Kelimeler arşivinde; içinde "gaya" olan, toplam 25 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gaya bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gaya ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gaya olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GAYASALANMAK
POGAYAPRAĞI, GAYAKERTİCİ
GAPLANGAYA, GAYARLAMEK, GAYARLAMAK
SABANGAYA
ÇINGAYAZ, TANGAYAZ, ÇİNGAYAZ
GAYALAK, GAYALIK, GAYAMAK, GAYATRİ, GAYAZAK, GAYAKOL
GAYAPA, GAYAFA, GAYASA
GAYAK, GAYAN, GAYAR, GAYAH, GAYAF
GAYA
GAYA
Kaya. Kaya, büyükçe taş. Gaye, amaç.
GAYAKERTİCİ
Kayalıklarda yaşayan boz renkli, kabuklu bir çeşit kertenkele.
GAYARLAMAK
Küfür etmek, sövmek: Ali Mehmet'i iyice gayarladı.
POGAYAPRAĞI
Plantago major, sinirotu.
GAYALAK
Genç dişi deve.
ÇINGAYAZ
Açık, mehtaplı, çok soğuk hava.
GAYAZAK
Su kenarlarında yetişen, yenebilen bir çeşit ot.
GAYARLAMEK
Hayvanın tırnağını yontarak eski nah yeniden çakmak.
ÇİNGAYAZ
Açık, mehtaplı, çok soğuk hava.
GAPLANGAYA
Çocuk bahçesinde kayılan yer, kızak.
GAYASALANMAK
Havayla temas eden hamurun yüzü sertleşmek.
GAYAMAK
Deve çiftleşmek.
GAYALIK
Genç dişi deve. Kayalık yer. Üç dört yaşındaki boz deve.
SABANGAYA
Sicimden örülmüş, taş atmaya yarayan bir çeşit çocuk oyuncağı.
GAYATRİ
(Sanskritçe) Veda sanskritçesinde kullanılan ve yirmi dört heceli olan tartının adı.
TANGAYAZ
1.Bulutsuz ve soğuk hava. 2.Yağmurdan sonra açan hava.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAYA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BURNUKIZIL
Bir çeşit erik. Kızılcık. Kara tüylü, kırmızı gagalı, kargaya benzeyen bir kuş.
EĞE
Göğüs kafesini oluşturan, arkadan omurgaya, önden de göğüs kemiğine eklenen uzun, yassı ve eğri kemiklerden her biri, kaburga. Maden, tahta vb.nin pürüzlerini düzeltmek için kullanılan, üzeri pürtüklü, sert, ensiz, çelik araç. Şaşma bildirir ünlem. Büyük kardeş, ağabey. Hey, ulan anlamında seslenme ünlemi: Ege, beni dinle. Kadınların yalnız başlarını yıkamaları. Çakı, bıçak ve benzerleri eşyaların ağızlarını keskinletmek için kullanılan bir araç. Kuka ipliğinden boncuk ve pul ile örülen oya. Motor ve kayık içinde bulunan bölme tahtaları. Kısmet, nasip, pay. Sahip, koruyucu. Kayığın kaburgasını teşkil eden ağaçlardan her biri. Kağnıda kanatları bağlayan tahtalar. (Yenikent Aksaray Niğde). Kayığın iç iskeletini oluşturan ağaçlar. (Gençali Senirkent Isparta). (Eş anlamlısı: kaburga), Çift ve kıvrık bir seri kemik ya da kısmen kıkırdaklı çubuklar olup sırt taraftan omurgaya, karın taraftan bir kısmı göğüs kemiğine hareket edebilecek biçimde eklemli bulunur. Kazanda pişirilmiş kaburga yemeği.
TALİMAR
Baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan, cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme.
CULA
Karga. Yuvasını sarp kayalıklara yapan ve eti yenen, kargaya benzeyen bir çeşit kuş.
CULAK
Karga. Yuvasını sarp kayalıklara yapan ve eti yenen, kargaya benzeyen bir çeşit kuş.
GAVRAŞMAH
Kavgaya tutuşmak.
CAKILI
Kargaya benzeyen, eti yenen bir kuş, karatavuk.
CÜLA
Yuvasını sarp kayalıklara yapan ve eti yenen, kargaya benzeyen bir çeşit kuş.
TAKIŞMAK
Birbirine takılmak. Anlaşmazlığa düşmek, kavgaya tutuşmak, ağız kavgası yapmak.
GİRMEK
Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.
CUGA
Kargaya benzeyen, eti yenen bir kuş, karatavuk. Sığırcık kuşu. Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv.
GİRİŞMEK
Bir işi ele almak. Kalkışmak. Başlamak. Birbirine karışmak. Dövmek. Kavgaya tutuşmak.
KAPIŞMAK
Birlikte bir şeyin üzerine üşüşüp aceleyle almak, kapmak. Kavgaya girmek. Kavgaya tutuşmak. Hırsla güreşe başlamak.
GAGAMSI
Gagayı andıran, gagaya benzeyen, gaga gibi.
HORAVU
İnsandan kaçan, yabani hayvan. Kimseye sokulmayan, yadırgayan kişi. Eli işe yatkın olmayan kişi.
HAVARA
Boş (tahıl için): Bu yıl ekinler çok havara. Yumuşak, beyaz, tebeşirimsi bir çeşit yapı taşı. Üçüncü şahsın kavgaya karışıp kızıştırması (için). Ses seda, haber. Kavga, doğuş.
GUAİFENEZİN
Gliseril gayakolat.
PRANGALI
Prangaya vurulmuş.
ALAABAK
Kabak sarısı renginde, alacalı, kargaya benzer bir çeşit kuş. Alakarga (eti yenir).
GAVRALAŞMAK
Kavgaya tutuşmak.