRGÜCÜK, KERTENGÜCÜK, GILDIRGÜCÜK

10 harfli kelimeler

BEYGİRGÜCÜ, SÖVGÜCÜLÜK, GÖRGÜCÜLÜK, KIZILGÜCÜK, GÜCÜMSEMEK

9 harfli kelimeler

GÜCÜKDENE, GÜCÜNKAYA, GÜCÜMENİK, GÜCÜMSEME, GÜCÜLEYİN, GÜCÜLEMEK, GÜCÜLELEN, GÜCÜKTENE, KARAGÜCÜK, GÖRÜNGÜCÜ, KUŞGÜCÜĞÜ, GÖNÜLGÜCÜ, ÖRGÜCÜLÜK, ÖVGÜCÜLÜK

8 harfli kelimeler

GÜCÜKLER, GÜCÜKLÜK, GÜCÜGÜCÜ, GÜCÜNMEK, GÜCÜZMEK, ÜDÜRGÜCÜ, ALAGÜCÜK, TÜRKGÜCÜ

7 harfli kelimeler

GÜCÜLEN, SÜRGÜCÜ, MUMGÜCÜ, SERGÜCÜ, GÜCÜMEN, GÜCÜNEN, GÜCÜKSU, SÖVGÜCÜ, GÜCÜĞEN, GÜCÜCÜK, GÜCÜCEK, GÖRGÜCÜ

6 harfli kelimeler

ÜNGÜCÜ, ÖRGÜCÜ, ÖVGÜCÜ, ÖZGÜCÜ, ENGÜCÜ, ÖNGÜCÜ, ERGÜCÜ, İŞGÜCÜ, GÜCÜLE, GÜCÜYH

5 harfli kelimeler

GÜCÜN, GÜCÜK, GÜCÜŞ

4 harfli kelimeler

GÜCÜ

Bazı kelimelerin anlamları

GÜCÜ

Bez tezgâhında ipliği ayarlayan tezgâh tarağı.

SÖVGÜCÜLÜK

Sövgücü olma durumu, sövücülük.

GILDIRGÜCÜK

Güçsüz, dermansız. Önemsiz: Gıldırgücük iş seni oyaladı kaldı. Çocukların aşık oyununa başlarken içlerinden çoban tutmak için değneklerini atmaları: Gıldırgücükte çobanlık bana düştü.

KERTENGÜCÜK

Kertenkele.

BEYGİRGÜCÜ

Bir saniyede 75 kg/ m. lik iş yapabilme gücü. (736 W). Bir saniyede 550 ft-lb. (76.04 kg/ m.) iş yapabilme gücü. (746 W.).

TİTREŞİRGÜCÜ

Öğeciklerin belli dalga boyundaki ışıkları soğurma, salma olasılığını ölçen nicelik.

GÜCÜKDENE

Lâbada, pazı.

GÜCÜRGETMEK

Zahmet vermek.

GÖRÜNGÜCÜLÜK

Gerçek olanın yalnızca görüngüler olduğunu öne süren görüş, olaycılık, fenomenizm.

GÜCÜMSEMEK

Bir şeyin yapılmasını güç görmek, bir işi isteksiz yapmak.

GÖRGÜCÜLÜK

Deneycilik.

KIZILGÜCÜK

Havuç.

GÜCÜRGÜLENMEK

Bir işi isteksiz, gönülsüz yapmak, üşenmek.

GÜCÜRLENMEK

Güç görmek.

GÜLDÜRGÜCÜK

Yarım yamalak, eksik kalmış (iş için söylenir).

GÜCÜRGENMEK

Bir işi isteksiz, gönülsüz yapmak, üşenmek. Elinden gelen iyiliği yapmak. Güç saymak, zor bulmak. Gücenmek, gücüne gitmek.

  -   -   -  

Anlamında GÜCÜ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GÜCÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKIŞKANLIK

Akışkan olma durumu. Para ve ticaretle ilgili işlemlerde kullanılabilecek durumda olan satın alma gücü, likidite. Kolaylıkla paraya çevrilebilme özelliği fazla olan varlıklar, likidite.

BAHADIR

Savaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse, batur.

BAĞIM

Bir şeyin veya bir kimsenin gücü ve etkisi altında bulunma durumu.

AKIL

Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.

ANDROPOZ

Erkeklerde, er bezlerinin salgıladıkları hormon miktarının giderek eksilmesi sonucu cinsel gücün azalması, yaş dönümü.

BASINÇ

Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik.

ANLIK

Kısa süren, bir an içinde olan, enstantane. Bir anda oluşan, gelişen, spontane. Anlama gücü, usa vurma, yargılama, müdrike, entelekt. Duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ATILIMCI

Durumunu geliştirme gücü gösteren, atılım yapan, hamleci.

BAŞPEHLİVAN

Birçok pehlivanı yenerek gücünü kabul ettirmiş pehlivan.

BAĞIMLI

Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi. Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan. Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela.

AYIRICI

Ayırma özelliği veya gücü olan. Yüksüz elektrik devrelerini açıp kapayan araç.

BAĞIMSIZ

Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür. Müstakil. Bağımsız milletvekili. Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse.

ARAÇ

Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.

ATLETİZM

Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.

ACİZ

Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.

BAŞARIM

Elde edilen bir başarı. Herhangi bir olayı veya durumu başarma isteği ve gücü. Kişinin yapabileceği en iyi derece, performans. Herhangi bir eseri, oyunu, işi vb.ni ortaya koyarken gösterilen başarı, performans.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

ALIŞTIRMA

Alıştırmak işi. Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılmış olan uygulama, hazırlık çalışması, idman, egzersiz, antrenman. Bir beceriyi, bilgiyi kazanmak için yapılmış olan tekrar, temrin, talim, egzersiz. Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması, rodaj.

ANCAK

"Yalnızca" anlamında, sınırlama bildiren bir söz, bir. "Lakin, ama, fakat, yalnız" sözleri gibi bir düşünceye karşıt ikinci bir düşünceyi anlatan bir söz. "Olsa olsa, en çok, daha çok, güçlükle" anlamlarında, bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını gösteren bir söz, dar, gücün. En erken.