Kelimeler arşivinde; içinde "fret" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fret bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu fret ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fret olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KÜFRETTİRMEK
KÜFRETTİRME
KÜFRETMEK, FRETBOARD
KÜFRETME, FRETLESS
FRETTED
GOFRET, MEFRET, MÜFRET, NEFRET, NİFRET, ŞİFRET
FRET
FRET
Telli çalgılarda klavye üzerinde notaların yerlerini belirlemek amacıyla bölümlenmiş ve parmakla basılan aralık. Perdeleri birbirinden ayıran demirler.
KÜFRETTİRMEK
Küfretme işini yaptırmak.
KÜFRETMEK
Sövmek.
NİFRET
Arapça kökenli nefret: nefret.
MEFRET
Kocaman, iri, büyük, muazzam.
MÜFRET
Teklik.
GOFRET
Üzeri petek biçiminde, arasında krema bulunan, bisküviye benzer tatlı, hafif bir yiyecek.
KÜFRETME
Küfretmek işi, sövme.
KÜFRETTİRME
Küfrettirmek işi.
FRETLESS
Perde demiri bulunmayan telli çalgı türü.
ŞİFRET
Gösteriş.
FRETTED
Perde demiri bulunan telli çalgı türü.
FRETBOARD
Gitar sapının tellerin de geçtiği parmakla basılan ön yüzü.
NEFRET
Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu. Tiksinme, tiksinti.
Bu bölümde tanımı içerisinde FRET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MELUN
Tanrı tarafından lanetlenmiş olan, lanetli. Lanetlenmiş kimse. Nefretle karşılanan, kötü.
OKUMAK
Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
MİZANTROP
Merdümgiriz. İnsandan nefret eden (kimse).
YUF
Kınama, üzüntü, nefret bildiren bir söz.
BUĞUZ
Kin besleme, nefret etme.
İĞRENMEK
Bir şeyi tiksindirici bulmak, istikrah etmek. Aşağılık, bayağı bulmak, hoşlanmamak, nefret etmek.
KARGIŞLI
Tanrı'nın ve insanların nefretine, lanetine uğramış, melun, lanetli.
AŞERMEK
Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı aşırı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek, tiksinmek.
SÖVMEK
Onur kırıcı, çoğu basmakalıp kaba sözler söylemek, küfretmek.
SÖVME
Sövmek işi, sövgü, küfretme. Bir kimsenin namus, onur ve kişiliğine yapılmış olan her türlü saldırı.
ULAN
Ey. Öfke ve nefret anlatan bir seslenme sözü.
KARGIMAK
Birine, Tanrı'nın, insanların sevgi ve ilgisinden yoksun kalıp nefretlerine uğraması dileğinde bulunmak, ilenmek, kargışlamak, lanet etmek, lanetlemek.
PERDAHLAMAK
Aprelemek. Sövmek, küfretmek. Birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışmak.
MENFUR
Nefret edilen, iğrenç, tiksindirici.
TEKLİK
Tek, bir olma durumu. Kelimelerde bir varlığı veya çekimli fiillerde bir kişiyi bildiren biçim, tekil, müfret, çoğul, çokluk karşıtı: öğrenci-y-im, ev-i-m, gel-di-m vb. Lira.
YEZİT
Nefret edilen kimseler için kullanılan bir söz. Hilekâr, sahtekâr.
TİKSİNTİ
Tiksinme işi, tiksinme, nefret.
TİKSİNME
Tiksinmek işi, ikrah, istikrah, nefret.
SIVAMAK
Sıva ile kaplamak, sıva vurmak. Bulaştırmak. Harcı bir yere vurmak. Küfretmek. Okşamak, sıvazlamak. Kolu, paçayı yukarı çekip toplamak veya kıvırmak.