İçinde GADA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "gada" olan, toplam 59 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gada bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu gada ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gada olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

YASSIGADAYİF

10 harfli kelimeler

GADAKLAMAK, ZELLENGADA, ZANGADANAK, GADAHLAMAH, ŞERGADALIH

9 harfli kelimeler

GADALAMAK, KANLIGADA, IRGADAMAK, ŞUGADACIK, GADAGAYIP, GADASDURA, GADASDIRO

8 harfli kelimeler

ŞANGADAK, HONGADAK, GARAGADA, GADANMAK, SANGADAK, TINGADAK, TONGADAK, ZANGADAK, ZANGADAN, ZINGADAN, ZONGADAK, DANGADAK, ZINGADAK, GADAKMAK, GADAMAYA

7 harfli kelimeler

GADAHLİ, LANGADA, ŞARGADA, ŞERGADA, GIYGADA, GADALAN, GADAYIF, GADAĞAN, GADAMAH, GADARCA, GADARAK, GADABAN, ARGADAŞ, GADAMAK

6 harfli kelimeler

GADAĞA, GADAFİ, AGADAŞ, IRGADA, GADAMA, GADARI, GADARA, GADANI, GADANA

5 harfli kelimeler

GADAH, GADAK, GADAL, GADAŞ, GADAR, AGADA, GADAN

4 harfli kelimeler

GADA

Bazı kelimelerin anlamları

GADA

Dert, hastalık. Belâ. Kardeş. Teyze. Ağabey. Kaza, bela. Dert, keder, üzüntü. Eski türkçe kadaş: Arkadaş. "Yunus gadam annadur.". Eski türkçe kadaş: kardeş; arkadaş. Kadar. Bela. Erkek kardeş (Çayağzı). Kaza, dert (Gadan alım şeklinde kullanılır.). Kadar (Kuşu). Kadar (bk. kada, kadar, kadan).

GADAHLAMAH

Dağılmış parçaları bir araya toplamak, yapıştırmak.

GADAGAYIP

Ansızın.

GADASDIRO

Eski türkçe catastro: kadastro; toprak komisyonu.

KANLIGADA

Zorla birisine sataşan kimse.

ŞANGADAK

Hızlı ve gürültülü bir biçimde (kapamak için).

GADALAMAK

Sözünü etmek.

GADAKLAMAK

Desteklemek: Bizim komşu ile aramızda bulunan duvar bir tarafa eğilmiş, ağaçlarla gadaklattım. Tırpana, sap takmak için yer yapmak.

ZELLENGADA

Nergis.

ŞUGADACIK

Azıcık.

IRGADAMAK

Çabuk olmak, davranmak.

HONGADAK

Su ve benzerleri sıvılara elini patavatsızca daldırmayı anlatır.

ŞERGADALIH

Kötülük.

YASSIGADAYİF

Yassıkadayıf.

GADASDURA

Kadastro.

ZANGADANAK

Birdenbire.

  -   -   -  

Anlamında GADA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GADA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GADANMAK

Takılmak, anahdar gadandı. Takılıp kalmak; karşı almak; dayanmak.

İSKOTA

Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım.

ALAMA

El ile tutulup atılabilecek büyüklükteki taş parçası: Dünkü kavgada bir alama da bana geldi. Sert ağaçtan yapılan, üzeri oyma işlemeli ve gece gezerken taşınan sopa. Ele alınıp atılacak büyüklükte, yuvarlak taş. Yumruk büyüklüğünde taş.

GADAMAK

Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.

GADAHLİ

'Gadamak' işlemi görmüş; sünnet derisinin başçığa yapışık olma hâli.

MİYELOSEL

Omurilik ve onu saran zarların kese içerisinde omurgadaki bir açıklıktan dışarıya sarkması.

ÖRÜŞMEK

Kavgada birbirine girmek.

İKİL

İkili öğe; 0 ya da 1 gibi iki damgadan oluşan bir damga takımının öğesi. En küçük veri öğesi. Veri saklama sığası birimi. Bilgi ölçü birimi. Bazı dillerde bir şeyden iki tane anlatmak üzere kullanılan gramatikal isim veya fiil şekli, ki buna GRAMATİKAL İKİL (D. grammatical) de denir. Bundan başka, iki göz gibi aslında daima iki olan şeyleri anlatan ve DOĞAL İKİL (D. naturel) adını alan şekiller vardır. Bir de, konuşma arasında bahsi geçen iki şeyi anmak için "'her ikisi" anlamına kullanılan kelimeler var ki onlara da ORUNLAMALI İKİL (D. anaphorique) denir. Bunlardan başka, birinin adı söylenince ötekinin hatırlanması tabii iki şeyi anlatmak için kullanılan ve yalnız birinin adı ile yapılan ikillere EKSİLTİLİ İKİL (D. elliptique) derler.

ARHADAŞ

Arkadaş. Arkadaş, karşılığı argadaş. Arkadaş, bk. ârhadaş. Arkadaş, ahbap.

SUNTA

Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılmış olan tahta.

ANSIZIN

Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.

LANGADA

Çabucak : Tepenin öte yüzüne langada aştı.

BOZİLLİ

Eti yenen, kargadan biraz küçük bir kuş.

GADAK

Çivi. Küçük, ayakkabı çivisi. İyi olmayan şey (için): Bunun el işisi gadak. Kazan kulpunun tutturulduğu yer. Tırpanın ökçesinin sağlam olması için tırpana vurulan demir: Tırpanı yeni gadaklattım. Kadar. Manda yavrusu. Kunduracıların kullandıkları ufak çivi. (Güdül, Gölbaşı Çankaya Ankara). İki nesneyi tutturmak için kullanılan bir ucu sivri, diğer ucu başlıklı ağaç ya da tahta çubuklar. (Şehitali Ankara).

DALAŞGA

Telâş, acele etme: O işi bitirmek için hiç bir dalaşgada bulunmadı.

KİFOLORDOZ

Omurgada kamburluk ve içe doğru çökme durumunun enzootik bulunuşu.

GUVAŞLANMAK

Vurmaya yellenip vurmamak: Kavgada çok guvaşlandı ama gene de bir şey yapamadı.

MİYELOMENİNGOSEL

Omuriliğin ve onu çevreleyen zarların omurgadaki bir kusurdan dışarıya doğru fıtıklaşması.

SANGADAK

Ansızın, birdenbire : Sangadak çocuk düştü. Birden.

KADAN

Kadar. Kadar (Moymul köyü). Kadar (bk. gada, kada, kadar). Kadar, bk. kadar.