İçinde GEREK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "gerek" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gerek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu gerek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gerek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

GEREKÇELENDİRMEK

15 harfli kelimeler

YADGEREKİRCİLİK, GEREKÇELENDİRME

13 harfli kelimeler

GEREKÇESİZLİK, ENGEREKGİLLER, GEREKMEZCİLİK

12 harfli kelimeler

GEREKTİĞİNDE, GEREKİRCİLİK

11 harfli kelimeler

TÖNGEREKMEK, GEREKSİZLİK, GEREKSİNMEK, GEREKTİRMEK, GEREKLENMEK

10 harfli kelimeler

GEREKLEYİŞ, GEREKİRLİK, GEREKDÜĞÜN, GEREKSİNİM, GEREKSİNME, GEREKTİRME, GEREKTİRİM, HAMZAGEREK, GEREKSEMEK, GEREKLİLİK, GEREKÇESİZ

9 harfli kelimeler

GEREKSEME, GEREKİRCİ, GEREKÇELİ

8 harfli kelimeler

GEREKSİZ, ÇENGEREK, TENGEREK, GEREKMEK, GEREKLİK

7 harfli kelimeler

NİGEREK, ÖNGEREK, ZEGEREK, TÖGEREK, ENGEREK, NEGEREK, MEGEREK, GEREKİM, GEREKME, GEREKLİ, GEREKÇE

5 harfli kelimeler

GEREK

Bazı kelimelerin anlamları

GEREK

İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

GEREKLEYİŞ

Uyak harfinden önce bir uyak harfi daha getiriş. Keremle kalem tam uyaklıdır. Kereme haremin uyak getirilmesi gerekleyiş olur. Buna pekitme (es.t. teşdit] denir.

ENGEREKGİLLER

Örneği engerek olan zehirli yılanlar familyası. Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) yılanlar (Ophidia) alt takımının, oluklu zehir dişliler (Solenoglypha) bölümünden, başları üçgen biçiminde, kuyrukları kısa, doğurarak çoğalan, çok zehirli bir familya. (Viperidae),türleri iyi bilinirler.

GEREKTİĞİNDE

Ödek üzerinde bulunan ve gerektiği zaman kimin tarafından ödeme yapılacağını ya da borçlanımı bildiren deyim.

YADGEREKİRCİLİK

Neden ve sonucun birbirini izlemesinde kesin bir zorunluk olmadığını; yenilik, bağımsızlık ve şans gibi etmenlerin de neden - sonuç bağıntısı kadar olaylar arasındaki ilişkiyi belirlediğini ileri süren, bu bakımdan gerekirciliğin karşıtı olan öğreti, bk. gerekircilik.

GEREKTİRMEK

Gerekli kılmak, icap ettirmek, istilzam etmek.

GEREKMEZCİLİK

İnsanın istenç özgürlüğünü saltıklaştırarak, gerçekte bilimin temeli olan gerekirciliği ve nedenselliğin genel geçerlilik niteliğini yadsıyan öğretilerin genel adı.

GEREKÇELENDİRMEK

Gerekçeli duruma getirmek.

GEREKİRCİLİK

Belirlenimcilik.

GEREKSİNMEK

İhtiyaç duymak, ihtiyacı olmak.

GEREKİRLİK

Olasılık kuramında bir olayın gerçekleşme olasılığının tam, yani 1'e eşit olması ya da gerçekleşmesinin kesinliği, bk. gerçekleşmeme olasılığı.

GEREKSİZLİK

Gereksiz olma durumu, lüzumsuzluk.

GEREKÇESİZLİK

Gerekçesiz olma durumu.

GEREKÇELENDİRME

Gerekçelendirmek işi.

TÖNGEREKMEK

Yuvarlanmak.

GEREKLENMEK

Kullanmak: Sabunu iyi gereklen.

  -   -   -  

Anlamında GEREK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GEREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AKTARMALI

Aktarma gerektiren. Aktarma yaparak.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

AÇIKÇASI

Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

AKTARMASIZ

Aktarma gerektirmeyen. Aktarma yapmayarak.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

AJANDA

Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter, andaç.

ACELE

Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.

AFAKİ

Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.

AKAİT

Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.

ACIKMAK

Yemek yeme gereksinimi duymak.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.

ACİL

Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.