Kelimeler arşivi içinde; başında "gaye" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. gaye ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gaye ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gaye olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GAYESİZLİK
GAYESİZ, GAYETİN, GAYETLE
GAYELİ
GAYED, GAYES, GAYET
GAYE
GAYE
Elde edilmesi gereken, ulaşılmak istenen şey, amaç.
GAYESİZ
Amacı olmayan. Herhangi bir amaç olmadan.
GAYELİ
Amacı olan.
GAYET
Pek, çok, pek çok, aşırı bir biçimde.
GAYED
Gayet.
GAYETLE
Aşırı derecede.
GAYETİN
Gayet fazla, çok fazla olarak. Gayet, bk. gâyetinen.
GAYESİZLİK
Gayesiz olma durumu.
GAYES
Elbise: Bugün gayes yıkayacağım.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MAKSAT
İstenilen şey, amaç, gaye, erek.
YOL
Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.
BİLME
Bilmek işi. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.
AMAÇ
Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.
MERAM
İstek, amaç, gaye, maksat. Konya iline bağlı ilçelerden biri.
CELEBİ
Kazanç gayesiyle toptan alınan eşya.
UĞUR
Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti ya da bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı. Hedef, amaç, erek, gaye, yol. İyi nitelik, meymenet, kadem. Talih, şans. Ön veya yan. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey.
EREK
Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, maksat, hedef.
ÇOH
Çok, fazla. Deveyi yerden kaldırma ünlemi. Çok. Çok, bk. çog. İnce kalas. Aşın, fazla. Gayet, son derece.
MURAT
İstek, dilek. Amaç, erek, gaye.
GADAMAK
Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.
UYMAZLIK
Aykırılık, başkalık, beis, mugayeret.
GEYE
Arapça kökenli gaye: gaye; amaç.
AMAÇLI
Amacı olan, gayeli. Bir amaca yönelik.
AMAÇSIZ
Amacı olmayan, gayesiz. Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş.
TEŞRİKİMESAİ
Bir gaye uğruna kurulan çalışma ortaklığı, birlikte çalışma, iş birliği.
GEYET
Arapça kökenli gayet: gayet.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
GAYA
Kaya. Kaya, büyükçe taş. Gaye, amaç.
AYKIRILIK
Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.