Kelimeler arşivi içinde; başında "güce" olan, toplam 20 adet kelime bulunmaktadır. güce ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu güce ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde güce olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÜCELENBERİ, GÜCENDİRMEK
GÜCENİLMEK, GÜCENİKLİK, GÜCENDİRME
GÜCENİLME, GÜCELTMEK
GÜCETMEK, GÜCENMEK, GÜCELMEK
GÜCEMEK, GÜCENİK, GÜCENİŞ, GÜCENME
GÜCELE
GÜCEN, GÜCEM, GÜCEK, GÜCER
GÜCE
GÜCE
Giresun iline bağlı ilçelerden biri.
GÜCETMEK
Gücendirmek, üzüntü vermek.
GÜCENMEK
Birinin beklenilmeyen bir davranışı veya sözü karşısında kırgınlık duymak, kırılmak.
GÜCENİLMEK
Gücenme işine konu olmak, herhangi bir kimseye gücenmek.
GÜCENİK
Gücenmiş, kırılmış, incinmiş, küskün (kimse).
GÜCELMEK
Güçleşmek, zorlaşmak.
GÜCENME
Gücenmek işi.
GÜCELENBERİ
Ancak, güçlükle, zorla.
GÜCELE
Ancak, güçlükle, zorla.
GÜCENİŞ
Gücenme işi.
GÜCENDİRMEK
Gücenmesine yol açmak, gönlünü kırmak, incitmek.
GÜCENDİRME
Gücendirmek işi.
GÜCENİLME
Gücenilmek işi.
GÜCENİKLİK
Gücenik olma durumu.
GÜCELTMEK
Güçleştirmek, zorlaştırmak.
GÜCEMEK
Üzülmek: Sende her şeye güceyorsun. Zorlamak, icbar etmek. Güç duruma düşürmek, güçlük içinde brakmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÜCE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KIRIK
Kırılmış olan. Fay. Tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul. Tam nota göre düşük olan (not). Kemiğin bir etki ile kırılması. Saf renkten hafif uzaklaşmış. Kırıntı. Kırılmış bir şeyden ayrılan parça. Kadının veya erkeğin yasalara ve törelere aykırı olarak ilişki kurduğu erkek veya kadın. Gücenmiş, üzgün. Bir şeyin kırılan yeri. Melez.
BURUK
Burulmuş olan. Alınarak küskünlük gösteren, gücenmiş (kimse). Uygun olmayan şartlar sonucu dönerek büyüyen ağacın kerestesi. Tadı kekre olan (meyve).
KIRIKLIK
Kırık olma durumu. Kırgınlık. İsteksizlik, güceniklik, kırgınlık.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
BURULMAK
Ekseni çevresinde döndürülmek. Sancımak, ağrımak. Alınarak küskünlük göstermek, gücenmek.
DARILMACA
"Sakın darılma" anlamında kullanılan darılmaca yok veya darılmaca gücenmece yok deyiminde geçen bir söz.
KERAMETLİ
Doğaüstü güce sahip.
İĞBİRAR
Gücenme, güceniklik, kırgınlık.
KIRILGAN
Kolay ve çabuk kırılan. Kolay ve çabuk gücenen.
KIRGIN
Bir kimseye gücenmiş, gönlü kırılmış olan. Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık. Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda.
GÖNÜLLENMEK
Gücenmek, darılmak, alınmak.
İNCİNMEK
Çarpma, sıkışma, burkulma vb. etkenlerle vücudun bir yeri ağrı verir duruma gelmek. Birinin herhangi bir davranışı yüzünden üzüntü duymak, gücenmek, kırılmak.
İĞNELİ
İğnesi olan. Kırıcı, gücendirici, dokunaklı, onur kırıcı, kinayeli. İğne ile tutturulmuş, iğnelenmiş.
ADAMAK
Bir dileğin gerçekleşmesi amacıyla kutsal olduğuna inanılan bir güce niyette bulunmak, nezretmek. İthaf etmek. Bir şeyle yoğun olarak ilgilenmek. Kutsal saydığı bir şey uğruna kendini feda etmek üzere söz vermek. Ayırmak, tahsis etmek.
BURUKLUK
Buruk olma durumu, kekrelik. Küskünlük, gücenmişlik.
İNKİSAR
Kırılma. Gücenme, gönlü kırılma. İlenme, ilenç.
DARILMAK
Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla gücenip görüşmez olmak, gücenmek, küsmek, ilgiyi kesmek. Azarlamak, paylamak. Gücenmek, kırılmak, alınmak, incinmek.
İNFİAL
Birine içerleme, gücenme, kızgınlık duyma. Herhangi bir şeyden etkilenme. Edilgi.
ALINGAN
Çabuk gücenen, kırılan.
GERİLİM
Gerginlik, tansiyon. Konuşmada bir sesin ortaya çıkması için ses kirişlerinin gerginleşmesi. Bir iletkenin uçları arasındaki gizil güç farkı, potansiyel farkı, voltaj. Çeşitli yollara başvurularak filmde yaratılan sıkıntılı, gergin hava, tansiyon. İhtiyaçların karşılanamadığı veya bir hedefe yönelmiş davranışlar engellendiğinde ortaya çıkan coşkulu durum. İki ucundan ters yanlara çekilen bir telin her noktasında, o iki güce karşı koyan güç, tevettür.