Kelimeler arşivi içinde; başında "gönü" olan, toplam 36 adet kelime bulunmaktadır. gönü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gönü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gönü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GÖNÜLLENDİRMEK
GÖNÜLLENDİRME
GÖNÜLSÜZİREK
GÖNÜLSÜZLÜK, GÖNÜLLENMEK, GÖNÜLDAŞLIK, GÖNÜLDOLABI
GÖNÜLSÜMEK, GÖNÜLYURDU, GÖNÜLSEMEK, GÖNÜLLÜLÜK, GÖNÜLSÜZCE, GÖNÜLLENME, GÖNÜLLEMEK
GÖNÜLEMEK, GÖNÜLLÜCE, GÖNÜLGÜCÜ, GÖNÜLALMA, GÖNÜLALDI, GÖNÜLALAN, GÖNÜLAÇAN
GÖNÜLDEŞ, GÖNÜLDEN, GÖNÜLDAŞ, GÖNÜLSÜZ, GÖNÜLLÜK
GÖNÜRSU, GÖNÜMEK, GÖNÜLLÜ, GÖNÜLLİ, GÖNÜLAY, GÖNÜCÜR
GÖNÜ
Olgun. Bursa ili, Karacabey belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
GÖNÜLLENMEK
Gücenmek, darılmak, alınmak.
GÖNÜLLENDİRME
Gönüllendirmek işi.
GÖNÜLLENDİRMEK
Gönüllenmesine sebep olmak.
GÖNÜLDOLABI
Bir çeşit çiçek: Bağçenizdeki gönüldolabından bir budak bize verir misiniz?.
GÖNÜLEMEK
Çekememek, kıskanmak.
GÖNÜLSÜMEK
Gönülden istemek.
GÖNÜLLEMEK
Gönül almak. Ağırlamak. Gönülden geçirmek, düşünmek.
GÖNÜLYURDU
Yozgat kenti, Çekerek ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
GÖNÜLSÜZCE
İsteksiz bir biçimde, istemeyerek.
GÖNÜLSÜZİREK
İstemeye istemeye.
GÖNÜLDAŞLIK
Gönüldaş olma durumu.
GÖNÜLSÜZLÜK
Bir işi istemeyerek yapma, isteksizlik.
GÖNÜLSEMEK
İmrenmek. Gönülden istemek.
GÖNÜLLÜLÜK
Gönüllü olma durumu.
GÖNÜLLENME
Gönüllenmek işi veya durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde GÖNÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAKALANMAK
İlgilenmek. Bir şeyden zevk almak. Bir şey çekici gelmek. Gönül bağlamak, yakınlık duymak.
BAYGIN
Bayılmış, kendinden geçmiş. Gönül vermiş. Yığılmış, dökülmüş. Süzgün. Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde. İnsanı kendinden geçirir gibi olan.
ÇİMDİK
Çimdikleme işi. Gönül kıracak söz. Başparmakla işaret parmağının ucu arasına alınan miktarda olan. Tatar böreği.
DİNGİNCİLİK
Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşü, sekincilik.
DOST
Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi anlaşılan kimse, düşman karşıtı. Sahibine sevgi gösteren hayvan. İyi geçinen, aralarında iyi ilişki bulunan. Erkek veya kadının evlilik dışı ilişki kurduğu kimse, zamazingo. Bir şeye aşırı ilgi duyan, koruyan kimse.
DERUN
İç, içeri, öz. Gönül, yürek, ruh.
CEMİLE
Gönül alıcı davranış. Güzel (kadın).
BESLEMEK
Yiyecek ve içeceğini sağlamak. Eklemek, katmak, çoğaltmak. Bir duyguyu gönülde yaşatmak. Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek. Maddi yardım yapmak, desteklemek. Yetiştirmek. Yedirmek. Semirtmek.
ALAKA
İlgi. Gönül bağı.
CANAN
Gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın, sevgili. Tasavvufta Tanrı.
BEDDUA
Birinin kötü duruma düşmesini gönülden isteme, ilenme, ilenç, kargış.
ALGIN
Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.
CİVANMERT
Mert yaradılışlı, yüce gönüllü, yiğit.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
CANIYÜREKTEN
Canıgönülden.
DERVİŞ
Bir tarikata girmiş, onun kurallarına ve törelerine bağlı kimse, alperen. Alçak gönüllü ve her şeyi hoş gören kimse. Kırlangıç balığının küçüğü. Yoksulluğu, çilekeşliği benimsemiş kimse.
CANDAN
İçten, yürekten, gönülden, samimi. İçtenlikle, istekle, ilgiyle.
CAN
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Güç, dirilik. Kişi, birey. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Gönül. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat.
BENDEZADE
Alçak gönüllülük göstererek "benim çocuğum" anlamında kullanılan bir söz.
AFTOS
Gönül eğlendiren kimse.