Kelimeler arşivi içinde; başında "göz" olan, toplam 225 adet kelime bulunmaktadır. göz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu göz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde göz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÖZDENGEÇİRİCİLİK
GÖZLEMLEYEBİLMEK
GÖZETLEYEBİLMEK, GÖZLEMLEYEBİLME
GÖZDENGEÇİRİCİ, GÖZETLEMECİLİK, GÖZETLEYEBİLME, GÖZETLEYİCİLİK
GÖZENEKSİZLİK, GÖZETLEÇBİLİM, GÖZLENEBİLMEK, GÖZLEYEBİLMEK, GÖZLEYÜDURMAK
GÖZENEKLİLİK, GÖZENEKÖLÇER, GÖZETEBİLMEK, GÖZLEMECİLİK, GÖZLENEBİLME, GÖZLEYEBİLME, GÖZÜKEBİLMEK
GÖZALDATIMI, GÖZBAĞCILIK, GÖZBAĞLAMAK, GÖZDEĞMELİK, GÖZERLENMEK, GÖZETDEMEYH, GÖZETEBİLME, GÖZETİCİLİK, GÖZETLENMEK, GÖZETLETMEK, GÖZETLEYİCİ, GÖZETMENLİK, GÖZETTİRMEK, GÖZLEKÇİLER, GÖZLEMCİLİK, GÖZLEMLEMEK, GÖZLÜKÇÜLÜK, GÖZÜKEBİLME, GÖZÜKIZILLI, GÖZÜKÜÇÜKLÜ, GÖZYUMMACIL
GÖZAÇANLAR, GÖZEGİRMEK, GÖZELLEMEK, GÖZENEKSİZ, GÖZERLEMEK, GÖZETDEMEK, GÖZETİLMEK, GÖZETLEMEK, GÖZETLENİŞ, GÖZETLENME, GÖZETLETME, GÖZETLEYİŞ, GÖZETTİRME, GÖZLEMLEME, GÖZLÜÇAYIR, GÖZLÜHÜYÜK, GÖZPENCERE, GÖZÜMKALDI
GÖZBAĞICI, GÖZBEBEĞİ, GÖZDEĞMEZ, GÖZDELİĞİ, GÖZDEMEYH, GÖZDEMİRİ, GÖZDEYHÇİ, GÖZELCENE, GÖZELEMEG, GÖZELEMEK, GÖZELLEME, GÖZENEKLİ, GÖZERTEPE, GÖZETİLME, GÖZETLEME, GÖZLEMECİ, GÖZLEMEVİ, GÖZLENGEÇ, GÖZLENGIÇ, GÖZLENMEK, GÖZLEŞMEK, GÖZLETMEK, GÖZLÜKOTU, GÖZLÜKSÜZ, GÖZLÜKUYU, GÖZPINARI, GÖZSÜZLÜK, GÖZÜBÜYÜK, GÖZÜKÜÇÜK
GÖZARASI, GÖZAYDIN, GÖZBAĞCI, GÖZCEĞEN, GÖZCÜLER, GÖZCÜLÜK, GÖZDEĞME, GÖZDEKÇİ, GÖZDEMEK, GÖZEBANA, GÖZEBAŞI, GÖZEDİCİ, GÖZEHMEG, GÖZEKAYA, GÖZELCEM, GÖZELEME, GÖZENERK, GÖZENMEK, GÖZERİMİ, GÖZERMEK, GÖZETIEÇ, GÖZETİCİ, GÖZETLEK, GÖZETMEK, GÖZETMEN, GÖZEYİCİ, GÖZİKMEK, GÖZLEKÇİ, GÖZLEMCİ, GÖZLEMEK, Devamını Oku »»
GÖZAÇAN, GÖZALAN, GÖZALTI, GÖZBABA, GÖZBAĞI, GÖZDAĞI, GÖZDEĞİ, GÖZDEKİ, GÖZECİK, GÖZEGİR, GÖZEGÖL, GÖZEĞİR, GÖZELEK, GÖZELER, GÖZELİM, GÖZEMEK, GÖZENDE, GÖZENEK, GÖZENTE, GÖZENTİ, GÖZEREK, GÖZETİM, GÖZETİŞ, GÖZETME, GÖZGENE, GÖZGERE, GÖZGERİ, GÖZGÖRE, GÖZKAYA, GÖZLEĞİ, Devamını Oku »»
GÖZCEK, GÖZCÜK, GÖZÇEK, GÖZÇÜK, GÖZEBİ, GÖZECE, GÖZEDE, GÖZELİ, GÖZEME, GÖZENE, GÖZENİ, GÖZENÜ, GÖZEVİ, GÖZGEÇ, GÖZGEN, GÖZGER, GÖZGÖR, GÖZGÖZ, GÖZKÖY, GÖZLEK, GÖZLEM, GÖZLER, GÖZLET, GÖZLÜK, GÖZMEK, GÖZMEN, GÖZOVA, GÖZSÜZ, GÖZUCU
GÖZAL, GÖZAR, GÖZAY, GÖZCE, GÖZCÜ, GÖZDE, GÖZEK, GÖZEL, GÖZEM, GÖZEN, GÖZER, GÖZET, GÖZGE, GÖZGÜ, GÖZLÜ, GÖZME, GÖZNE
GÖZE
GÖZ
GÖZ
Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.
GÖZENEKÖLÇER
Katı özdeklerin gözenekliliğini, başka bir deyimle akışkanlarla ilgili geçirgenliğini ölçen aygıt.
GÖZETLEMECİLİK
Soyunan ya da cinsel ilişkide bulunan insanları gözetleyerek cinsel doygunluk sağlama.
GÖZENEKSİZLİK
Gözeneksiz olma durumu.
GÖZLEYEBİLMEK
Gözleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖZLEMLEYEBİLME
Gözlemleyebilmek işi.
GÖZDENGEÇİRİCİLİK
Devrimci bakış açısından Marksizmi doğrulamak ya da haklı çıkarmak için yeniden yorumlayıp özünü değiştirerek bu görüşü savunan akım.
GÖZETLEYEBİLME
Gözetleyebilmek işi dikizleyebilme.
GÖZDENGEÇİRİCİ
Geçmişte kabul edilen bir durum veya görüşün gözden geçirilerek yeniden ortaya konmasını ileri süren kişi. Devrimci bakış açısından Marksizmi doğrulamak ya da haklı çıkarmak için yeniden yorumlayıp özünü değiştirerek bu görüşü savunan kişi.
GÖZENEKLİLİK
Gözenekli olma durumu.
GÖZETLEYEBİLMEK
Gözetleme imkânı veya olasılığı bulunmak, dikizleyebilmek.
GÖZETLEÇBİLİM
Metalbilimin, gözetleç kullanan dalı.
GÖZLENEBİLMEK
Gözlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖZLEYÜDURMAK
Gözden kaçırmamak.
GÖZLEMLEYEBİLMEK
Gözlemleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GÖZETLEYİCİLİK
Gözetleyicinin yaptığı iş, dikizcilik, erketecilik.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKGÖZLÜK
Açıkgözlülük.
AJURLU
Her yanı ajur biçiminde işlenmiş bulunan, gözenekli.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
AÇGÖZLÜLÜK
Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.
ABRAŞ
Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).
AÇGÖZ
Açgözlü.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇIKGÖZ
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).
AKIŞKAN
Akış özellikleri gözlenebilen (sıvı veya gaz), seyyal.
AÇIKTAN
Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
AJUR
Delikli örgü, gözenek.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
AÇGÖZLÜ
Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.
AĞLAMAK
Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.