Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gada" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gada ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında gada olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gada olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ZELLENGADA
KANLIGADA
GARAGADA
GIYGADA, LANGADA, ŞARGADA, ŞERGADA
IRGADA
AGADA
GADA
GADA
Dert, hastalık. Belâ. Kardeş. Teyze. Ağabey. Kaza, bela. Dert, keder, üzüntü. Eski türkçe kadaş: Arkadaş. "Yunus gadam annadur.". Eski türkçe kadaş: kardeş; arkadaş. Kadar. Bela. Erkek kardeş (Çayağzı). Kaza, dert (Gadan alım şeklinde kullanılır.). Kadar (Kuşu). Kadar (bk. kada, kadar, kadan).
GIYGADA
Kemana benzeyen yaylı saz. (Satılmış Eskişehir).
ŞARGADA
1.Yaramaz, kavgacı. 2.Hain. Hamur açmak için ağaçtan yapılmış gereç, oklava.
AGADA
Zehir.
ZELLENGADA
Nergis.
LANGADA
Çabucak : Tepenin öte yüzüne langada aştı.
IRGADA
Su testisi.
ŞERGADA
Yaramaz, kavgacı.
GARAGADA
Uğursuz kişi.
KANLIGADA
Zorla birisine sataşan kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde GADA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARHADAŞ
Arkadaş. Arkadaş, karşılığı argadaş. Arkadaş, bk. ârhadaş. Arkadaş, ahbap.
SUNTA
Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılmış olan tahta.
GADANMAK
Takılmak, anahdar gadandı. Takılıp kalmak; karşı almak; dayanmak.
GADAKLAMAK
Desteklemek: Bizim komşu ile aramızda bulunan duvar bir tarafa eğilmiş, ağaçlarla gadaklattım. Tırpana, sap takmak için yer yapmak.
ANSIZIN
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.
GADAMAK
Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.
ÖRÜŞMEK
Kavgada birbirine girmek.
DALAŞGA
Telâş, acele etme: O işi bitirmek için hiç bir dalaşgada bulunmadı.
SANGADAK
Ansızın, birdenbire : Sangadak çocuk düştü. Birden.
GADAK
Çivi. Küçük, ayakkabı çivisi. İyi olmayan şey (için): Bunun el işisi gadak. Kazan kulpunun tutturulduğu yer. Tırpanın ökçesinin sağlam olması için tırpana vurulan demir: Tırpanı yeni gadaklattım. Kadar. Manda yavrusu. Kunduracıların kullandıkları ufak çivi. (Güdül, Gölbaşı Çankaya Ankara). İki nesneyi tutturmak için kullanılan bir ucu sivri, diğer ucu başlıklı ağaç ya da tahta çubuklar. (Şehitali Ankara).
İSKOTA
Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım.
GUVAŞLANMAK
Vurmaya yellenip vurmamak: Kavgada çok guvaşlandı ama gene de bir şey yapamadı.
ALAMA
El ile tutulup atılabilecek büyüklükteki taş parçası: Dünkü kavgada bir alama da bana geldi. Sert ağaçtan yapılan, üzeri oyma işlemeli ve gece gezerken taşınan sopa. Ele alınıp atılacak büyüklükte, yuvarlak taş. Yumruk büyüklüğünde taş.
İKİL
İkili öğe; 0 ya da 1 gibi iki damgadan oluşan bir damga takımının öğesi. En küçük veri öğesi. Veri saklama sığası birimi. Bilgi ölçü birimi. Bazı dillerde bir şeyden iki tane anlatmak üzere kullanılan gramatikal isim veya fiil şekli, ki buna GRAMATİKAL İKİL (D. grammatical) de denir. Bundan başka, iki göz gibi aslında daima iki olan şeyleri anlatan ve DOĞAL İKİL (D. naturel) adını alan şekiller vardır. Bir de, konuşma arasında bahsi geçen iki şeyi anmak için "'her ikisi" anlamına kullanılan kelimeler var ki onlara da ORUNLAMALI İKİL (D. anaphorique) denir. Bunlardan başka, birinin adı söylenince ötekinin hatırlanması tabii iki şeyi anlatmak için kullanılan ve yalnız birinin adı ile yapılan ikillere EKSİLTİLİ İKİL (D. elliptique) derler.
KİFOLORDOZ
Omurgada kamburluk ve içe doğru çökme durumunun enzootik bulunuşu.
BOZİLLİ
Eti yenen, kargadan biraz küçük bir kuş.
GADAHLİ
'Gadamak' işlemi görmüş; sünnet derisinin başçığa yapışık olma hâli.
MİYELOSEL
Omurilik ve onu saran zarların kese içerisinde omurgadaki bir açıklıktan dışarıya sarkması.
MİYELOMENİNGOSEL
Omuriliğin ve onu çevreleyen zarların omurgadaki bir kusurdan dışarıya doğru fıtıklaşması.
KADAN
Kadar. Kadar (Moymul köyü). Kadar (bk. gada, kada, kadar). Kadar, bk. kadar.