Kelimeler arşivi içinde; başında "gada" olan, toplam 32 adet kelime bulunmaktadır. gada ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu gada ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde gada olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
GADAHLAMAH, GADAKLAMAK
GADASDURA, GADAGAYIP, GADASDIRO, GADALAMAK
GADANMAK, GADAMAYA, GADAKMAK
GADAMAH, GADAYIF, GADARCA, GADARAK, GADAMAK, GADALAN, GADABAN, GADAĞAN, GADAHLİ
GADAMA, GADAFİ, GADAĞA, GADARI, GADARA, GADANI, GADANA
GADAR, GADAH, GADAN, GADAK, GADAL, GADAŞ
GADA
Dert, hastalık. Belâ. Kardeş. Teyze. Ağabey. Kaza, bela. Dert, keder, üzüntü. Eski türkçe kadaş: Arkadaş. "Yunus gadam annadur.". Eski türkçe kadaş: kardeş; arkadaş. Kadar. Bela. Erkek kardeş (Çayağzı). Kaza, dert (Gadan alım şeklinde kullanılır.). Kadar (Kuşu). Kadar (bk. kada, kadar, kadan).
GADANMAK
Takılmak, anahdar gadandı. Takılıp kalmak; karşı almak; dayanmak.
GADARAK
Kadar.
GADASDURA
Kadastro.
GADAHLAMAH
Dağılmış parçaları bir araya toplamak, yapıştırmak.
GADAMAYA
Fırın süpürmeye yarayan sırık ucundaki paçavra.
GADAMAH
Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek.
GADAYIF
Kadayıf.
GADAKLAMAK
Desteklemek: Bizim komşu ile aramızda bulunan duvar bir tarafa eğilmiş, ağaçlarla gadaklattım. Tırpana, sap takmak için yer yapmak.
GADASDIRO
Eski türkçe catastro: kadastro; toprak komisyonu.
GADARCA
Kadar.
GADAGAYIP
Ansızın.
GADAKMAK
Ölmek.
GADALAN
Günah.
GADAMAK
Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.
GADALAMAK
Sözünü etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde GADA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARHADAŞ
Arkadaş. Arkadaş, karşılığı argadaş. Arkadaş, bk. ârhadaş. Arkadaş, ahbap.
GADAHLİ
'Gadamak' işlemi görmüş; sünnet derisinin başçığa yapışık olma hâli.
MİYELOSEL
Omurilik ve onu saran zarların kese içerisinde omurgadaki bir açıklıktan dışarıya sarkması.
İKİL
İkili öğe; 0 ya da 1 gibi iki damgadan oluşan bir damga takımının öğesi. En küçük veri öğesi. Veri saklama sığası birimi. Bilgi ölçü birimi. Bazı dillerde bir şeyden iki tane anlatmak üzere kullanılan gramatikal isim veya fiil şekli, ki buna GRAMATİKAL İKİL (D. grammatical) de denir. Bundan başka, iki göz gibi aslında daima iki olan şeyleri anlatan ve DOĞAL İKİL (D. naturel) adını alan şekiller vardır. Bir de, konuşma arasında bahsi geçen iki şeyi anmak için "'her ikisi" anlamına kullanılan kelimeler var ki onlara da ORUNLAMALI İKİL (D. anaphorique) denir. Bunlardan başka, birinin adı söylenince ötekinin hatırlanması tabii iki şeyi anlatmak için kullanılan ve yalnız birinin adı ile yapılan ikillere EKSİLTİLİ İKİL (D. elliptique) derler.
GADAK
Çivi. Küçük, ayakkabı çivisi. İyi olmayan şey (için): Bunun el işisi gadak. Kazan kulpunun tutturulduğu yer. Tırpanın ökçesinin sağlam olması için tırpana vurulan demir: Tırpanı yeni gadaklattım. Kadar. Manda yavrusu. Kunduracıların kullandıkları ufak çivi. (Güdül, Gölbaşı Çankaya Ankara). İki nesneyi tutturmak için kullanılan bir ucu sivri, diğer ucu başlıklı ağaç ya da tahta çubuklar. (Şehitali Ankara).
KADAN
Kadar. Kadar (Moymul köyü). Kadar (bk. gada, kada, kadar). Kadar, bk. kadar.
ÖRÜŞMEK
Kavgada birbirine girmek.
İSKOTA
Yelkenleri açmak ve tutmak için alt köşelerine bağlanan halat, zincir ve palangadan oluşan donanım.
MİYELOMENİNGOSEL
Omuriliğin ve onu çevreleyen zarların omurgadaki bir kusurdan dışarıya doğru fıtıklaşması.
ÜRMEK
Havlamak. Kavgada bağırmak, kötü söylemek. Gevezelik etmek, söze karışmak. Üfürerek şişirmek. Bağırmak: Çocuk durmadan ürüyor. Konuşmak. Üfleyerek şişirmek. Eski türkçe ürmek: havlamak. Ürümek, ulumak, havlamak. 1.Şişirmek, üfürükle şişirmek. Köpek havlamak: Köpek ürdükçe gız büyürmüş. Üfürmek, üflemek. Seçmek, ayırmak.
ALAMA
El ile tutulup atılabilecek büyüklükteki taş parçası: Dünkü kavgada bir alama da bana geldi. Sert ağaçtan yapılan, üzeri oyma işlemeli ve gece gezerken taşınan sopa. Ele alınıp atılacak büyüklükte, yuvarlak taş. Yumruk büyüklüğünde taş.
SANGADAK
Ansızın, birdenbire : Sangadak çocuk düştü. Birden.
DALAŞGA
Telâş, acele etme: O işi bitirmek için hiç bir dalaşgada bulunmadı.
SUNTA
Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan, sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılmış olan tahta.
GUVAŞLANMAK
Vurmaya yellenip vurmamak: Kavgada çok guvaşlandı ama gene de bir şey yapamadı.
BOZİLLİ
Eti yenen, kargadan biraz küçük bir kuş.
ANSIZIN
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.
LANGADA
Çabucak : Tepenin öte yüzüne langada aştı.
KİFOLORDOZ
Omurgada kamburluk ve içe doğru çökme durumunun enzootik bulunuşu.
SUHOROZU
Kızıl renkli, kısa kuyruklu kargadan daha büyük horoz biçiminde bir kuş.