Kelimeler arşivinde; içinde "göz" olan, toplam 427 tane kelime bulunuyor. İçerisinde göz bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu göz ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında göz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AÇGÖZLÜLEŞEBİLMEK, GÖZDENGEÇİRİCİLİK
AÇGÖZLÜLEŞEBİLME, GÖZLEMLEYEBİLMEK, KARAGÖZGÖLLÜALAN
GÖZETLEYEBİLMEK, GÖZLEMLEYEBİLME
GÖZETLEYİCİLİK, GÖZDENGEÇİRİCİ, GÖZETLEMECİLİK, GÖZETLEYEBİLME, KARAGÖZFASULYA, KARAGÖZMANCARI, KAYNARGÖZLEYİM, TERBİYEGÖZLÜĞÜ
GÖZENEKSİZLİK, AÇGÖZLÜLEŞMEK, BEYAZGÖZLÜLER, GÖZETLEÇBİLİM, GÖZLENEBİLMEK, GÖZLEYEBİLMEK, GÖZLEYÜDURMAK, KARAGÖZCİÇEĞİ, SALINIMGÖZLER, YUKARIGÖZLÜCE, YUKARIKARAGÖZ, ZEMBİLİGÖZGÖZ
AÇIKGÖZLÜLÜK, GÖZENEKLİLİK, GÖZLEMECİLİK, KARAGÖZCÜLÜK, AÇGÖZLÜLEŞME, AŞAGIGÖZLÜCE, AŞAĞIKARAGÖZ, BİRGÖZELİLER, CAMGÖZGİLLER, GÖZENEKÖLÇER, GÖZETEBİLMEK, GÖZLENEBİLME, GÖZLEYEBİLME, GÖZÜKEBİLMEK, SÖĞÜTLÜGÖZLE, YİNELİGÖZLER, YUKARIALAGÖZ
GÖZETİCİLİK, GÖZETLENMEK, GÖZETLETMEK, GÖZETLEYİCİ, GÖZETMENLİK, GÖZETTİRMEK, GÖZLEMCİLİK, GÖZLEMLEMEK, GÖZLÜKÇÜLÜK, AŞAĞIALAGÖZ, BASIGÖZETİR, GÖZALDATIMI, GÖZBAĞCILIK, GÖZBAĞLAMAK, GÖZDEĞMELİK, GÖZERLENMEK, GÖZETDEMEYH, GÖZETEBİLME, GÖZLEKÇİLER, GÖZÜKEBİLME, GÖZÜKIZILLI, GÖZÜKÜÇÜKLÜ, GÖZYUMMACIL, KIRKGÖZELER, MİNİLGÖZLER, TOKGÖZLÜLÜK
AÇGÖZLÜLÜK, AÇIKGÖZLÜK, GÖZENEKSİZ, GÖZETİLMEK, GÖZETLEMEK, KARAGÖZLÜK, TEPEGÖZLER, KARTALGÖZÜ, BASIGÖZLER, BONCUKGÖZE, BÜLBÜLGÖZÜ, DOKTORGÖZÜ, GÖZAÇANLAR, GÖZEGİRMEK, GÖZELLEMEK, GÖZERLEMEK, GÖZETDEMEK, GÖZETLENİŞ, GÖZETLENME, GÖZETLETME, GÖZETLEYİŞ, GÖZETTİRME, GÖZLEMLEME, GÖZLÜÇAYIR, GÖZLÜHÜYÜK, GÖZPENCERE, GÖZÜMKALDI, IŞIMGÖZLER, İZGEGÖZLER, KARAGÖZLER, Devamını Oku »»
BALIKGÖZÜ, CİNGÖZLÜK, GÖZDEMİRİ, GÖZENEKLİ, GÖZETİLME, GÖZETLEME, GÖZLEMECİ, GÖZLEMEVİ, GÖZLENMEK, GÖZLETMEK, GÖZLÜKSÜZ, GÖZSÜZLÜK, HOROZGÖZÜ, KARAGÖZCÜ, KOYUNGÖZÜ, MANDAGÖZÜ, SIĞIRGÖZÜ, TURNAGÖZÜ, AÇGÖZLÜCE, ARDIÇGÖZE, ARIGÖZERİ, AŞAĞIGÖZE, ATGÖZLÜĞÜ, BATLANGÖZ, BELDİRGÖZ, BUZLUGÖZE, BÜLÜÇGÖZÜ, CİLVEGÖZÜ, DEMİRGÖZE, DERİNGÖZE, Devamını Oku »»
DEVEGÖZÜ, GÖZCÜLÜK, GÖZETİCİ, GÖZETMEK, GÖZETMEN, GÖZLEMCİ, GÖZLEMEK, GÖZLENME, GÖZLETME, GÖZLEYİŞ, GÖZLÜKÇÜ, GÖZLÜKLÜ, GÖZÜKMEK, KEDİGÖZÜ, ÖKÜZGÖZÜ, YALINGÖZ, TOKGÖZLÜ, AKÇAGÖZE, ALTINGÖZ, BELERGÖZ, ÇAHIRGÖZ, DANAGÖZE, DANAGÖZÜ, DAŞGÖZEL, DAŞGÖZER, DEREGÖZÜ, DERİNGÖZ, DÖNÜKGÖZ, DURUGÖZE, GECEGÖZÜ, Devamını Oku »»
AÇGÖZLÜ, AÇIKGÖZ, GÖZDAĞI, GÖZEMEK, GÖZENEK, GÖZETİM, GÖZETİŞ, GÖZETME, GÖZLEĞİ, GÖZLEME, GÖZÜKME, GÖZYAŞI, KARAGÖZ, KUŞGÖZÜ, PARAGÖZ, SARIGÖZ, TEPEGÖZ, AYNAGÖZ, ALANGÖZ, ALTIGÖZ, ATEŞGÖZ, BAĞGÖZE, BALGÖZE, BAŞGÖZE, BEŞGÖZE, BİNGÖZE, CİBİGÖZ, DANAGÖZ, DÖRTGÖZ, EĞRİGÖZ, Devamını Oku »»
CİNGÖZ, GÖZELİ, GÖZEME, GÖZENE, GÖZEVİ, GÖZLEM, GÖZLÜK, GÖZSÜZ, ALAGÖZ, ALEGÖZ, ARAGÖZ, BEŞGÖZ, CAMGÖZ, CİKGÖZ, ÇERGÖZ, DİKGÖZ, DİLGÖZ, DÖNGÖZ, ELAGÖZ, ERGÖZÜ, GÖKGÖZ, GÖRGÖZ, GÖZCEK, GÖZCÜK, GÖZÇEK, GÖZÇÜK, GÖZEBİ, GÖZECE, GÖZEDE, GÖZENİ, Devamını Oku »»
AÇGÖZ, GÖZCÜ, GÖZDE, GÖZER, GÖZGÜ, GÖZLÜ, AŞGÖZ, GÖZAL, GÖZAR, GÖZAY, GÖZCE, GÖZEK, GÖZEL, GÖZEM, GÖZEN, GÖZET, GÖZGE, GÖZME, GÖZNE, ÖNGÖZ, ÜÇGÖZ
GÖZE
GÖZ
GÖZ
Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.
AÇGÖZLÜLEŞEBİLMEK
Açgözlü olma olasılığı bulunmak.
GÖZLEMLEYEBİLMEK
Gözlemleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖZETLEYEBİLME
Gözetleyebilmek işi dikizleyebilme.
KAYNARGÖZLEYİM
Çözüneni uçucu olmayan çözeltilerin kaynama noktalarının, aynı basınçtaki arı çözücününkinden yüksek olmasına dayanarak, derişimi bilinen seyreltik çözeltilerde, çözünenin molekül ağırlığını belirleme yöntemi.
GÖZETLEMECİLİK
Soyunan ya da cinsel ilişkide bulunan insanları gözetleyerek cinsel doygunluk sağlama.
KARAGÖZMANCARI
Ebegümeci.
GÖZDENGEÇİRİCİLİK
Devrimci bakış açısından Marksizmi doğrulamak ya da haklı çıkarmak için yeniden yorumlayıp özünü değiştirerek bu görüşü savunan akım.
TERBİYEGÖZLÜĞÜ
Koşulu bir durumda olan atların, yanlarını görerek ürkmelerini önlemek amacıyla, başlığın gözlük bölümündeki dört köşe ya da yuvarlak meşin parçaları. (Amasya).
KARAGÖZGÖLLÜALAN
Tokat şehrinde, Yeşilyurt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
GÖZLEMLEYEBİLME
Gözlemleyebilmek işi.
KARAGÖZFASULYA
Börülce.
AÇGÖZLÜLEŞEBİLME
Açgözlüleşebilmek durumu.
GÖZETLEYİCİLİK
Gözetleyicinin yaptığı iş, dikizcilik, erketecilik.
GÖZDENGEÇİRİCİ
Geçmişte kabul edilen bir durum veya görüşün gözden geçirilerek yeniden ortaya konmasını ileri süren kişi. Devrimci bakış açısından Marksizmi doğrulamak ya da haklı çıkarmak için yeniden yorumlayıp özünü değiştirerek bu görüşü savunan kişi.
GÖZETLEYEBİLMEK
Gözetleme imkânı veya olasılığı bulunmak, dikizleyebilmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).
AÇGÖZLÜLÜK
Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.
AÇIKGÖZLÜK
Açıkgözlülük.
AJUR
Delikli örgü, gözenek.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
AÇGÖZ
Açgözlü.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AJURLU
Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
AKIŞKAN
Akış özellikleri gözlenebilen (sıvı veya gaz), seyyal.