GEREK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "gerek" olan, toplam 31 adet kelime bulunmaktadır. gerek ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu gerek ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gerek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

GEREKÇELENDİRMEK

15 harfli kelimeler

GEREKÇELENDİRME

13 harfli kelimeler

GEREKMEZCİLİK, GEREKÇESİZLİK

12 harfli kelimeler

GEREKTİĞİNDE, GEREKİRCİLİK

11 harfli kelimeler

GEREKLENMEK, GEREKSİNMEK, GEREKSİZLİK, GEREKTİRMEK

10 harfli kelimeler

GEREKTİRME, GEREKİRLİK, GEREKLEYİŞ, GEREKTİRİM, GEREKDÜĞÜN, GEREKLİLİK, GEREKÇESİZ, GEREKSEMEK, GEREKSİNİM, GEREKSİNME

9 harfli kelimeler

GEREKİRCİ, GEREKÇELİ, GEREKSEME

8 harfli kelimeler

GEREKLİK, GEREKSİZ, GEREKMEK

7 harfli kelimeler

GEREKME, GEREKLİ, GEREKİM, GEREKÇE

Bazı kelimelerin anlamları

GEREK

İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

GEREKÇELENDİRME

Gerekçelendirmek işi.

GEREKİRLİK

Olasılık kuramında bir olayın gerçekleşme olasılığının tam, yani 1'e eşit olması ya da gerçekleşmesinin kesinliği, bk. gerçekleşmeme olasılığı.

GEREKTİRMEK

Gerekli kılmak, icap ettirmek, istilzam etmek.

GEREKLEYİŞ

Uyak harfinden önce bir uyak harfi daha getiriş. Keremle kalem tam uyaklıdır. Kereme haremin uyak getirilmesi gerekleyiş olur. Buna pekitme (es.t. teşdit] denir.

GEREKMEZCİLİK

İnsanın istenç özgürlüğünü saltıklaştırarak, gerçekte bilimin temeli olan gerekirciliği ve nedenselliğin genel geçerlilik niteliğini yadsıyan öğretilerin genel adı.

GEREKSİNMEK

İhtiyaç duymak, ihtiyacı olmak.

GEREKSİZLİK

Gereksiz olma durumu, lüzumsuzluk.

GEREKTİĞİNDE

Ödek üzerinde bulunan ve gerektiği zaman kimin tarafından ödeme yapılacağını ya da borçlanımı bildiren deyim.

GEREKDÜĞÜN

Gerek olduğunu.

GEREKÇELENDİRMEK

Gerekçeli duruma getirmek.

GEREKTİRME

Gerektirmek işi, istilzam. Verilen önermelerden elde edilen önerme. Verilen p, q önermeleri için, doğruluk çizelgesi aşağıda verilen ve ile gösterilen bileşik önerme :Anlamdaş. koşullu önerme, koşullu.

GEREKLENMEK

Kullanmak: Sabunu iyi gereklen.

GEREKÇESİZLİK

Gerekçesiz olma durumu.

GEREKİRCİLİK

Belirlenimcilik.

GEREKTİRİM

Belirlenim.

  -   -   -  

Anlamında GEREK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GEREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AKTARMALI

Aktarma gerektiren. Aktarma yaparak.

ACIKMAK

Yemek yeme gereksinimi duymak.

AFAKİ

Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AKTARMASIZ

Aktarma gerektirmeyen. Aktarma yapmayarak.

AKSESUAR

Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AÇIKÇASI

Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.

ABES

Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.

AJANDA

Gerekli notların unutulmaması için yazıldığı takvimli defter, andaç.

ACİL

Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.

AKAİT

Bir dinin öğrenilmesi gereken inançlarının ve tapınma kurallarının tümü. Bu kuralları toplayan kitap.

ACELE

Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.

AKAÇ

Bir yerde birikip kalan sıvıları, bir işlem sonunda geriye kalan artıkları, gereksiz nesneleri dışarıya akıtmak için kullanılan boru vb. araç. Yer altı su oluğu. Kanal, ark, su yolu.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.