Kelimeler arşivi içinde; başında "gah" olan, toplam 45 adet kelime bulunmaktadır. gah ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gah ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gah olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GAHIRGUHURRUH
GAHMUHLAMAH, GAHINDIRMAK
GAHINNAMAH
GAHALAMAH
GAHVALTI, GAHLAMAK, GAHİNMEK, GAHMARCI, GAHIRMAH, GAHIRLAN, GAHIRDAK, GAHIRDAH, GAHIRDAG, GAHRAMAN, GAHRİMAN
GAHGAHA, GAHİLLİ, GAHALAH
GAHBAH, GAHRIH, GAHŞAK, GAHMER, GAHMAR, GAHİCE, GAHINÇ, GAHLIK, GAHMAK, GAHMAH
GAHSA, GAHVA, GAHVE, GAHMA, GAHIŞ, GAHFE, GAHET, GAHEL, GAHBE, GAHAŞ, GAHAR, GAHAM, GAHAÇ
GAHİ, GAHA
GAH
GAH
Elma, armut kurusu. Gâh. Eski türkçe kak: Armut elma kurusu (Erzincan Merkez). Eski türkçe kak: elma, erik ve benzerleri kurusu. Kurutulmuş meyve; elma armut gibi meyvelerin kurutulmuşu. Koşum hayvanlarını çağırma ünlemi. Duvar, kapı ve benzerleri şeylerin keskin kenarı. Bazen, kimi vakit, bazı bazı, kâh.
GAHIRDAH
Eritilen kuyruk ve iç yağından kalan posa. Kavrulmuş kuyruk. Kakırdak; koyun kuyruğunu erittikten sonra içerisinden çıkan kavrulmuş parçacıklar.
GAHİNMEK
Ansızın kaybolmak, görünmemek.
GAHLAMAK
Dilimlere ayırmak: Gel beraberce şu elmaları gahlayalım. Koşulu öküz veya mandayı sürmek, sevketmek. Taklamak.
GAHALAMAH
İtmek, dürtmek.
GAHIRDAG
Eritilen kuyruk ve iç yağından kalan posa.
GAHIRDAK
Eritilen kuyruk ve iç yağından kalan posa.
GAHINDIRMAK
Kalkındırmak.
GAHIRGUHURRUH
İlkbaharda yağ ve peynirin az olması: Bu gahırguhurruhda ne pişirem.
GAHMUHLAMAH
Bir kimseyi yumrukla yere sermek.
GAHMARCI
Yardım eden kimse: Sende onun gahmarcısısan mı?.
GAHINNAMAH
Suçunu yüzüne vurmak.
GAHVALTI
Kahvaltı.
GAHRAMAN
Kahraman.
GAHIRMAH
Balgam çıkarmak.
GAHIRLAN
Kahretmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HAŞIL
Dokumacılıkta kullanılan unlu veya çirişli sıvı. Buğday, mısır ya da darı unundan yapılan bir çeşit yemek. Tarhana mayası, mısır unundan yapılan bulamaç. Pişirilmiş hamurla pekmezden yapılan bir çeşit yiyecek. Pirinç, darı, mısır yarmasından, bazan da süt karıştırılarak yapılan lapa. Unu suda pişirdikten sonra üzerine peynir ve yağ konularak yapılan yemek. Fırından çıkan ekmeğin üstüne sürülen unlu bulamaç. Bulgur pilavı. Yarmadan yapılan bir çeşit pilav. Buğday ve mısır yarmasından yapılan bir çeşit yemek. 1. Unu su ve yağ ile pişirip içine şeker koyarak yapılan bir çeşit tatlı. 1. Çekirdek unu ve pekmezle yapılan bir çeşit yiyecek. 1. Yemiş, meyve. 1. Kavun. 1. Kepek, un ve yemek artıklarının sıcak suda karıştırılmasıyle yapılan hayvan yemi. Bulanık su. Dokunacak iplikleri tezgaha vermeden önce, ipliklerin düzgün çıkması için batırıldığı unlu ya da çirişli su. Çok kaynar şey. Çok yorgunluktan bitkin durumda olan. Sıcak suda ıslatılmış çamaşır. Yaradılıştan kırıcı olan kimse: Eyi bir adam değil, onlar soycak haşıl olurlar. Pürüz. Hamurun üzerine dökülen un bulamacının yapıldığı kap. Kabuğu alınmış buğdaydan suda haşlanarak yapılan bir çeşit yemek. Undan yapılmış suluca yemek. Unu su ve yağ ile pişirip içine şeker koyarak yapılan bir çeşit tatlı. Undan yapılan bir çeşit yemek. Bulgur pilavı. (Çağlayan Kars). Suda un kaynatılarak yapılan bulamaç. (Akseki Antalya). Dokumacıların iplikleri çirişlemek için unu haşlayarak yaptıkları bulamaç.
GAYFELTİ
Kahvaltı, karşılığı gahvaltı.
HEKÜ
İpliklerin dokuma tezgahlarında bıraktığı pamukçuklar.
DESBAHA
Hemen, birdenbire: Hasan Osman'a ağız burun elledi, Osman desbaha gahdı getti.
IYIMLIH
Halı, kilim ve benzerleri şeyler dokumak için tezgaha çekilen ipler.
KURUN
Çeşme yalağı, oluk. Hayvan yemliği. İçinde üzüm ezilen tekne. Boş arı kovanı. Kap, suyun, kahvenin döküldüğü yer. "Gahve goydum kuruna. Ağaçtan ya da taştan yapılmış, hayvanların su içmesi için uzun su kabı. Taştan veya ağaçtan oyularak yapılmış yalak; sarnıç; su veya yağ depo etmekte kullanılır. Arı kovanı.
ÇIVRAMA
El tezgahında dokunmuş gömleklik bez. (Esri, Borcak Söğüt Bilecik).
ÇARPANA
Sahan kapağını andıran ve birbirine vurularak çalınan büyük zil. Zilli def. Zilli maşa. Eski ayakkabı. Eski deri parçası. Deri kırıntıları. Dört beş metre uzunluğunda yün kuşak. Araba tekerleğine konulan sert bir tabla. Serseri, avare. Tavukların kaçmasını önlemek için ayaklarına takılan şey. Dokuma tezgahının bir parçası olan dört delikli kare biçiminde bir tahta. (Yenikent Aksaray Niğde; Saçıkaralı ve Sarıkeçeli aşiretleri Adana).
ÇIBIK
Çubuk. Killi toprak. Kumlu toprak. Ufak taşlı toprak. 50 cm. boyunda sigara içilen takım. İnce ip: Öğretmenim çıbığımı vermiyor. Pulluğun ortasındaki uzun demir. Çocukların topuğunun arkasında çıkan yara. Göz hastalığı. Bir yün ve çul motifi. inee, uzun kurşun parçaları. (Aksaray Niğde). Palaz ve çuvallar üzerindeki çubuğu andıran motif. (Yenikent Aksaray Niğde). Dolma av tüfeklerinde namluya konan barut ile saçmayı sıkıştırmağa yarayan deynek. (Akbaş Güdül Ankara). Dokuma tezgahında erişin arasındaki uzun çıta. (Kızılca Bor Niğde).
GÜCÜGÜCÜ
Hah tezgahlarında ipleri sıkıştırmaya yarayan sırık.
ÇEZGİ
Halı, dokuma tezgâhlarına gerilen sıra ipler. Dokuma tezgahındaki gergin ipler. (Refahiye Ezincan).
GIHRA
El tezgahlarında dokunan yünlü kumaş.
KUY
Şal ve bez dokunan dokuma aygıtı. Suyun akarak ağaçlar altında yaptığı oyuklar. Kuyu, bk. kuyi. Şal dokuma tezgahı. (Yavuz Şavşat Artvin).
KÜCÜ
Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Heybe dokumakta kullanılan, üzerine teller çakılmış tahta, basit dokuma aygıtı. İnce sicim kalınlığında, sağlam, bükülmüş pamuk ipliği. Şubat ayı. Halı dokuma aygıtında ipleri geren ve gevşeten, silindir biçiminde, uzun ağaç. Bez dokuma aygıtında tarağın arkasında bulunarak iplik katlarının açılıp kapanmasını düzenleyen, özel biçimde bükülmüş ipler. Dokuma aygıtında uzunluğuna giden iplerin iki ucunu birleştiren yuvarlak, tahta çubuklar. Dokuma tezgahlarında dik inen ipliklerin arasını açıp kapamaya yarayan demirden yapılma uzun dişli tarak. Dokuma tezgahlarında örgü iplerini birbirinden ayıran yuvarlak ağaç. Dokuma tezgahlarında çözgü ipliklerinin bir kısmını aşağıda tutmaya yarayan tellerden her biri. Kimi dokuma tezgahlarında diren adı verilen ipliklerin arasından geçirildiği iki yan deynek ile bunları birbirlerine bağlayan ara ipliklerden oluşan düzen. Bazı dokuma tezgahlarında ağaç kücü yerine kullanılan keten lifinden yapılma sicim.
GÖTÜRÜNGÜ
Dokuma tezgahında tefe denilen aracın üst tahtasını götüren ip ve çıtadan yapılan askı. Çocuk olması için, kadınların kullandıkları bir çeşit kocakarı ilâcı: Çocuk olsun diyi götürüngü ilâç fayda virmemiş.
GELERE
Tezgahta dokunacak bezin ipliğini çözmeye yarayan bir aygıt.
HAŞİL
Pişirilmiş hamurla pekmezden yapılan bir çeşit yiyecek. Pirinç, darı, mısır yarmasından, bazan da süt karıştırılarak yapılan lapa. Buğday ve mısır yarmasından yapılan bir çeşit yemek. Unu su ve yağ ile pişirip içine şeker koyarak yapılan bir çeşit tatlı. Dokunacak iplikleri tezgaha vermeden önce, ipliklerin düzgün çıkması için batırıldığı unlu ya da çirişli su. İpliği sarartmak için nar, yaprak, soğan kabuğu kaynatılarak yapılan bir çeşit boya. Kullanılmamış eşya. Döğülmemiş bulgur. Kaynamakta olan suya un eklenerek pişirilen pekmez ya da bal karıştırılarak yenen bir çeşit tatlı.
HERİM
Sarp, yalçın kayalık, uçurum. Domates. El tezgahında dokunan bezin baş tarafı.
CULFA
Dokumacı. Yünden kumaş dokumakta kullanılan aygıt. Dokuma tezgahı.
GIRHA
El tezgahlarında kara yünden dokunan kumaş: Bugün gırha depeceğiz.