Kelimeler arşivinde; içinde "gah" olan, toplam 100 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gah bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gah ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gah olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TEZGAHLAYABİLMEK
TEZGAHLAYABİLME
GAHIRGUHURRUH
SULTANİYEGAH, TEZGAHTARLIK, TEZGAHLANMAK, OTURURGAHMAZ, İKAMETGAHSIZ
GAHMUHLAMAH, TEZGAHLANMA, TEZGAHLAMAK, TEZGAHÇILIK, GAHINDIRMAK
ZİYARETGAH, DİRGAHAMAK, TİCARETGAH, İSTİNATGAH, MELİGAHMET, GAHINNAMAH, TEZGAHLAMA
MEGAHERTZ, GAHALAMAH, TEZGAHTAR, SEYRANGAH, İKAMETGAH, İBADETGAH
TEZGAHÇI, GAHRAMAN, GAHİNMEK, GAHLAMAK, GÜZERGAH, TALİMGAH, GİRİZGAH, GAHVALTI, GAHMARCI, GAHRİMAN, GAHIRMAH, GAHIRLAN, GAHIRDAK, GAHIRDAH, GAHIRDAG, KARARGAH, KİBLEGAH, NAMAZGAH, NEGAHTAN, NİGAHBAN, NİŞANGAH, TOLGAHAN
KALPGAH, MUAGGAH, ORDUGAH, PENÇGAH, GAHALAH, BERİGAH, GAHİLLİ, GAHGAHA
GAHMER, DİZGAH, BARGAH, GAHBAH, ÇARGAH, DERGAH, LARGAH, DESGAH, GAHINÇ, TEZGAH, DOĞGAH, GAHİCE, GAHLIK, GAHMAH, GAMGAH, SERGAH, GAHMAK, GAHMAR, GAHŞAK, ŞIKGAH, GAHRIH
SEGAH, YEGAH, GAHVA, GAHVE, GAHAÇ, GAHAM, GAHAR, GAHAŞ, GAHBE, GAHEL, GAHET, GAHFE, DÜGAH, GAHIŞ, GAHMA, GAHSA, EVGAH, NİGAH
EGAH, GAHİ, AGAH, GAHA
GAH
GAH
Elma, armut kurusu. Gâh. Eski türkçe kak: Armut elma kurusu (Erzincan Merkez). Eski türkçe kak: elma, erik ve benzerleri kurusu. Kurutulmuş meyve; elma armut gibi meyvelerin kurutulmuşu. Koşum hayvanlarını çağırma ünlemi. Duvar, kapı ve benzerleri şeylerin keskin kenarı. Bazen, kimi vakit, bazı bazı, kâh.
GAHINDIRMAK
Kalkındırmak.
GAHIRGUHURRUH
İlkbaharda yağ ve peynirin az olması: Bu gahırguhurruhda ne pişirem.
TEZGAHTARLIK
Tezgâhtar olma durumu, tezgâhtarın işi.
TEZGAHLAYABİLMEK
Tezgâhlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
ZİYARETGAH
Ziyaret yeri.
TEZGAHLAYABİLME
Tezgâhlayabilmek işi.
TEZGAHLANMAK
Tezgâhlama işine konu olmak.
SULTANİYEGAH
Klasik Türk müziği makamlarından biri.
TEZGAHÇILIK
Tezgâhçı olma durumu.
OTURURGAHMAZ
Ocak.
İKAMETGAHSIZ
İkametgâhı olmayan.
TEZGAHLANMA
Tezgâhlanmak işi.
GAHMUHLAMAH
Bir kimseyi yumrukla yere sermek.
DİRGAHAMAK
Karşı durmak.
TEZGAHLAMAK
Dokunacak bezi tezgâha yerleştirmek. Bir iş için hazırlık yapmak, işe girişmek. Yasal olmayan bir işi gerçekleştirmek için plan yapmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HAŞIL
Dokumacılıkta kullanılan unlu veya çirişli sıvı. Buğday, mısır ya da darı unundan yapılan bir çeşit yemek. Tarhana mayası, mısır unundan yapılan bulamaç. Pişirilmiş hamurla pekmezden yapılan bir çeşit yiyecek. Pirinç, darı, mısır yarmasından, bazan da süt karıştırılarak yapılan lapa. Unu suda pişirdikten sonra üzerine peynir ve yağ konularak yapılan yemek. Fırından çıkan ekmeğin üstüne sürülen unlu bulamaç. Bulgur pilavı. Yarmadan yapılan bir çeşit pilav. Buğday ve mısır yarmasından yapılan bir çeşit yemek. 1. Unu su ve yağ ile pişirip içine şeker koyarak yapılan bir çeşit tatlı. 1. Çekirdek unu ve pekmezle yapılan bir çeşit yiyecek. 1. Yemiş, meyve. 1. Kavun. 1. Kepek, un ve yemek artıklarının sıcak suda karıştırılmasıyle yapılan hayvan yemi. Bulanık su. Dokunacak iplikleri tezgaha vermeden önce, ipliklerin düzgün çıkması için batırıldığı unlu ya da çirişli su. Çok kaynar şey. Çok yorgunluktan bitkin durumda olan. Sıcak suda ıslatılmış çamaşır. Yaradılıştan kırıcı olan kimse: Eyi bir adam değil, onlar soycak haşıl olurlar. Pürüz. Hamurun üzerine dökülen un bulamacının yapıldığı kap. Kabuğu alınmış buğdaydan suda haşlanarak yapılan bir çeşit yemek. Undan yapılmış suluca yemek. Unu su ve yağ ile pişirip içine şeker koyarak yapılan bir çeşit tatlı. Undan yapılan bir çeşit yemek. Bulgur pilavı. (Çağlayan Kars). Suda un kaynatılarak yapılan bulamaç. (Akseki Antalya). Dokumacıların iplikleri çirişlemek için unu haşlayarak yaptıkları bulamaç.
GELERE
Tezgahta dokunacak bezin ipliğini çözmeye yarayan bir aygıt.
GAYFELTİ
Kahvaltı, karşılığı gahvaltı.
HERİM
Sarp, yalçın kayalık, uçurum. Domates. El tezgahında dokunan bezin baş tarafı.
GIRHA
El tezgahlarında kara yünden dokunan kumaş: Bugün gırha depeceğiz.
HEKÜ
İpliklerin dokuma tezgahlarında bıraktığı pamukçuklar.
ÇIVRAMA
El tezgahında dokunmuş gömleklik bez. (Esri, Borcak Söğüt Bilecik).
KURUN
Çeşme yalağı, oluk. Hayvan yemliği. İçinde üzüm ezilen tekne. Boş arı kovanı. Kap, suyun, kahvenin döküldüğü yer. "Gahve goydum kuruna. Ağaçtan ya da taştan yapılmış, hayvanların su içmesi için uzun su kabı. Taştan veya ağaçtan oyularak yapılmış yalak; sarnıç; su veya yağ depo etmekte kullanılır. Arı kovanı.
ÇEZGİ
Halı, dokuma tezgâhlarına gerilen sıra ipler. Dokuma tezgahındaki gergin ipler. (Refahiye Ezincan).
IYIMLIH
Halı, kilim ve benzerleri şeyler dokumak için tezgaha çekilen ipler.
GÖTÜRÜNGÜ
Dokuma tezgahında tefe denilen aracın üst tahtasını götüren ip ve çıtadan yapılan askı. Çocuk olması için, kadınların kullandıkları bir çeşit kocakarı ilâcı: Çocuk olsun diyi götürüngü ilâç fayda virmemiş.
GÜCÜGÜCÜ
Hah tezgahlarında ipleri sıkıştırmaya yarayan sırık.
ÇARPANA
Sahan kapağını andıran ve birbirine vurularak çalınan büyük zil. Zilli def. Zilli maşa. Eski ayakkabı. Eski deri parçası. Deri kırıntıları. Dört beş metre uzunluğunda yün kuşak. Araba tekerleğine konulan sert bir tabla. Serseri, avare. Tavukların kaçmasını önlemek için ayaklarına takılan şey. Dokuma tezgahının bir parçası olan dört delikli kare biçiminde bir tahta. (Yenikent Aksaray Niğde; Saçıkaralı ve Sarıkeçeli aşiretleri Adana).
GAHMARCI
Yardım eden kimse: Sende onun gahmarcısısan mı?.
HAŞİL
Pişirilmiş hamurla pekmezden yapılan bir çeşit yiyecek. Pirinç, darı, mısır yarmasından, bazan da süt karıştırılarak yapılan lapa. Buğday ve mısır yarmasından yapılan bir çeşit yemek. Unu su ve yağ ile pişirip içine şeker koyarak yapılan bir çeşit tatlı. Dokunacak iplikleri tezgaha vermeden önce, ipliklerin düzgün çıkması için batırıldığı unlu ya da çirişli su. İpliği sarartmak için nar, yaprak, soğan kabuğu kaynatılarak yapılan bir çeşit boya. Kullanılmamış eşya. Döğülmemiş bulgur. Kaynamakta olan suya un eklenerek pişirilen pekmez ya da bal karıştırılarak yenen bir çeşit tatlı.
DESBAHA
Hemen, birdenbire: Hasan Osman'a ağız burun elledi, Osman desbaha gahdı getti.
ÇIBIK
Çubuk. Killi toprak. Kumlu toprak. Ufak taşlı toprak. 50 cm. boyunda sigara içilen takım. İnce ip: Öğretmenim çıbığımı vermiyor. Pulluğun ortasındaki uzun demir. Çocukların topuğunun arkasında çıkan yara. Göz hastalığı. Bir yün ve çul motifi. inee, uzun kurşun parçaları. (Aksaray Niğde). Palaz ve çuvallar üzerindeki çubuğu andıran motif. (Yenikent Aksaray Niğde). Dolma av tüfeklerinde namluya konan barut ile saçmayı sıkıştırmağa yarayan deynek. (Akbaş Güdül Ankara). Dokuma tezgahında erişin arasındaki uzun çıta. (Kızılca Bor Niğde).
GIHRA
El tezgahlarında dokunan yünlü kumaş.
CULFA
Dokumacı. Yünden kumaş dokumakta kullanılan aygıt. Dokuma tezgahı.
GAHLAMAK
Dilimlere ayırmak: Gel beraberce şu elmaları gahlayalım. Koşulu öküz veya mandayı sürmek, sevketmek. Taklamak.