Kelimeler arşivinde; içinde "gönü" olan, toplam 43 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gönü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gönü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gönü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖNÜLLENDİRMEK
GÖNÜLLENDİRME
CANIGÖNÜLDEN, GÖNÜLSÜZİREK
GÖNÜLDAŞLIK, GÖNÜLLENMEK, GÖNÜLSÜZLÜK, GÖNÜLDOLABI
GÖNÜLSÜMEK, GÖNÜLLEMEK, GÖNÜLLENME, GÖNÜLSEMEK, GÖNÜLSÜZCE, GÖNÜLLÜLÜK, GÖNÜLYURDU
GÖNÜLLÜCE, GÖNÜLAÇAN, GÖNÜLALAN, GÖNÜLALDI, GÖNÜLALMA, GÖNÜLEMEK, GÖNÜLGÜCÜ
GÖNÜLLÜK, GÖNÜLDEN, GÜLGÖNÜL, ŞENGÖNÜL, GÖNÜLDEŞ, GÖNÜLDAŞ, DEVEGÖNÜ, GÖNÜLSÜZ
GÖNÜLAY, KUŞGÖNÜ, GÖNÜRSU, GÖNÜMEK, GÖNÜLLÜ, AYGÖNÜL, ERGÖNÜL, GÖNÜLLİ, GÖNÜCÜR
GÖNÜR, GÖNÜK, GÖNÜL
GÖNÜ
GÖNÜ
Olgun. Bursa ili, Karacabey belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
GÖNÜLLEMEK
Gönül almak. Ağırlamak. Gönülden geçirmek, düşünmek.
GÖNÜLSEMEK
İmrenmek. Gönülden istemek.
GÖNÜLDAŞLIK
Gönüldaş olma durumu.
GÖNÜLLENDİRMEK
Gönüllenmesine sebep olmak.
GÖNÜLLENME
Gönüllenmek işi veya durumu.
GÖNÜLLENDİRME
Gönüllendirmek işi.
GÖNÜLSÜZLÜK
Bir işi istemeyerek yapma, isteksizlik.
GÖNÜLLENMEK
Gücenmek, darılmak, alınmak.
GÖNÜLLÜLÜK
Gönüllü olma durumu.
GÖNÜLSÜZCE
İsteksiz bir biçimde, istemeyerek.
GÖNÜLDOLABI
Bir çeşit çiçek: Bağçenizdeki gönüldolabından bir budak bize verir misiniz?.
CANIGÖNÜLDEN
İçtenlikle, çok isteyerek, canıyürekten.
GÖNÜLSÜMEK
Gönülden istemek.
GÖNÜLYURDU
Yozgat kenti, Çekerek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
GÖNÜLSÜZİREK
İstemeye istemeye.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖNÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AFTOS
Gönül eğlendiren kimse.
ÇİMDİK
Çimdikleme işi. Gönül kıracak söz. Başparmakla işaret parmağının ucu arasına alınan miktarda olan. Tatar böreği.
BAYGIN
Bayılmış, kendinden geçmiş. Gönül vermiş. Yığılmış, dökülmüş. Süzgün. Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde. İnsanı kendinden geçirir gibi olan.
DİNGİNCİLİK
Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşü, sekincilik.
CAN
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Güç, dirilik. Kişi, birey. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Gönül. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat.
BENDEZADE
Alçak gönüllülük göstererek "benim çocuğum" anlamında kullanılan bir söz.
CİVANMERT
Mert yaradılışlı, yüce gönüllü, yiğit.
CEMİLE
Gönül alıcı davranış. Güzel (kadın).
BEDDUA
Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
CANDAN
İçten, yürekten, gönülden, samimi. İçtenlikle, istekle, ilgiyle.
CANIYÜREKTEN
Canıgönülden.
ALAKA
İlgi. Gönül bağı.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
DERUN
İç, içeri, öz. Gönül, yürek, ruh.
DERVİŞ
Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen. Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Kırlangıç balığının küçüğü. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse.
DOST
Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı. Sahibine sevgi gösteren hayvan. İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan. Erkek veya kadının evlilik dışı ilişki kurduğu kimse, zamazingo. Bir şeye aşırı ilgi duyan, koruyan kimse.
CANAN
Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili. Tasavvufta Tanrı.